Doyuncana Aç Kalmak

Tıkınırcasına yeme bozukluğu, çoğu zaman fark edilmeden ilerleyen; kişinin aç olmadığı hâlde kısa sürede ihtiyacının çok üzerinde besin tükettiği ve bu sırada yeme davranışı üzerindeki kontrolünü kaybettiği bir döngüdür. Bu döngüde kişi yalnızca yemekle değil, kendi duygularıyla da baş başa kalır.

Yeme atakları sırasında normalden çok daha hızlı yemek, rahatsız edici düzeyde tokluk hissedene kadar devam etmek, açlık yokken aşırı miktarda besin tüketmek sık görülen durumlardır. Çoğu birey, ne kadar yediğinin fark edilmesinden utandığı için bu davranışı yalnızken sürdürür. Atak sona erdiğinde ise tablo genellikle aynıdır: yoğun suçluluk, pişmanlık ve kendine yönelik sert bir iç ses.

Tıkınırcasına yeme bozukluğu, tekrarlayan yeme ataklarıyla kendini gösterir. Ancak bu atakların ardından kilo alımını telafi etmeye yönelik kusma ya da aşırı egzersiz gibi davranışlar eşlik etmez. Bu nedenle beden ağırlığı zamanla artar ve çoğu birey obezite tanısıyla da karşı karşıya kalır. Yeme atakları sırasında kişi yediklerinden geçici bir haz alsa da, bu haz kalıcı bir doyuma dönüşmez. Tokluk hissi vardır ama içsel bir tatmin oluşmaz. İşte tam bu noktada, tıkınırcasına yeme bozukluğu “doyuncana aç kalmak” hâline gelir.

Tedavi sürecinde hedef yalnızca kilo kontrolü değildir. Asıl amaç, yeme davranışının arkasındaki duygusal ihtiyaçları fark etmek ve bu döngünün tekrarını önlemektir. Yeterli ve düzenli beslenmenin sağlanmasının ardından psikoterapi sürecinin devam etmesi, kalıcı iyileşme açısından büyük önem taşır.

Son yıllarda bu alanda bilinçli farkındalık temelli yaklaşımlar öne çıkmaktadır. Farkındalıklı yeme uygulamaları; bireyin açlık ve tokluk sinyallerini ayırt edebilmesini, yeme davranışını otomatiklikten çıkarabilmesini ve duygularıyla daha sağlıklı bir ilişki kurabilmesini destekler. Duyguları bastırmak yerine fark etmek, yeme ataklarının şiddetini ve sıklığını azaltabilir. Bilinçli farkındalık, kişinin dikkatini geçmiş pişmanlıklar ya da geleceğe dair kaygılar yerine içinde bulunduğu ana yönlendirmesine yardımcı olur. Bu da kontrol kaybı hissini azaltırken, bedenle yeniden bağ kurmayı mümkün kılar.

Tıkınırcasına yeme bozukluğu çoğu zaman irade eksikliği olarak etiketlenir. Oysa aynaya bakıldığında görülen, yalnızca bir beden değildir. Görülen; duyulmamış ihtiyaçlar, bastırılmış duygular ve ertelenmiş bir kendiliktir.

Gerçek doyum, tabağın dolmasıyla değil; fark etmenin başlamasıyla mümkün olur.

Kaynak: Beslenme ve Diyet Dergisi 2022, Journal of Criminology Sociology and Law 2024