Nereden başlayacağını bilmekte insan zorlanıyor. Heves edip afet farkındalığı eğitimlerine katıldığımızda bizi aşan bir hazırlığın olduğu düşüncesine kapılıyoruz. Deprem büyüklüğü, bölgesel risk haritaları, kurumsal müdahale planları ve yapısal gereksinimler. Kendimizi konumlandırmakta zorlanıyoruz. Hevesimizi kaybediyoruz. Aslında hevesimizin kırılmasına müsaade etmememiz lazım. Çünkü harekete geçebileceğimiz, bir yerden başlayacağımız ve gerçekten yapabilecek bir şeylerimiz var.
Mahalle ölçeğinde bireyden başlayıp topluluğa uzanan katmanlı bir hazırlık gerekiyor. Öz hazırlığımız ve kuracağımız dayanışma ağı hayati bir öneme sahip. Çünkü afetin sıfırıncı saati itibariyle başlayan ve afet sonrası iyileştirme döneminde bile bizim hayatta kalmamızı sağlayacak olan tam da bu hazırlık!
Bu ağın en alt katmanını birey, bir üst katmanını hane, onun üzerinde komşuluk ve mahalle, en üst katmanını ise topluluklar ve sivil toplum örgütleri oluşturmaktadır.
Birey olarak çantalarımızı hazırlamalıyız. Bu çantalara su, hazır gıda, düdük, el feneri, pil, powerbank, ıslak mendil, kişisel hijyen malzemeleri, yedek kıyafet, battaniye gibi genel afet çantası içeriğini koymakla beraber pasaport, kimliklerimiz, ilaçlarımız, evraklarımız, varsa hayvanlarımızın aşı ve evraklarını koymalıyız. Özel bir gereksinim varsa bunu gözeterek çantalarımızı özelleştirerek hazırlamalıyız.
Evin içerisinde aynalar, tablolar, gardırop, kitaplık, beyaz eşya ve televizyon ünitesi gibi mobilyaları sabitlemeliyiz. Hane halkı ile afet planı yapmalıyız. Gün içerisinde okulda veya işte olabiliyoruz. Yaşadığımız ilde olası bir afette buluşma noktamız olmalı. Eğer İstanbul gibi bir yerde yaşıyorsak alternatifli hem Avrupa yakasında hem Anadolu yakasında toplanma noktalarımız belirlenmeli. Kendi mahallemizde toplanma noktamızı bilmeliyiz. Gün içerisinde aile whatsapp grubumuza gittiğimiz yerlerin konumlarını koordinat olarak paylaşmalı, nerede olduğumuzun bilgisini vermeliyiz. Çünkü bir afette sokaklar tanınmaz bir hale gelebilir.
Bina özelinde gönüllü sorumluları belirleyerek, tahliye listesi hazırlanmalı ve güncellenmesi gerekir. Binanın yapısının dayanıklılığını test ettirmeliyiz. Test sonucu yetersizse güçlendirme yaptırmalıyız.
Mahallemizde muhtarımızla ve komşularımızla tanışmalı, diyalog kurmalıyız. Afet olmadan önce toplanıp mahalle planımızı yapmalıyız.
Komşu ağı risk haritalaması yapmalıyız. Kimin nerede yaşadığı, yaşlı/yalnız yaşayan bireylerin, engellilerin kim olduğunun bilinmesi. Özel gereksinim ve ihtiyaçların haritalaması dışında kimin hangi beceri/sahip olduğunu tespit etmeliyiz.
Bununla beraber hanemizle, komşularımızla, mahallemizle tüm hazırlık planımıza yönelik tatbikatlar yapmalıyız.
Bireyden haneye, komşuluktan mahalleye ve topluluğa uzanan bu katmanlı yapının işlevsel olabilmesi için, dirençliliğin bir kültür olarak içselleştirilmesini ve vatandaşın buna aktif biçimde katılımını teşvik edecek politikalar üretmeliyiz.
Gönüllü olmalıyız. Önce mahallemizde, sonra kendi yerelimiz içinde bulunan sivil topluluklarda. Çünkü sadece topluluk kurmak, ağ kurmak yetmez. Topluluklar ve ağlar arasında bağlantısallık, köprüler kurmalı, dayanışmayı güçlendirmeliyiz!
Toplum olarak yorgunuz, evet — ama dayanışma kurmak yalnızca afetlere karşı değil, bizi yoran her şeye karşı da bizi dirençli ve dayanıklı kılacak. Yaşamı birbirimizde, canlılığı ve iyilik halini paylaşmakta bulacağız!