Tan Atarken Yüce Tanrı Dağından
Kürşad'ın Gür Sesi Duyulacak
Atlar, Vei lrmağında Sulansın
Güneş Doğduğu Yerde Karşılansın.
Emri Tekrar Edecek, Gök, Toprak, Deniz
BOZKURTLAR ULUYACAK!
Bütün Anadolu'dan sesler yükselecek
BİZDE SİZDENİZ...BİZDE SİZDENİZ....


Türklerin tarihi bir denizdir...

Türk çoğrafyası ne kadar çile çekmiş zavallıdır! Arslanla sırtlan, bülbülle karga, atla eşşek, kurtla çakal, hâinle sâdık, âdille zâlim gibi gövde üstündedir, bağrını tekmeler; dost çiğner, düşman çiğner...

Bununla beraber; insanın, hiç ölmeyecek gibi çalışması nasıl esas karakteri icap ediyor ise; milletlerin, kendi şartlarını düşünmesi, var olmak için mücadele etmesi de tabi şeydir.

Var olmak ve yükselme için; teknolojimizi, savunma kuvvetimizi, ana sermayemiz olan "İnsanımızı" çoğaltmaya yönlendirmektir. Ama bunu yaparken; toplama suyla değirmen döndermek gibi, damla damla veya kitle kitle insan getirip katmakla olmaz.

Atatürk'ün dediği gibi; "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur"

Bize o asil kan gerek...

Bu İş Türk İdeali ve İdealistliği ister.

İdeal, her şeyin örneği, değişmez ölçüsü, ulaşmak istenilen, hasreti çekilendir. İdeal Ülküdür.

İdeal, olması gereken şeydir, şimdi olan, ileride olacak olanları aşar. Ben istesem de, istemesem de o bir kanun halinde kendini kabul ettirir.

Önemli olan Türk yurduna Ülkü idealinde kanunlar çıkarıp, hain ideolojik yapılara ciddi yaptırımlar uygulamaktır.

Her ne kadar türlü türlü düşünsem de anlıyorum ki, bir idealin başı ıstıraba, cefa çekmeye dayanıyor. Bir milletin kaderi önünde durup düşünmeyen, acısını çekmeyen insanın ideali anlamasına ve sahip çıkmasına da imkân görmüyorum.

Istırap, idealin doğmasına, ıstırabın şuuruna varmasıyla mümkündür. Istırabı şahsi destan haline getirenler ise idealist değildir. Bunlardan anlam çıkaramayarak peşinden giden kitle'nin milli duyguları var olarak görülemez.

Bir Türk idealist devlet adamı; sorunların zamanında önlem almamanın, ileride devletimizde ağır tahribatlar açacağını bilmelidir.

** Kurda Sormuşlar;
Koyun postuna bürünmüş çakalı nereden tanırsın?
Pay vakti geldi mi, önce yanındakini dişler!
(Bu söz; ihanetin, en çok yakınından geldiğini anlatır)

Türk siyasetçilerin oy devşirmek için Türk devleti ve Türk toprakları üzerinden siyaset yapmak, etnik kökenli vatandaşlarımıza olmayacak tavizler vermek, idealistlik ile bağdaşamaz.

Bu vatanın bedelini Türkler canlarıyla ödemiştir. Tanrı'nın Türklere bahşettiği bu toprakları verilemez, satılamaz ve ortak edilemez. Türkiye'de yaşayan bütün vatandaşlar kanunlar önünde bizler gibi eşit haklara sahiptirler.

Aksi söylemler Türk milletinin nazarında yok hükmündedir.

Bir Sümer Atasözü..

Çobanın kaval sesine kanıp yaylaya gittiğini zanneden koyunlar,

mezbahaya gittiğini hiç bir zaman anlayamadılar.

Tanrı Türkü Korusun

Sevgi ve Saygılarımla