Önce İrtica sonra Savaş ve İstila... Sonuç: yıkım... Sonuç sömürü...
Anadolu’nun durgun denizi, eski kıyıları ürperen, kayaların yıllanmış yosunlarını yıkayan, dev dalgalarla çoşuyor.
Emperyalistlerin etsiz ve yağsız, kemik gibi katı ve sinir gibi sert, oynak pazıları, İran'ı bir gün irtica'ya, ertesi gün istilâ'ya boğup fırtınanın enginlerine atıyor.
Asya'nın herhangi tarafına baksak, bütün milyonları bu iki düşmandan ya birinin ya ötekinin pençesinde görürüz. Afganistan (taliban) iran ve Turan, bütün Asya milletlerini İRTİCA pranga gibi elinden ayağından tutmuş, istila ise kılıç gibi zaman zaman başlarını kesmiş bulunmaktadır.
Türkiye gibi İran toprağı da hürriyet için can verecek kahramanlar yetiştirdi.
Müslüman milletleri arasında en çok savaşcı bir millet olduğumuzdan, irtica ile boğuşmanın savaşmaktan daha zor olduğunu bildirmek isteriz.
İrtica : Dini kullanarak milletlerin uyanmaması için kendini siper eder.
Bizim bugünkü ferahlığımız, kurtuluş savaşının galibiyeti ve irtica pençesinden kurtulduğumuz içindir.
Savaşlar türlü çıkar çatışmalarının sonucudur. Toplumlar tek tek olarak barıştan yana da olsalar, çoğu zaman savaşa sürüklenirler. Toplumu yönetenler, bunu şu veya bu şekilde başarırlar.
Tekniğin akıllara durgunluk verecek bir hızla gelişmesi kültür seviyelerinin daha önceki yüzyılları gölgede bırakan bir gelişmeye varması, her şeyi bir anda ve topyekün tahrip eden savaşları bir türlü önleyemedi.
Hatta yirminci yüzyıl, savaşları beş kıtanın en ıssız köşelerine kadar götüren “Topyekün tahrip” leri getirdi. İki dünya savaşında öldürülen milyonlarca insan, tahrip edilen milyarlık servetler, külleri savrulan tarih hazineleri, daha önceki yüzyılların bütün savaş kayıplarını kat kat geçti.
Savaşlar, kitlelerin çoğu zaman öğrenemediği kulis entrikaları ve perde arkası çalışmalarıyla, hazırlanır. Hazırlayanlar hemen her zaman perde arkasındadır.
İplerini ellerinde tuttukları “savaş kışkırtısı kuklalar” süslü ve ateşli demeçler söyletirler. İnsan yığınlarının en kutsal duygularını harekete geçirirler. Kitleleri tahrik ederler ve bu yüzden milyarlar kazanırlar.
Kazançları arttıkça da körolası hırsları azgınlaşır ve daha çok, daha çok kazanmak isterler. Aç gözlü emperyalist devletler, ganimetleri kapmak için çeşitli projeler ile zemin hazırlayıp işe koyulurlar.
Bunların başlangıç entrikası din faktörü yani dini yönetim, yani İRTİCA... İnsanların yaşam kalitesini düşürmek ve sefalete sürüklemek onların damardan vurdukları irtica morfinidir...
İrtica insanları bunalttığı zaman, halk arasında isteksizlik, huzursuzluk, ekonomik ve sosyal çöküntü kaçınılmaz olur.
Bir Sümer Atasözü tabiri ile
“Çobanın kaval sesine aldanıp yaylaya gittiğini zanneden koyunlar, mezbahaya gittiğini hiç bir zaman anlayamadılar”
Olanlar olmuş, yeraltı ve yer üstü kaynakların aplikasyonları başlar ve Operasyonları sona erer.
Emperyalist akıllar daha iyi, daha can alıcı silahları üretme çabasına girmeye çoktan koyulmuşturlar bile...
Kalın sağlıkla.
Tanrı Türkü Korusun
Sevgi ve Saygılarımla