Mesleğimde ne öğrendiysem kendisinden öğrendiğim “usta”m Ahmet Güner Elgin’i rahmet, saygı ve özlemle anıyorum.

Ahmet Güner Elgin Iskender Özsoy

Ustam hakkında yazmak, onu anlatmak benim için çok zor.

Korkarım onu yanlış anlatmaktan, incitmekten.

Evet sertti. Eblehlere/eblehliğe prim vermezdi.

Kolay beğenmezdi, dünyasına kolay girilemezdi.

Ben o dünyaya girdiğimi yanına çırak yazıldıktan altı yıl sonra İstanbul (Yeni İstanbul) gazetesinde çalışırken fark ettim.

O sabah İstanbul’un büyük salonuna girdiğinde elindeki gazeteye eliyle havada bir tur attırdıktan sonra “Birinci sayfayı kim yaptı?” diye sordu.

Ben yapmıştım.

Behçet Necatigil’in ölüm haberini de kullandığım bir sayfaydı.

Çekine çekine, “Ben yaptım…” dedim.

Yanıtı sadece “Güzel olmuş.” oldu.

Bu, hakkımdaki ilk güzel sözüydü.

Çıktım üst kata, odasına girdim.

Cesaretimi toplayıp ne demek istediğini sordum.

Yanıtı yine çok kısaydı: “Güzel olmuş dedik ya…”

Bu benim için çıraklıkta epeyce yol alığımın işaretiydi.

Ahmet Ağabey’le Sabah, Ortadoğu, Son Havadis, İstanbul, Ayrıntılı Haber, Yeni Günaydın ve Milliyet gazetelerinde birlikte çalıştık.

Ortadoğu demişken onun mesleğimizin kutsallığına inancını belgeleyen şu yaklaşımına da yazmalıyım.

Günlerden bir gün Türkeş’in gazeteyi ziyaret edeceği haberi geldi.

Ben ve bir iki arkadaş o gün siyasi tavır alarak gazeteyi terk ettik.

Baktım, gazetenin genel yayın müdürü Ahmet Ağabey de Sultanahmet’e doğru gidiyor.

Aradan ne kadar geçti, hatırlamıyorum.

Türkeş’e karşı neden öyle davrandığı sorduğumda “Benim Türkeş’i sevdiğimi biliyorsun. O gün gazetede kalsaydım ziyaretten etkilenip duygusal davranır, haberlere yorum katabilirdim. O nedenle Türkeş’i karşılamadım.” demişti.

Bu aslında bir dersti ve ben dersimi almıştım.

Ustam yıllar sonra bu davranışına TGC’nin günlük yayını Bizim Gazete’nin muhabirleri Nihal Kocabay ve Sabine Erkuş’un kendisiyle yaptıkları söyleşide, “Siz politik görüşlerinizi gazeteci kimliğinizden ayırmayı başardınız mı?” sorusuna verdiği yanıtla açıklık getirmişti: (*)

“Gazetecinin politik davranması onu yaralar. Benim de politik görüşlerim var ama ben iktidarda sevdiğim bir isim, bir parti olsa bile kendimi onlardan soyutlayıp çalıştım. Ben Milliyetçi Hareket Partisi'nin fikirlerine bazı noktalarda -siyasi olmayan- taraftar olan birisiyim. Bir gün Alparslan Türkeş, Ortadoğu gazetesine geleceğini haber vermişti. Ben görevi diğer sorumlu arkadaşlara devrettikten sonra gazeteden ayrılıp Sultanahmet Parkı'nda gezdim, Türkeş gidince de gazeteye döndüm. Ben o gün, Türkeş'le muhatap olmamdan dolayı mesleki açıdan bir ziyana uğrarım diye endişemden, kendime güvenmediğimden gitmedim. Angaje olurum diye kaçtım. Ertesi gün bir şey yapsam ‘Türkeş ziyarete geldi bunu yaptı.’ derler.”

Ustam Ahmet Güner Elgin 3 Ekim 2018 tarihinde ölmüştü.

Rahmetle anıyorum.

..........

(*) Bu söyleşi 5 Nisan 2010 tahinde yayınlandı.