Çocuk yetiştirirken anne – babaların en sık başvurduğu davranışlardan biri, çocuğun davranışlarını başka çocuklarla karşılaştırmaktır. ‘Bak arkadaşın ne kadar başarılı.’ ‘Kardeşin senin yaşındayken bunları yapardı.’ ‘Kuzenin senden daha çalışkan.’ gibi
Bu sözlerin amacı özünde çocuğu motive etme amacı taşısa da, çocuğun dünyasındaki anlamı daha derindir. Çocuk özellikle küçük yaşlarda, kendisiyle ilgili değerlendirmeleri büyük ölçüde çevresindekilerin tepkileri üzerinden oluşturur. Bu nedenle sürekli kıyaslanan çocuk zamanla yalnızca yaptığı bir davranışın yeterli olmadığını değil, kendisinin de yeterli olmadığını düşünmeye başlar.
Çocukların gelişim hızları, yetenekleri, ilgi alanları ve kişilik özellikleri birbirinden farklıdır. Bir çocuğun matematik de başarılı olması, farklı bir alanda başarılı olmasını gerektirmez. Sürekli başkalarıyla karşılaştırılan çocuk zamanla kendi güçlü yanlarını görmek yerine, güçsüz taraflarına odaklanmaya başlar. Ben neden onun kadar başarılı değilim, ya da ben yeterince iyi değilim soruları çocuk da yerleşir. Bu durum özellikle akademik başarı, fiziksel görünüm, sosyal ilişkiler ve kardeşler arasındaki farklılıklar üzerinden yapılan kıyaslamalarda belirginleşir.
Bir çocuğun gelişiminde anne – babaların onayını almak önemli bir yer tutar. Çocuk sürekli olarak başka bir çocukla kıyaslandığında anne – babasının sevgisini başarı düzeyiyle, yeterli olduğu konularla bağlamaya başlar.
Başarılı olursam değerliyim, başarısız olursam değerim yok, şeklinde bir düşünce geliştirebilir. Bu bakış açısı çocuğun ilerleyen yaşlarında da yalnızca başarılarının üzerinden değer göreceği algını yerleştirir. Oysa çocuğun ihtiyacı olan düşünce ‘başarılı olduğun için değil, seni sen olduğun için seviyorum ve sana değer veriyorum’ düşüncesidir.
Çocuğun başka çocuklarla kıyaslanması yerine onun kendi gelişiminin takip edilmesi ve değerlendirilmesi önemlidir. ‘Geçen ay bunu yapmakta zorlanıyordun ama denedin ve başardın’ şeklindeki ifadeler çocuğun ilerlemesini fark etmesine destek olur. Burada önemli olanın sonucu takdir etmek değil çabayı ve ilerlemeyi takdir etmek olduğu unutulmamalıdır.
Çocukları kıyaslamak aileler tarafından kısa vadeli motive edici bir güç olarak yanlış değerlendirilmektedir. Bu kıyaslamalar ilerleyen dönemde motivasyon kaybına, yetersizlik duygusuna, başarısızlık korkusuna ve aile içinde ilişkilerin zedelenmesine yol açar. Anne babaların amacı, çocuklarını başkalarına benzetmek olmamalıdır. Her çocuk farklı bir gelişim hızında ilerler. Burada da vermemiz gereken en önemli mesaj çocuğun başkalarından daha başarılı olduğu için sevildiği değil, kendisi olduğu için sevildiği ve değer gördüğüdür.