“Bütünleşik Afet Yönetimi”, riski ve krizi yönetmek üzere bir döngüdür. Riskin yönetildiği bölümde zarar azaltma ve hazırlık evreleri; krizin yönetildiği bölümde ise müdahale ve iyileştirme evreleri yer alır.

Riskin yönetildiği bölüm afet öncesi dönemi kapsar. Kriz ise iki dönemde yönetilir. Afetin sıfırıncı saati ile başlayan afet sırası ve afet sonrası dönem. Analitik olarak dört evrede ele alınsa da bu evreler pratikte birbirinin içine geçer.

Afet yönetiminin başarısı yönetişimin ne kadar gerçekleştirilebildiği ile ilintilidir. Bu nedenle yerelden başlayan, mahalle örgütlenmeleri ile toplumsal katılımın olduğu ve sivil toplum kapasitesinde örgütlülüğün sağlanması yönetişim mekanizmasının işletilmesi için önemlidir.

Afet öncesi dönemde sivil toplum daha çok risk, kırılganlık, mevcut kapasite ve ihtiyaç analizleri üzerine çalışır. Risk altında gördüğü noktalar ve gruplar için savunuculuk yapar. Risklere yönelik planlama ve protokolleri hazırlar. Farkındalık çalışmaları, eğitimler ve tatbikatlarda bulunur. Finansal ve ayni olmak üzere kaynak geliştirme çalışmalarını gerçekleştirir. Gönüllülük sistemi kurar, bu sisteme gönüllüleri entegre edecek programları uygular. Gönüllü ve ekiplerin ilgili akreditasyon sistemlerine dahil olmasını ve yerel, ulusal ve uluslararası afet planlarıyla uyumlu çalışmasını sağlar. Ağ ve koordinasyon faaliyetlerinde bulunur.

Hazırlık katmanlanarak güçlenir. Her katman bir diğerini destekler. Bireyden haneye, komşuluktan mahalleye ve topluluktan sivil toplum örgütlerine bir katman silsilesi vardır.

Birey çantasını hazırlamalı, bilgilenmeli, eğitilmiş olmalı, zihnen ve bedenen hazırlığını yapmalıdır. Hane iletişim planı olmalı, toplanma noktaları belirlenmeli ve eğer varsa çocuklar, yaşlılar, engelliler ve hayvanlar da bu süreçte dikkate alınmalıdır. Komşularla, muhtarla ve mahalleliyle ağlar ve ilişkiler kurulmalı, toplanma alanları ve dayanışma planları yapılmalıdır. Mahallemizde ve yakın çevremizde afet anında desteğe ihtiyaç duyabilecek özel gereksinimli bireylerin ve hayvanların varlığını, mahremiyet ve kişisel veri güvenliğini gözeten bir dayanışma sistemi içinde önceden bilmek gerekir ki ilk saatler ve günlerde birbirimizin canını kurtarabilelim. Topluluklar ve sivil toplum örgütleri ise gönüllülük, koordinasyon, platform entegrasyonları, ilgili akreditasyon sistemleri ve TAMP ile uyumlu müdahale kapasitesi geliştirerek hazırlanmalıdır.

Afetin gerçekleştiği sıfırıncı saat itibariyle ise yerelin kendi kendine yetmeye çalıştığı saatler başlar. Profesyonel ekiplerin sahaya ulaşması ile birlikte arama kurtarma çalışmalarının kapasitesi genişler. Bu süreçte ilk yardım ve psikolojik ilk yardım öncelikli müdahalelerin başında gelir. Bir yanda barınma, su, sanitasyon, sağlık, koruma, gıda güvenliği ve beslenme çalışmaları kurulmaya başlanır. İnsani yardım çalışmaları ön sahada keşif, tespit, teyit ile sürdürülürken; saha gerisinde lojistik ve depolama faaliyetleri gerçekleşir. Afet yönetiminin niteliği koordinasyon ve iletişim kapasitesinin niteliğiyle ölçülür. Özellikle iletişim ve koordinasyon süreçlerinin yerel düzeyde teyitli şekilde filtrelenerek ve doğru yönlendirmeyle sağlanması tüm süreçlerin en etkili şekilde işlemesini sağlayacaktır.

Afet sonrasında ise temel ihtiyaçların erişilebilirliği ve temel hizmetlerin tesisi sağlanır. Psikososyal destek çalışmalarına bu süreç ile birlikte başlanır. Afetten etkilenen bireylerin haklara erişimine yönelik faaliyetler, geçim kaynakları ve iyileştirme çalışmaları ile birlikte koruma ve sosyal uyum çalışmaları gerçekleştirilir. İyileştirme çalışmaları, afet öncesi kırılganlıkları da azaltacak şekilde, sadece onarmakla kalmayıp geleceğe karşı daha güçlü bir yapı kurmayı hedeflemelidir.

Bu süreçlerin tamamında afetten etkilenen insanların yalnızca yardımın alıcısı değil, karar süreçlerinin bizzat aktörü olması; bilgiye şeffaflık içinde erişimi, geri bildirim ve hesap verebilirlik mekanizmalarının işletilmesi gerekir.

İçerisinde bulunduğumuz afet yorgunluğunu bir daha yaşamamanın yolu, bütünleşik afet yönetimini toplum olarak benimsemekten ve iyi uygulamaktan geçer. Peki siz, haneniz, komşunuz ve mahalleniz yorulacak tarafta mısınız yoksa iyi uygulamaya hazırlanan tarafta mı?