İstanbul Ticaret Odası seçimleri 27 Ekim 2026 Salı günü Yeşilköy’deki İstanbul Fuar Merkezinde (İFM) yapılması planlanıyor. Oda seçimleri Ekim ayında başlar, Kasım ayı içinde bitirilir.
Odanın 800 bin civarında üyesi vardır. Açık kaynaklara göre Paris’ten sonra dünyada üye bakımından ikinci sıradadır.
Odanın organları: Meslek Komiteleri, Meclis, Yönetim Kurulu ve Disiplin Kuruludur.
Bu organlara seçilenler 4 yıl hizmet yapmaktadırlar.
Oda organ seçimlerine seçmen (oy kullanma) sıfatıyla iştirak edebilmek için; seçim tarihi itibariyle en az iki yıldır odaya kayıtlı, aidatını ödemiş ve 18 yaşını doldurmuş olmak gerekir. Tüzel kişilerin gerçek kişi temsilcileri için, ana sözleşmeye uygun şekilde temsil ve bağlayıcı işlem yapmaya yetkilendirilmiş ve ticaret siciline tescil edilmiş olması da gerekiyor. Ayrıca, ticaret şirketlerinde, şirketin ortağı ve/veya yöneticisi olması ve şirketi temsil ile bağlayıcı işlem yapmaya yetkili bulunması şarttır.
Oda organlarına seçilebilmek için; seçim tarihi itibariyle temsilci olacakların 25 yaşını doldurmuş ve okur-yazar olması, iflas etmiş olmaması ya da itibarını hükmen yeniden kazanmış olması gerekir. 5 yıl veya daha fazla süreyle mahkum olmaması, zimmet, rüşvet, irtikap vb gibi suçlardan da hüküm giymemesi lazım. Ayrıca seçmen için öngörülen bazı koşullar bunlar için de geçerli.
Odanın 81 meslek komitesi var. Perakende Ticaret, Toptan ve Dış Ticaret, Kuyumculuk, Bilgi Teknolojileri, Kağıt, Kırtasiye ve Ambalaj, Telekomünikasyon vb. gibi.
Oda disiplin kurulunun asıl ve yedek üyeleri odaya kayıtlı üyeler arasından meclis tarafından seçilir.
Oda yönetim kurulu başkanı ile yönetim kurulunun asıl ve yedek üyeleri seçimlerin kesinleşmesini takip eden en geç 2 gün içinde Meclis üyeleri arasından Meclis tarafından aynı listede seçilir.
Meclis üyeleri yukarıdaki fonksiyonları nedeniyle seçimlerde büyük rol sahibidirler. Meclis 273 üyeden oluşmaktadır.
Meslek Komitesi seçimleri ile Meclis üyeleri seçimi birlikte yapılır. Her meslek grubu için ayrı zarflarda oy kullanılır. Bu zarflara konulacak her bir oy pusulasının üstüne meslek komitesi asıl üye adayları, altına ise meslek komitesi yedek üye adayları ayrı ayrı yazılır. Meclis asıl ve yedek üyesi adayları, aynı liste üzerinde meslek komitesi asıl üyesi adaylarının yanlarına yazılarak belirtilir. Bu şekilde düzenlenen birleşik oy pusulası tek bir zarfa konulmak suretiyle sandığa atılır.
Oda meslek komitelerinin yönetimine ve Meclis üyeliğine seçilmek isteyen adaylar uzun zamandan beri çalışmalarını sürdürmektedirler. Sahada kıyasıya bir mücadele yürütülmektedir.
Üyeler ziyaret edilerek kendilerinden yetki belgesi alınmaktadır. Yetki belgesi oy kullanacak üyenin sandıktaki işlemlerini kolaylaştırmak amacını taşımaktadır.
Siyasi partiler açıktan olmasa bile kendi taraftarları adaylara destek vermektedirler. Kuşkusuz sivil toplum örgütleri de bu kervana katılmış durumda.
Aldığım bilgilere göre AKP, MHP ve BBP, Müsiad ve bazı sivil örgütler birlikte hareket etmektedirler. Muhalefetin sahada yoğun bir çalışma yürüttüğü söylenemez.
Sahada çalışmamasına ve tanınmamasına rağmen bazı kişiler Meclis üyesi olabilmek için siyasileri veya nüfuzlu kişileri devreye sokmaktadırlar. Mevcut oda başkanlarına bu yönde telkinde bulunanlar mutlaka olmaktadır. Başkanların bunlara itibar etmemesi gerekir.
Çok sevdiğim arkadaşım İsmail Azun’un kıymetli evladı Cemil Azun Telekominikasyon Meslek Komitesinin başkanıdır. Hep sahada. Onu işyerinde görmek mümkün olmuyor. Babası onun seçilmesine taraftar değil. Ne gerek var diyor. Bir bakıma haklı.
Meclis üyeleri görevleri süresince silah taşıma ruhsatı alabiliyor. Ayrıca toplantı başına huzur hakları da vardır. Sıfatlarını kullanarak devlette işlerini daha kolay yürütebilirler.
