Kur’an-ı Kerimin Fussilet suresinin 30.ayetinde mealen ‘Rabbimiz Allah’tır’ deyip de dosdoğru çizgide yaşayanlara, cennetin vaad edildiği blldirilmektedir.

Ahkaf suresinin 13 ve 14.ayetlerde ise mealen “Rabbimiz Allah’tır deyip, sonra da dosdoğru yaşayanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” “Onlar cennet ehlidirler, yapmakta olduklarına karşılık orada ebedi kalacaklardır.” müjdesi vardır. Burada, Rabbimiz Allah deyip, doğru olan cennete girecektir deniyor. Rahmetli Hüseyin Atay “Tanrı insan ilişkisi” makalesinde Kur’an-ı Kerimin sadece bu ayetinde böyle bir ferman var, Rabbimiz Allah deyip, doğru olan cennete girecektir diyor.

18 Kasım 2022 tarihli Cuma hutbesinde Müslümanlara şöyle sesleniliyor: Ashab-ı kiramdan birisi, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’e gelerek “Ya Resulallah. Bana İslam hakkında öyle bir şey söyle ki bu konuda başka hiç kimseye soru sorma ihtiyacı hissetmeyeyim” dedi. Allah Resulü (s.a.s) ona şöyle buyurdu “Allah’a iman ettim de, sonra da istikamet üzere ol” (İbn-Hanbel,III.413)

İstikamet dosdoğru olmayı gerektirir. Hayatın bütününü kapsar. İnsanın sözünde, fiilinde, itikadında velhasılı her hareketinde doğru olmalıdır. Hak yememe, adaletten ayrılmama, ticarette dürüst olma, yolsuzluk yapmama, rüşvete bulaşmama, ayırım yapmama, kötülük yapmama vb.

İmanımız ve ibadetlerimiz bizleri doğruluğa sevk etmiyorsa bir sorun var demektir. Bu durumda kendimizi yeniden sorguya çekmemiz gerekir.

Peki bizleri doğruluktan alı koyan nedir?

Nietzche (Niçe)’ye göre, her şey güç istencidir. Bir güç istenci olarak herkes kendi gücünü artırmaya çalışır. Güç artışı ise ancak diğerlerinin güçleri pahasına olanaklıdır. Dünyada sürekli giden bir güç mücadelesi vardır. Dünya sürekli bir akış halindedir ve hiç durmadan değişir, çünkü güç mücadelesi sırasında her güç odağı değişir, her birinin gücü artar ya da azalır. Değişimin temel mekanizması tüm varlığı harekete geçiren güç istencidir.

Filozof daha da aşırıya giderek inançlarımız, gücümüzü artırmamıza katkıda bulunuyorsa doğru, aksi halde ise yanlış olacaktır diyor.

İnsanoğlu dünyayı ve çevresini güç artırma perspektifinden yorumlar ve yapılandırır.

Gücümüzü artırmak için doğru yaşamaktan ve bilinen güzel hasletlerden vaz geçersek şeytanın yolunu tercih etmiş oluruz ve sonumuz kuşkusuz hüsran olur. İktidarı elde etmek için her yol mübah olmamalıdır.

Pascal “Düşünceler” adlı kitabında şöyle diyor: Yarına çıkacağımız kesin değildir, fakat çıkmayabileceğimiz kesindir. Bunu din için de söylemeliyiz. Dinin hak olduğu kesin değildir, ama hak olmadığının kesin olduğunu söylemeye kim cüret edebilir?

Yani yarın için çalışırken, kesin olmayan şeyler için çabalarken akla uygun davranmış oluruz, çünkü göstermiş olduğumuz olasılık kuralına göre, kesin olmayan şeyler için çalışmamız gerekir.

Kesin bildiğimiz şeyler haricinde hiçbir eylemde bulunmamamız gerekseydi, din için hiçbir şey yapmamamız gerekirdi.

Konumuz dışında ama aklıma takıldı. Diyanet İşleri Başkanlığımızın dikkatine sunmak istediğim bir husus var. Cuma hutbelerinde çoğu zaman imam efendi bazı duyurularda bulunuyor. Yardım, etkinlik gibi. Hutbelerin mehabetine halel gelmemesi için duyuruların vaaz sırasında yapılması daha uygun olur kanaatindeyim.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ara seçimin yolunu açmak için 50 milletvekilinin istifaya hazır olduğunu söylüyor.

Anayasa’nın bazı maddelerinin değiştirilmesi ile ilgili verilen teklifte 84.maddenin birinci fıkrası şöyleydi: “İstifa eden, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğine seçilmeye engel bir suçtan dolayı hüküm giyen, kısıtlanan milletvekilinin üyeliği, Meclis Başkanlık Divanınca bu hususun Genel Kurulun bilgisine sunulduğu tarihte düşer.” şeklindeydi. İstifa işlemi Genel Kurulun onayına sunulmaması öngörülüyordu.

Ancak, Anayasa Komisyonu bu hükmü değiştirdi. Komisyon raporunda yapılan değişikliğin gerekçesi şöyle belirtildi: “Teklif, istifanın Başkanlık Divanınca Genel Kurulun bilgisine sunulduğu anda milletvekilliğinin son bulmasını öngörmüştür. Komisyonumuz ise, istifanın önce – tabiatıyla hukukun genel ilkelerine göre- geçerlilik açısından Başkanlık Divanınca incelenmesi zorunluluğunu getirmekte ve istifa işleminin yine de Genel Kurulca kabul edilmesini şart koşmaktadır. Bu sistemin muhafaza edilmesinin gerekçesi, gereksiz ve yüzeysel tarzda ara seçim yapılması ihtimallerini kapatmak lüzumudur. Bununla beraber, istifanın Genel Kurulca kabulü basit çoğunlukla olacak ve şimdi olduğunun aksine üye tam sayısının salt çoğunluğu aranmayacaktır.”

Anlaşılan, gereksiz ve yüzeysel tarzdaki ara seçim ihtimallerini kapatmak için milletvekillerinin istifalarının kabulü Genel Kurulun onayına bağlanmış ve böylece milletvekillerinin iradesine ipotek konmuş oldu.

Milletvekillerinin istifası ara seçim sandığını milletin önüne getiremiyor maalesef. Ancak boş bulunan 8 milletvekilliği için durum farklı.