Sesi Nimet, Sözü Senetti

Türkiye sahnelerinin ilk “kuyruklu yıldız”ı, çalıştığı gazinoların “bereket kapısı” Zeki Müren 30 yıl önce bugün vefat etmişti.

Kalp ve şeker hastalığı yüzünden 1980’de sahne hayatından uzaklaşarak çok sevdiği Bodrum’da inzivaya çekilen, son konserini 8 Eylül 1984 tarihinde Bodrum Kalesi’nde veren Zeki Müren 24 Eylül 1996 Çarşamba günü TRT İzmir Televizyonu’nda kendisi için düzenlenen törende kalp krizi geçirerek öldü. 65 yaşındaydı.

Bir kuyruklu yıldız gibi hayatımızdan kayıp giden “Zeki”nin son sözleri “Beni düşürmeyin. Küçük düşerim…” oldu.

Türk halkı onu ölümüne dek hep zirvede tutu. O da velinimeti dinleyicilerine hiç kabalık yapmadı. Halkın değerlerine saygı gösterdi. Ramazanlarda sahneye çıkmadı. Sahneye içkili olarak adım atmadı, sahneden ayrılırken dinleyicilerine sırtını dönmedi.

Sanat hayatı boyunca hiç menajeri olmadı. Her anlaşmayı kendi yaptı, anlaşmalarda verdiği söz “Zeki Müren sözü.” diye tarihe geçti.

YAKARÇELİK’İN TANIKLIĞI

İstanbul Radyosu’nun değerli solistlerinden Tülin Yakarçelik kendisiyle yaptığım röportajda arkadaşı Zeki Müren’i şöyle anlatmıştı. (*)

“Herkes Zeki Müren'i farklı tanır, ben çok daha farklı tanıyorum. Onda gördüğüm centilmenliği hiçbir erkek arkadaşımda görmedim. Onun inceliğini, zarafetini anlamak için yaşamak lazım. O benim için zarafetin temsilcisi bir kişidir. Zeki Müren'in tahsil yapmaya ihtiyacı yoktu. O doğarken beyninde her şeyi getirmiş. Sadece icrasını yapıyordu. Bence birçok özelliği bünyesinde toplamıştı. Onun bütün hücrelerinde sanat vardı.”

MÜREN’İN BODRUM SEVDASI

Zeki Müren 17 Ekim 1986 tarihinde meslektaşım Cenk Kargı’ya yazdığı mektupta Bodrum sevdasını söyle anlatmış:

“Bodrum bir tılsım, Bodrum bir büyü, Bodrum tarifi imkansız bir tutkudur.

Bodrum’da mavi, maviden daha mavi; beyaz, beyazdan daha aktır.

Her şey sıcaktır Bodrum’da.

Davranışlar içtendir, dostluklar gerçektir, insanlar candandır.

Mitolojide büyük yer kapsayan enfes koylarında, insan apayrı bir dünyayı yaşar.

Ya Bodrum’un geceleri?

Geceler uzun, upuzundur Bodrum’da.

Rüzgar bir başka eser, yaprak bir başka kımıldar, deniz bir başka ışıldar ve de gözler bir başka buğulanır Bodrum gecelerinde.

Yeni aşklar doğar, yeni sevecenlikler filizlenir ve de ömür boyu süren hakiki dostluklar perçinlenir bu tılsımlı gecelerde.

Bodrum, büyük üstat rahmetli Cevat Şakir’e çok şey borçludur. Bizler o büyük insanın Bodrum’a diktiği palmiyelerin bir tek dalı olabildiysek, kendimizi mutlu sayarız.

Bodrum halkı samimidir, esprilidir, sevdiğini candan sevip bağrına basmasını bilir, saygılıdır.

İklim olarak Bodrum, ömrü uzatan bir niteliğe sahiptir.

Altı ay süren yazı ve ılıman geçen kışı ile her bünyeye yararlıdır. Bodrum’da nem oranı o kadar ölçülüdür ki, bu olay zaten şifa olarak ele alınabilir.

Bendeniz dokuz yıllık Bodrumluyum. Ömrümün en güzel yazlarını bu şirin ve eşsiz beldede yaşadım. Yorgun kalbim, burada daha olumlu, daha duygulu, daha verimli atıyor. Mutluyum.

Bodrum beni büyüledi ve ben bu büyünün bozulmamasını yürekten diliyorum.

Saygılarımla, efendim.”

……

(*) Bizim Gazete. 8 Ocak 2001.