Yıllarımı tiyatro sahnesinde geçirdim. Her oyun öncesi aynı heyecanı yaşadım, perde açıldığında aynı sorumluluğu hissettim.
Bir Tiyatro Sanatçısı olarak yıllarca oyun bittiğinde duyduğum alkışın en büyük ödül olduğunu sanıyordum.
Ama son yıllarda çocuklarla daha fazla bir araya geldikçe, başka bir gerçeği fark ettim;
Bir çocuğun içten gelen gülümsemesi…
Bazen o küçücük gülümseme, en uzun alkıştan bile daha derin bir iz bırakıyor.
Çocuklar tiyatro oyununu sadece izlemezler. Onlar oyunun içine girerler. Kahramanla birlikte sevinir, onunla üzülür, bazen de sahneye çıkıp hikâyenin bir parçası olmak isterler.
İşte çocuk seyirciyi, özel yapan da budur.
Duygularını saklamazlar. Beğendiklerinde bunu gözlerinden anlarsınız.
Bir oyunun sonunda çocukların salondan çıkışını izlemeyi çok severim.
“Bir oyundan sonra kulisin kapısı yavaşça açıldı. İçeriye altı ya da yedi yaşlarında bir çocuk girdi. Gözleri doluydu. Bana baktı ve “Neden ağladın ki teyze?” dedi. Sonra da “Ben çok üzüldüm. Bir daha tiyatroya gelmeyeceğim” diye ekledi. O an anladım ki o beni sahnede canlandırdığım karakter sanıyordu. Beni Ayla olarak tanımıyordu ki.. Oyundaki kişiyi seviyordu, onun üzülmesine dayanamıyordu. Bir süre konuştuk, gözyaşlarını sildim. O küçücük yüreğin bana duyduğu sevgiyi ömrüm boyunca unutamam.
İşte o gün çocuk seyircinin ne kadar içten olduğunu bir kez daha anladım.
Bugün çocuklar için masallar yazıyor, kitaplar hazırlıyor ve çocuklara ulaşmaya çalışıyorsam, bunun içinde o küçük seyircinin de payı vardır.
Kimi, oyundaki karakteri taklit eder, kimi arkadaşına en sevdiği bölümü anlatır, kimi de hala hikâyenin etkisindedir. O an anlarım ki perde kapanmıştır ama Tiyatro, onların hayal dünyasında yaşamaya devam etmektedir.
Belki de Sanatın en güzel tarafı budur.
Çocukların kalbine sessizce dokunur. Onlara sadece bir oyun izletmeyi; merak etmeyi, hissetmeyi ve hayal kurmayı da fısıldar.
Bugün geriye dönüp baktığımda, yıllarca duyduğum alkış seslerini elbette unutamam. Ama bir oyuncu olarak beni en mutlu eden şey, bir çocuğun yüzünde gördüğüm samimi gülümsemedir.
Çünkü alkış salonlarda yankılanır ve sonra diner.
Ama bir çocuğun yüreğine dokunan Sanat, onunla birlikte büyümeye devam eder.