İlaç olsa içme düşman tasından

Sakın taş attırma dost arkasından

Kim ikiyüzlüyse tut yakasından

Bir yüzüne bir de canına tükür.

(Abdurrahim Karakoç)

Seksen beş milyonumuzun iş ve ülkü birliğiyle bağımsızlık ve uygarlık savaşını da katarak, ekonomik savaşımızı kazanmak zorunda olduğumuz bir sırada, yüzyıl öncesinin Türklere yapılmış ihanet yaralarını yeniden deşmek için elbirliği ile kaşımanın ve deşmenin hiç bir tarafa faydası yoktur.

Bu şer odakların bize yeni baştan aylar ve yıllar kaybettirecek olmasına, Türk milleti olarak asla müsaade edemeyiz.

Türk vatanı ve Türk topraklarında; Kürtçülüğü (Kürt milliyetçiliğini) vicdan özgürlüğü diye, kardeşlik parolası adı altında saklayanlar ve saklananlar, unutmasınlar ki; dün nasıl etkisiz hale getirildiyseler, bugünde aynı akibete uğramaya mahkumdurlar.

Türkiye devleti bu konuda bütün milleti ve kurumlarıyla teknik ve teknolojik olarak zirvede ve hazır beklemektedir.

Perde arkasında olan manipülasyon iç aktörleri:

PKK ve yandaş parti DEM, sözde Kürtler, Ermeni kürtler, Kürtçülüğe bürünmüş ajanlar, sahte sağ, sahte sol, sahte Atatürkçü, sahte çağdaş olanlar, sahte dinci, hilekâr tarikat ve tüccar cemaat müritleri ve daha nice bileşenler sizleri de iyi tanıyoruz.

Şu halimize bak!..21.Yüzyıla girdiğimizde bir tutturdular Kürt sorunu.. Hani zengine kırk gün fakir dersen fakir olur benzetmesi var ya, aynı oldu. Bu zamanımızın suni gündemini de bu provokasyon aksiyonları oluşturdu.

Dış etkenler:

Devletimin yetkili organları biliyor da yine ben birkaç olanı yazayım. Yabancı ajanslar, faşist Kürt ulusal federasyon dernekleri, Irak Bölgesel Kürt yönetimi (KDP) ve (IKBY). Ermeni örgüt VoMA. Rusya (LDPR), Birleşik Rusya partisi (Yedinaya Rossiya). Yunanistan (SYRIZA), Rouvikonas. İngiltere İşçi parti (Labaur)..

Bunlar yetmiyor gibi şimdi, PKK'nın iç hain odaklar olan sempatizanları birşeyler uyduruyor. "Türkleşmiş Bizanslılar", "Müslüman edilmiş Rumlar"', " Müslüman edilmiş Bulgarlar", "Müslüman edilmiş Yunanlılar" gibi fitne ve dezanformasyonlar ile Türkleri birbirlerine düşman etmeye kalkışıyorlar. Hatta buna şarkılar bile uydurup servis ediyorlar.

Hiç bir devlet otoritesinin bozulmasına müsaade etmez. Efendim, insanlara dil ve ırk baskısı hoş değil.. Öyle ama birde örneklerini görmek gerek: Bugün bu istedikleri tavizleri, İspanya'ya uygularsan hemen pat diye 5 devlete ayrılır. Fransa'da öyle olur. Bu gibi ülkeler ayrılıkçı fikirlere izin verdikleri hiç görülmüş mü, duyulmuş mu?

Türkiye resmi dili Türkçe'dir. Bunu yok edersen ülkenin bütünlüğü gider. Bunu hâlâ anlamamaya çalışan taşkafa hayalperest kişiler var.

Buna dikkat derim!..

Unutmayalım ki, örgütleşme, dernekleşme, folklör, konser, müzik bile ayrışma ve etkileştirmenin başlıca ana faktörleridir. Şayet bunlara müsaade ve hoşgörü ile yaklaşılırsa, sonucun pek hoş şeyler ile karşılaşılacağını sanmıyorum.

Bakınız;
20. Asırın başlarında saltanat (Taht) sevdası ile akılalmaz tavizlerin sonucu; koca İmparatorluk talimâr olmuştu. Şükürler olsun ki, yiğit bir Türk Başbuğu ATATÜRK, Türkiye Cumhuriyetini kurdu ve vatanımızı bize emanet ederek, "Ne mutlu Türküm diyene" ve " Türk övün, çalış, güven" dedi. Bizler o ruhla yetişmiş insanlarız. Ama o ruh, 1950'den sonra uykuya daldı mı bilmem ama, bildiğim şey; zamanı geldiğinde, her Türk, titrer ve kendine döner...

Vurulan her bıçak iner derine

Ve bıçak kemiğe dayanır birgün

Ey gaddar budala boşa sevinme

Uyuyan bir millet uyanır birgün.

(Abdurrahim Karakoç)

Kalın sağlıkla

Tanrı Türkü Korusun

Sevgi ve Saygılarımla