"Hile ile iş gören mihnet ile can verir"
Bu söz; halka zarar verici işler yapan kimselerin cezasız kalmayacaklarını anlatır.
Muhalefetin ortaya attıkları hesap sormak- hesap vermek meselesinin iktidar çevrelerinde çok sinirli bir hava yarattığı anlaşılıyor. Bu vesile ile muhalefetin iktidara geldiği takdirde, eğer varsa, haksız kazanç "Nereden Buldun Kanunu" ile hesap sorulacağını ilan etmiştir.
Halbu ki; İktidar'ın bu kanun hakkında hemfikir olarak beyanat da bulunması kamuoyunu biraz olsun rahatlatmasının haricinde, adaletin de etkilenmeden tecelli edilmesinin önünü açacaktır.
"Nereden buldun bunları"
Yolsuzluklar ve haksız kazançlar karşısında hesap sormanın bir korkutma taktiği veya temiz vatandaşlar üzerinde bir baskı yaratmak olduğunu anlamak güçtür. Uygar toplumlarda bundan daha tabii ve hukuk içi bir hareket gösterilmez. Uygar hukuk anlayışı ve hattâ suç-ceza bağlantısının hukuki prensibi de böyle bir hareketi, kanun ve hukuk dışı olarak kabul etmez.
Muhalefetin ortaya attığı ve tamamıyla hukuki temele dayanan bu hareket karşısında ilk önce kendi iç usulsüzlüklerini çözmesi gereklidir. Buna göre de, iktidar ve çevrelerinin, prensip itibariyle aynı kanaatle olduğunu açık açık belli etmesinde fayda görülmektedir.
Eğer bir insan belirlenmiş bazı vasıflardan faydalanarak bir takım yolsuz işler yapmış ve bununla bir takım haksız menfaatler temin etmişse neden hesap vermesin?
Kazanç imkânları sınırlı ve belirli olan partilerde ve kurumlarda ki bazı insanlar, kısa bir süre içinde, ne şekilde temin edebildiği anlaşılamayan servetle dikkati çekecek bir yaşama düzenine erişirse bunun hesabını neden vermesin?
Saf ve temiz vatandaşlar böyle hesapları daima vermiş ve böyle hesaplar bu olasılık dahilindeki vatandaşlar için hiç bir zaman korku ve dehşet sebebi olmamıştır.
Bir milleti ayakta tutacak olan sağlam temel, vatandaşlarının arasındaki uyum, birbirleri ile kenetlenme ve sevgidir.
Kısaca "Milli Birlik" tir.
Yoksa Türk milleti için "A" partisi veya "B" partisi olması önemli değildir. Yeterki Türk varlığını ve bakâsını korumada sadakâtli, halka hizmet konusunda azimli olmalıdır ki, sevgi ve saygı da rağbet görsün.
Türk milletinin en öncelikli isteği; hangi siyasi parti olursa olsun, yöneticileri ve üyeleri, diğer parti yöneticileri ve üyelerini düşman olarak görmemesi ve saldırma refleksinden bir an evvel kurtulmasıdır.
Eleştiri yapma, yanlışları tenkit etme ve düzelttirmeye ikna etme duygusu, demokrasiye inanç fikrinden geçer.
Demokratik idarelerin pek çoğunda mevcut olan bu usul bizde henüz yoktur. Bir milletvekilinin, Belediye veya vilayet meclisi azasının kendi partisinden başka diğer siyasi teşekekküllere gittikleri, onlarla görüştükleri hemen hemen görülmüş değildir.
Kendisini seçmemiş, kendisine oy vermemiş kimselerle temastan neden çekiniyorlar?
Milletvekili olan bu zatların herkesle temasında, her yere gitmelerinde fayda vardır, çünkü eğer iktidara mensup iseler, halkın dertlerini dinlemek, ihtiyaçlarını anlamak suretiyle onları gidermeye muvaffak olabilirlerse memlekete ve partilerine hizmet etmiş olmazlar mı?
Eğer muhalefet partisinden bulunuyorlarsa iktidar mensuplarına, davaları, dertleri söylemek, onları bilgilendirmek maksadı temin etme şansları olmaz mı?.
Bu hem memlekete, hemde kendi partilerine fayda sağlar.
Şimdi bu zatların çoğu, bir yere gittiklerinde evvelâ kendi partilerini ziyaret eder. Partililerle görüşür. Onlarda ekseriye her şeyi gül, gülistan gösterirler. Bu da hizmet ve talep isteklerin üstünü örtmekten başka bir yarar sağlamaz.
Particilik, esasen memleket için çalışmada fikir ayrılığından başka bir şey değildir.
Önemli olan memleket için, iyi ve hayırlı fikirler ile birlik, beraberlik sağlayarak hizmet etmenin yollarını aramaktır.
Kalın sağlıkla
Tanrı Türkü Korusun
Sevgi ve Saygılarımla