Bugünkü İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç’in tekrar başkanlığa seçileceği gözüküyor.
Başkanın, sahayı gözleyerek yoğun emek veren ve yüksek oyla seçilen Meclis üyelerinden bazılarını yönetim kuruluna alması adaletin ve emeğin hakkına saygının bir gereğidir. Şekib başkandan bu beklenir. Denebilir ki bunları Meclis seçecek. Kural böyle, ama uygulamada Başkanın büyük rolü var.
2004 yılında 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununa konan bir hüküm ile; oda ve borsalarda üst üste 2 dönem süresince meclis başkanlığı, yönetim kurulu başkanlığı, konsey başkanlığı ve birlik başkanlığı görevlerinde bulunanların aradan 2 seçim dönemi geçmedikçe aynı görevlere yeniden seçilemeyecekleri hüküm altına alınmıştı.
Ankara’daki 3 ayrı idare mahkemesi kendilerine yapılan itirazlar nedeniyle defi yoluyla yukarıdaki kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu iddia edilerek iptal davası açtılar.
Kanunun gerekçesinde belirtilen görevlere seçilmede fırsat eşitliğinin sağlanması amacıyla hükmün düzenlendiği belirtilmekteydi.
Anayasa Mahkemesi 10.1.2013 tarihli ve E:2012/128, K:2013/7 sayılı kararı ile yukarıdaki hüküm Anayasa’nın 2 ve 135.maddelerine aykırı olduğu için iptal edilmiştir.
Mahkeme kararında aşağıdaki değerlendirmeyi yapmaktadır:
“Anayasa'nın 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında gizli oyla seçilen kamu tüzelkişileri olduğu belirtilmiştir. Tüzelkişilikleri olan bu tür meslek kuruluşlarının yönetsel vesayet ağırlığı, yönetim ve mali konularda denetim yoğunluğunu getirmekle birlikte, organlarını kendi üyeleri arasından kanunda belirlenen yöntemlere göre seçmeleri ilkesi benimsenmiştir. Böylece Anayasa, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının yönetim ve işleyişlerinin demokratik hukuk devleti esaslarına uygun olması kuralını öngörmüş ve kurum içi demokratik yapıyı sağlamıştır. Kuşkusuz demokratik düzenin en belirgin niteliği de seçimlerdir. Seçimlerin adaletli bir katılım ile serbest, eşit ve genel-oy ilkelerine dayalı olarak gerçekleşmesi gerekmektedir.
Anayasa'nın 135. maddesinde öngörülen düzenleme uyarınca, oda ve borsa organlarında başkanlık yapacakların, kanunda gösterilen usullere göre seçilecekleri açıktır. Ancak bu yetki, seçim usullerinin belirlenmesiyle sınırlı olup, seçme ve seçilme hakkının kullanılmasına yönelik bir yasaklamayı içermemektedir. Kanunla seçim konusunda yapılacak düzenlemelerin demokratik hukuk devletiyle bağdaşır olması gerekir.
Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu vurgulanmış olup, hukuk devleti; hak ve özgürlükleri güvenceye alan devlettir. Kanun koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması ve keyfi davranmaması gerekir.
Demokratik hukuk devletinde temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alınması esastır. Demokratik hukuk devleti ilkesinin vazgeçilmez unsurlarından birisi de özgür, genel, eşit ve gizli oya dayalı, hoşgörü, açık fikirlilik ve çoğulculuk anlayışı içerisinde ilgililerin birbirleriyle rekabet edebildiği dürüst ve düzenli seçimlerin varlığıdır. Bu şekildeki bir devlette yönetime gelmede ve ayrılmada tek yol seçimler olup, buna ilişkin yasaklar 'demokratik hukuk devleti ilkesi'yle bağdaşmaz.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile odalar ve borsaların meclis başkanlığı, yönetim kurulu başkanlığı, konsey başkanlığı ve Birlik Başkanlığı gibi görevlere 'seçilme hakkı' demokratik bir haktır. İptali istenen kurallarla, Anayasa'nın 135. maddesinde öngörülmeyen belli süre başkanlık yapanların aradan sekiz yıl geçmedikçe yeniden seçilemeyeceklerine ilişkin yasağın demokratik gereklerle izahı mümkün değildir. Bu yasak seçime katılan üyelerin kanaatinin serbestçe oluşmasını engellediğinden üyeler yönünden 'seçme' adaylar yönünden 'seçilme' hakkına müdahale oluşturmuştur. Kamu kurumu niteliğinde olsa da sivil toplum örgütlerine bu tür seçilememe yasakları getirilmesi demokratik hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmayacağından Anayasa'ya aykırılık oluşturur.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kurallar, Anayasa'nın 2. ve 135. maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir.”
Kanunlara değil Anayasa’ya bir kural konmazsa bu organlara seçilenlerin yerine yenilerinin gelmesi mümkün gözükmemektedir.