Bir çocuğun ya da bir gencin başka bir insana zarar vermesi çoğunlukla bizler için anlaşılmazdır. İlk tepkimiz ‘neden böyle yaptı?’ ‘nasıl bu kadar acımasız olabildi?’ şeklindedir. Oysa yapılan psikolojik araştırmalar çocuk ve gençlerdeki şiddet davranışlarının bir nedene bağlanamayacağını göstermektedir.

Şiddet, çocuğun bireysel özellikleri, aile ilişkileri, akran çevresi, okul deneyimleri, yaşadığı travmalar, madde kullanımı, sosyal çevresi ve öğrendiği davranış kalıplarının birbiri ile etkileşimi sonucu ortaya çıkar. Şiddet davranışını anlamanın en iyi yolu da neden yaptı sorusuna cevap aramak değil, hangi gelişimsel süreçler sonucunda bu davranış ortaya çıktı sorusuna cevap aramaktır.

Çocukların saldırgan davranışlarının belirli bir kısmı gelişimin doğal dönemlerinde görülebilir. Örneğin küçük bir çocuk istediği oyuncağı alamayınca arkadaşına vurabilir, bağırabilir veya itebilir. Çocuk büyüdükçe sosyal becerilerini geliştirmeye ve dürtülerini bastırmaya – kontrol etmeye başlar. Bu nedenle de şiddet içeren davranışların azalması beklenir. Ancak saldırganlık kalıcı hale geliyorsa, giderek artıyor, başkalarına zarar verme davranışına dönüşüyorsa bu durum artık farklı değerlendirmelere tabi tutulması anlamına gelmelidir.

Yapılan araştırmalar saldırganlığın farklı biçimleri olduğunu bizlere göstermekte: fiziksel saldırganlığın yanı sıra, tehdit, dışlama, küçük düşürme, dedikodu yapma-yayma gibi dolaylı veya ilişkisel saldırganlık biçimleri de bulunuyor. Büyük ölçekli yapılan analizlerde çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıkan saldırganlıkların sosyal ve psikolojik uyum sorunlarıyla ilişkili olduğu görülmektedir.

Çocukların şiddeti öğrenme biçimleri de farklılıklar gösterir. Ancak buradaki en etkili faktör çocuğun gözlemlemesidir. Örneğin çocuk evinde sorunların bağırılarak çözüldüğünü, tehdit ve fiziksel şiddetin kullanıldığını görüyorsa; onda oluşan mesaj ‘güçlü olan istediğini alır’ mesajıdır. Bu aşamada çocuk şiddeti sorun çözme yöntemi olarak öğrenir. Yetişkinlerin sorunları çözme yöntemleri çocuklar için şiddet yanlıştır sözünden daha etkili bir öğrenme metodudur.

Çocukların davranışlarının sınırlandırılması, kurallar konulması elbette gereklidir. Ancak sınır koymak demek sert cezalar vermek değildir. Yapılan araştırmalar aşırı sert, reddedici, tutarsız veya ilgisiz ailelerin uyguladıkları ebeveynlik biçimlerinin çocuklarda saldırgan davranışları arttırdığını göstermektedir. Yakın tarihli yapılan bir araştırmada 163 bin civarında çocuk ve ergenin verileri incelenmiş, olumlu ebeveynlik ile zorbalık davranışı arasında ters yönlü, sert ve ilgisiz ebeveynlik ile zorbalık arasında ise pozitif yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ancak burada elbette her şiddet uygulayan çocuğun ailesi için şiddet içeren davranışlar uyguladıkları sonucuna ulaşamayız. Uzun süreli sert yaklaşım, reddedilme durumu, ilgisiz ve tutarsızlık barındıran aile ortamlarının riskli çocuk ve ergenler yetiştirmeye yatkın olduğunu söylenebilir.

Bazı çocuklar kendisini tehdit altında hissettiği için ya da sosyal çevrelerinde yer edinebilmek içinde şiddete yatkınlık gösterebilirler. Aslında bu davranışların hepsinin altında yatan neden görünebilir, anlaşılabilir ve sevilebilir olmak ihtiyacıdır. Ayrıca tüm saldırgan çocuklarda aynı psikolojik profil kalıbına sokulmamalıdır. Bir çocuk korktuğu için saldırabilir. Bir başka çocuk öfke sorunu olduğu için, bir diğeri arkadaş gurubunda kabul görmek için saldırganlık yapabilir. Bir başka çocuk ise tamamen psikolojik sorunlarından kaynaklı şiddet ve öfke eylemleri gerçekleştirebilir.

Psikolojik temelli araştırmalar şiddetin öğrenilebilir, pekişebilir ve sosyal çevre tarafından desteklenebilir bir davranış olduğu kadar, doğru müdahalelerle değiştirilebilir olduğunu da göstermektedir.

Çocuğun ne yaptığını bilmek önemlidir. Ancak bunun kadar önemli olan diğer sorularda;

Neden buna ihtiyaç duydu?

Şiddet onun için ne işe yarıyor?

Neyi kontrol etmeye çalışıyor?

Neden korkuyor?

Hangi duygusunu ifade edemiyor?

Hayatında şiddetin yerine koyabileceği başka olumlu hangi yollar var?

Çocuklarımıza öfkelendikleri anda ne yapabileceklerini öğretmek bu davranışın değişmesinde gerçekten önemli bir yol oynayabilir.