Avrupa’da çıkan mevzuat çerçevesinde yapay zeka ajanlarının görünmez bir filigran (watermark) eklemesi söz konusu oldu. Yapay zeka şirketleri yavaş yavaş bu uygulamaya geçtiler. Görünmez bir metin filigranı istatistiksel bir iz bırakıyor. Hafif düzenlemelerle bu istatistiksel örüntü kaybolmuyor.
Özellikle bu iz sebebiyle serbest çalışanların (freelance), yazılımcıların ve profesyonellerin eser sahipliği, sözleşmeler ve üretilen eserin değersiz görülmesi konusunda endişelendikleri sosyal medyada gözlemleniyor.
Peki bu kaygı gerçeklikle ne kadar örtüşüyor? Örtüşüyorsa şayet bu yargılama konusunda ne kadar tutarlıyız?
Bugün insanların nezdinde yaygın bir görüş ve söylem olarak yapay zeka okur yazarlığının ve yapay zeka kullanımının altın bilezikmiş gibi görüldüğünü biliyoruz. Hatta yapay zekanın şimdiden işsizliğe sebep olduğu ve gelecekte bu işsizlikten etkilenmeyecek kişilerin yapay zekayı kullanma becerileri olan kişiler olacağı görüşü pek çok yerde dile geliyor.
O zaman yapay zeka araçlarını kullanmak, hazırlanan metinleri yapay zeka araçlarıyla geliştirmek, ister redaksiyon için ister daha akıcı hale getirilmesi amacıyla, filigrana maruz kalan emeğin değersizleşmesi ve hatta bir telif sorunu varmış önyargısı ile karşılanması bir tutarsızlık meydana getirmiyor mu?
İnsan bir tarafta yapay zekaya çok değer yüklüyor. Gelecekte yapay zeka kullanımının önemli bir yetkinlik olacağını düşünüyor. Ama aynı zamanda anlam yüklediği şeyle alakalı bugün bir anlamsızlaştırma yani değersizleştirme aracı olarak kullanıyor. Anlamsızlaştırmanın ve değersizleştirmenin temelinde aslında bir güvensizlik yok mudur? Bu tutarsızlık.
İronik bir başka tarafı da insan hem güven duymuyor hem aynı zamanda yapay zekanın tüm söylediklerini gerçekmiş gibi de alıyor. Bu davranışsal tutarsızlık bir mantıksal tutarsızlığa da sebep oluyor. Örneğin insanlar yapay zeka ajanlarına soru soruyor. Daha sonra yapay zeka tarafından her edinilen cevap ve bilgi mutlak gerçekmiş, en doğrusuymuş gibi değerlendiriliyor. Halbuki yapay zeka bilgi üretirken eksik veri ile hareket edebilen aynı zamanda bu eksikliği halüsinasyon diye adlandırılan bir şekilde varsayımla doldurabiliyor. Bazen eksikliğin ötesinde hatalı muhakeme ile bilgi kirliliğine başka şekilde sebep oluyor.
Öte yandan peki gerçekte resmi taraflarca bu önyargıların durumu nedir?
Yapay zekanın yardımcı işlevi söz konusu olduğunda kullanıcıların girdilerinin anlamı değişmediği durumlarda zaten herhangi bir filigran işaretlemesine dair bir yükümlülük kapsamı oluşmuyor. Ayrıca yapay zekanın metin içerikli eserlerdeki kullanımında, esaslı ve yoğun bir düzenlemeden geçmiş ise yayın sorumluluğu üstlenen kurum ve kişiler için açıklama zorunluluğu ortadan kalkıyor.
Bir başka taraftan özgün olmayan eserler zaten bir değer taşımıyor.
Hiç bir katkı ve emek olmadan yapay zekayı bir üretim aracı olarak kullanan kişilerin eserleri nitelik taşıyamıyor. Yapay zeka kendi başına özgün ve tutarlı bir eser koyamıyor. Bu çerçevede aslında nitelikli üretilmiş fakat filigran izi taşıyan eserlerin insan üzerinde bir kaygı bırakmaması da gerektiğini düşünüyorum. Çünkü daha önce de belirttiğim gibi yapay zekaya bırakılarak yapılan çıktıların halüsinasyon veya mantık hatalarıyla oluştuğu kolayca gözlemlenebiliyor. Bir başka yazıda da değinmiştim. Yapay zeka kullanımının başlaması ile birlikte, üretilen şeylerin sürekli hatalar ve eksikliklerinin düzeltilme işlemi sebebiyle yönetici pozisyonundaki kişilerin geçmiş performanslarına oranla daha çok yoruldukları gözlemlenmiş.
Yapay zeka izi taşıyan bir eser için nitelik ve özgünlük söz konusuysa, büyük ihtimalle yapay zekanın iyi bir araç olarak kullanıldığını söyleyebiliriz.
Peki yine de filigran – yapay zekanın örüntü izleri nasıl kaybolur?
İstatistiksel bir örüntünün, lineer ve aritmetik diziliminde değişiklik yapılması ya da doğrudan bireyin çalışırken kendi kontrolünde iradeyle yapay zekanın çalıştırılarak çıktıları düzenlemesi istatistiği bozabiliyor. Tam bir yeniden yazım sayesinde cümlelerin baştan kurulması, kelimelerin değiştirilmesi bu izi kaybetmek adına gerçekleşebileceği öngörülüyor. İstatistiksel örüntünün kalıtımsallığı oranında iz taşıyor.
Kısaca bu endişeyi giderecek yegane çözüm: eğer içeriği bize ait olan fakat yapay zekaya editörlük yaptırdığımız – yapay zeka araçları kullanarak düzenlediğimiz bir eserimiz varsa bunu yeniden kendi cümlelerimizle yazarak kendi örüntümüzü oluşturmamız ve kendi izlerimizi bırakmamız gerekir.