Her alanda olduğu gibi özellikle sağlıkta da karşılaşılan sorunları çözüme kavuşturmak için alternatif öneriler geliştirilmeli ve hayata geçirilmelidir.

Sağlık Bakanlığı bünyesinde sağlık kurumlarından (Aile hekimliği, hastaneler) ve vatandaşlardan gelen öneri ve şikayetleri değerlendirip çözüm üretecek yetenekli, uzman kişilerden oluşan ve sözü dinlenen bir birime ihtiyaç vardır. Belki de böyle bir sistem mevcut, ama fonksiyonel gözükmüyor.

Değerli bakan Memişoğlu’nun iyi niyetli ve önerilere olumlu bir yaklaşım içinde olduğuna inandığımdan vatandaş olarak benim de bazı önerilerim olacak.

1.- 65 yaş üstündekiler neden tamamlayıcı sağlık sigortası yaptıramıyor?

Tamamlayıcı sağlık sigortası, SGK güvencesi olan kişilerin özel hastanelerde fark ücreti ödemeden veya düşük katkı payıyla tedavi olmalarını sağlayan bir sigorta türüdür.

65 yaş üstündeki bu konuda sigorta şirketlerine başvurarak tamamlayıcı sigorta yaptırmak istediklerinde, ya yapmıyoruz diyorlar veya geçmişte hangi hastalıklar geçirdiklerini hastane kayıtlarından getirmeleri isteniyor. Kendileri de ayrıca inceleme yapmaktadırlar. Tespit edilen hastalıkları sigorta kapsamı dışında tutarak yüksek ücretle tamamlayıcı sağılık sigortası yapanlar var.

65 yaş üstündekiler daha önce böyle bir sigorta yaptırmış ve kesintiye uğratmadan devam ettirmişlerse fazla sıkıntı yaşamıyorlar.

Eski kronik hastalıklarının hiçbirine ben bakmam, diğer sağlam organların için ancak sigorta yaptırabilirim anlayışı, özel dahi olsa sağlık hizmetlerine erişme hakkına aykırı olduğu gibi insani ve ahlaki de değildir. Büyüklerimize saygısızlıktır.

2.- Özel sağlık kurumlarından faydalanan milletvekili ve yüksek yargı organı eski ve yeni üyeleri ile bakmakla yükümlü oldukları aile efratları için yapılan ödemeler.

15 Temmuz 2016 darbe girişiminden birkaç gün sonra çıkarılan bir olağanüstü kanun hükmünde kararname ile, olağanüstü durumla ilgisi olmamasına rağmen Anayasa, Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay eski ve yeni üyeleri ile bakmakla yükümlü oldukları aile efratları özel hastanelerden yararlanmalarına olanak sağlandı. Zaman içinde bu imkanlar diğer gruplara teşmil edilmelidir.

Kamuda müsteşarlık, bakan yardımcılığı, genel müdürlük vb. hizmetlerde bulunanlardan sağlık için yüksek primler ödenmekte, ancak bir ayrıcalık söz konusu olmamaktadır.

Eski ve yeni milletvekilleri ve bakmakla yükümlü aile efratları, serbest hekim, diş hekimi, klinik, poliklinik, teşhis ve tedavi merkezi, tıp merkezi, dal merkezi olarak ruhsatlandırılanlar ile yetkili makamlarca özel hastane olarak sınıflandırılanların sağlık kurum ve kuruluşu niteliği esas alınmak suretiyle kurumca bunlarla yapılan sözleşmelere dayanarak sağlık hizmetlerinden yararlanmaktadırlar. Bu gerçek ve tüzel kuruluşlar verdikleri hizmetin karşılığı olarak düzenledikleri faturaları TBMM ye gönderiyorlar. Meclis bünyesinde konu ile ilgili oluşturulan birim bu faturaları inceliyor, sorun yoksa ödeme gerçekleşiyor. Bu ödemler TBMM bütçesinden yapılıyor.

Gerek milletvekilleri ve gerekse özel sağlık kuruluşlarından yararlanan diğer kişiler için sigorta şirketleriyle pazarlıklar yapılarak, bunların özel sigorta kapsamına alınmaları konusunda gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Maliyetin düşeceği ve dolayısıyla bütçeye yükün azalacağı kanaatindeyim.

3.- Aile hekimlikleri operasyonel hale getirilmelidir.

Zamanı geldi sanırım. Aile hekimlikleri sadece ilaç yazan kuruluşlar olmamalıdır. Şimdilik benim bildiğim iğne yapma ve kan tahlili için aracılık etme hizmeti de vermektedirler.

Geçenlerde eski AKP Aksaray Milletvekili eczacı Ahmet Yaşar ve eski AKP Mardin Milletvekili eczacı Nihat Eri ile sağlık hizmetlerinde yapılması gerekenler ile ilgili fikir teatisinde bulunduk. İki değerli milletvekilimizin çok önemli ve değerli önerileri oldu.

Ahmet Yaşar uzun yıllar Almanya’da yaşadı. Almanya’daki aile hekimliklerinin operasyonel olduklarını, gerekli cihaz ve donanıma sahip olduklarını söyledi. Burada her vatandaş rahatlıkla bu hekimliklere başvurabilmektedir. Burada her türlü tetkikleri yapılmaktadır. Üstesinden gelemedikleri hastalarını bir raporla ilgili hastanelere sevk etmektedirler.

Ahmet Yaşar bir hatırasını da anlattı. Tanıdığı bir aile hekimine hastaneye sevki için ricada bulunmuş, aile hekimi ısrarını kıramayarak hastaneye sevk etmiş. Ancak hazırladığı rapor, hastanedeki ilgili doktor tarafından kabul edilmemiş ve ciddi bulunmamıştır. Doktor ayrıca aile hekimini arayarak azarladığını ve denetimlerin ciddi şekilde yapıldığını söylüyor.

Aile hekimliklerimizde bazı cihazların yavaş yavaş yer alması gerekir. Ultrason cihazı gibi. Elbette bu cihazları kullanacaklara gerekli eğitimler verilmelidir.

Bakanlığımızın bu iki değerli sağlıkçı milletvekillerimizden yararlanması gerekir.

4.- Engellilerimiz sağlık kurullarından iş yoğunluğu nedeniyle randevu alamamaktadırlar.

Bir yakınımın çocuğu iki ayaktan yoksun bir engelli. Sanırım yüzde 94 engelli. Raporunun süresi 15 gün önce bitti. Raporunu yenilemek için hiçbir hastane sağlık kurulundan randevu alamadı. Doğrusunu isterseniz ben de bir arkadaşım kanalıyla ilgilendim ama maalesef randevu alamadık.

Bu kişilerin her yıl rapor almalarının gerekip gerekmediği ayrı bir tartışma konusudur. Ayakları geri gelmeyecek nasılsa.

İnsanlarımıza zorluk yerine kolaylık sağlamamız ve üzmememiz gerekir.

Ben sağlık konusunda uzman değilim. Sürçü lisan ettiysem af ola.