"Muhalefet hürriyettir" sözü Namık Kemal'in 19. Yüzyılda Londra'da Ziya Paşa ile birlikte çıkardığı "Hürriyet" gazetesi ve fikirleri bağlamında, demokratik düzenin temel taşı olan iktidarın denetlenmesi ve ifade özgürlüğünü ifade eder.
Düşündüğünü söylemekten çekinmek endişesini duymamak, gördüğü aksak ve usulsüz bir davranışı açıkça ortaya koyabilmek ve bu hareketlerinden dolayı hiçbir baskı ile karşı karşıya kalmamak, ancak hürriyet havasının estiği ülkelerde yani beğenmediği, kendi düşüncelerine uymadığı için muhalefet yapabildiği yerde var oluyor demektir.
Tomris, Bumin, İlteriş, İlbilge söyleyecek fikrini, hükmü; sırası geldiği zaman Türk milleti verecek, çoğunluk ne derse onun dediği olacak!
Yapılan bir işi ille de herkese kabul ettirmeğe zorlamak, itiraz hakkı tanımamak, yani muhalefete yer vermemek, bu söze göre hürriyete tahammül edememek oluyor.
Muhalefet edebiliyorsanız, hürriyet havasını teneffus edebiliyorsunuz demektir. Fakat söz hakkı, tenkit hakkı daraltılır, fikrinizi açıklamanıza karşı çeşitli baskılar icad edilir, önünüze engeller çıkarılırsa, yapmaya gayret ettiğiniz muhalefete rağmen, kendinizi hür hissedebilir misiniz?
Fikrinizi olduğu gibi açıkça söyleyebilmek, bir meselede muhalefette bulunabilmek için terler, sıkıntıya girer, hatta bazen uykunuz kaçarsa, “bunu, hürriyet havası içinde yapabiliyorum” diyebilir misiniz?
Bir rejim, muhalefetin de varlığını kabul mu ediyor? O halde yapılacak iş, muhalefete itibar etmek, söz ve tenkit hakkı tanımaktır.
Madem ki, bir idare sisteminin adına demokrasi deniliyor, o halde muhalefete de tahammül gösterecektir. Çünkü muhalefetle birlikte yürümesi kabul edilen hürriyet, insanlara yüzlerce yıl önce tanınmış bir hak olarak karşımızda durmaktadır.
Muhalefet edilecek ki, hürriyet havasını teneffüs ettiğimizi hissedelim.
Her muhalefet edene de, Mevlana'nın şu sözü ile bakmak gerekir;
“Bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye”
Tanrı Türkü Korusun
Sevgi ve Saygılarımla