Töre, hukuk düzeni demektir. Türkler dâimâ etrefları düşmanla çevrili bir hayat yaşadıkları için çok disiplinli, hep birlik ve beraberlik içinde yaşamak zorundaydılar. Bu yüzden Türk ülkesinde nizâmı sağlayan töre herşeyden önce gelirdi.

Türk Töresi bugünkü gibi yazılı kanunlar halinde değildi; örf ve âdet şeklinde çok sağlam olarak yerleşmişti.

Her konuda Tören’in ne olduğunu küçükler büyüklerden öğrenerek yetişirdi.

Gerek kağanın başkanlık ettiği siyasi mahkemelerde, gerek öbür yargıçların idare ettiği normal mahkemelerde Tören’in hükümleri hiç şaşmadan uygulanırdı.

Töreye hükümdâr da karşı gelmezdi; tersine, Töre'ye aykırı düştüğü için kağanlar tahtlarından indirilir, hatta idâm edilirlerdi.

Çünkü töre, milletin yüzlerce yıllık hayat tecrübesinden süzülmüş kaidelerden ibâretti.

Devlet idaresi ve asâyiş ise devlet idaresinin temelidir. Topluluk içinde barış, huzur ve asayişi belirten eski bir Türk atasözünde de şöyle der: “Kavga etmeyince işler düzelmez (tüzülmez) Tipi olmayınca da, hava düzelmez.”

Bağımsız ve hür olmak için yıllarca mücadele eden Türkler için savaş, töre de bir düğün gibidir.

Kür Şad ve arkadaşları kanlarıyla destan yazdılar. Bu destan bin altı yüz yıla yakın hâlâ heyecanla okunuyor. Çünkü bu kırk yiğit Türk milletinin kalbinde sönmez bir istiklâl ateşi yakmış oluyorlardı.

Sonrası mı?

İlteriş Kutluk Kağan ve oğulları, Bilge Kağan ve Kahraman savaşçı Kül Tigin İstiklâl ateşini devam ettirdiler.

Ulu Önder ATATÜRK değil miydi İstiklàl savaşını başlatıp “Ya İstiklàl Ya Ölüm” diyerek Türk Bekâ'sını kurtaran. Türkiye Cumhuriyetini kuran.

Bu gururlu geçmişimizi yazarken, H. Nihal Atsız'ın; Türkleri tehdit eden İtalyan Musolini'ye cevap niteliğinde, mektubu ve şiiri unutmak mümkün mü?

Ey Benito Musolini, Ey gayet yüce

İtalyanlar başvekili muhterem Duce!

Duydum ki, yelkenleri edip de fora

Gelecekmiş orduların yeşil Bosfora

Buyursunlar...

Bizim için savaş düğündür

Din Arab'ın, hukuk sizin

Harp Türk'lüğündür

Açlar nasıl bir istekle koşarsa aşa,

Bilin kahraman Türk öyle gider kanlı savaşa!

Hem karadan, hem denizden ordular indir

Çarpışalım, en doğru söz süngülerindir!

Olma böyle sinsi çakal, yahut engerek

Bozkurt gibi, kartal gibi dövüşmek gerek

Ülkü denen nazlı gelin erde şan ister!

Böyle bir devlet kurmak için büyük kan ister

Var mı senin damarında öyle bir kanın?

Türk'ün kanı, bir eşidir lavlı volkanın!

Yüce Bilge Kagan ise:

“Yukarıda (üstte) mavi gök çökmese, aşağıda (altta) kara yer delinmese, Türk ulusu, ilini, töreni kim bozabilir?

Türk Ulusu, vazgeç, pişman ol!”

Sanki bu sözler günümüzde bizlere uyarı işareti taşıyordu.

Dileğim o ki; Türkiye'yi yönetenler, Türk siyasi partiler ve Türki devletler bunları dikkate alarak töremizi bozmasınlar...

Tanrı Türkü Korusun

Sevgi ve Saygılarımla