Bugünkü yazımı, çocukların gözlerindeki ışığa inanan biri olarak yazıyorum.

Bir hastane koridorunda bekleyen çocuğun eline bir kutu boya kalemi verildiğini düşünelim…

Belki ateşi hâlâ yüksek… Belki canı hâlâ acıyor… Belki de birazdan zorlu bir tedaviye girecek…

Ama o mini minnacık eller, beyaz bir kağıda ilk çizgiyi attığı anda gözlerindeki korkunun yerini bambaşka bir duygu almaya başlar.

İşte Sanatın sessiz mucizesi tam da burada başlar. Sanat hiçbir zaman ilacın yerine geçmez. Bir doktorun emeğini, bir hemşirenin şefkatini ya da modern tıbbın gücünü elbette değiştiremez.

Ancak Sanatın yaptığı çok değerli başka bir şey vardır.

Bir çocuğun ruhuna dokunmak, bir çocuğun hayaline dokunabilmek, bazen bütün bir dünyayı değiştirecek ilk adımdır.

Resim yapan bir çocuk sadece boya sürmez; korkularını kağıda bırakır.

Şarkı söyleyen bir çocuk sadece notaları seslendirmez; umudunu yeniden duymaya başlar.

Masal dinleyen bir çocuk yalnızca masal dinlemez; hayal kurmayı, gülümsemeyi ve yeniden güçlü hissedebilmeyi öğrenir.

Tiyatroda sahne alan bir çocuk ise bazen kendi acısını unutur, bambaşka bir kahramanın cesaretini ödünç alır.

Çocukların dünyasında hayal gücü, çoğu zaman yetişkinlerin sandığından çok daha güçlüdür. Çünkü çocuk, bir kalemle uzaya gidebilir…

Bir karton kutudan gemi yapabilir...

Bir masalın içinde korkularını yenebilir.

İşte Sanat, çocuklara tam da bu kapıyı ardına kadar açar.

Bugün dünyanın birçok çocuk hastanelerinde resim atölyeleri, müzik etkinlikleri, drama çalışmaları masal saatleri boşuna düzenlenmiyor.

Çünkü bilim bize gösteriyor ki; çocuk kendini ifade edebildiğinde kaygısı azalıyor, moral gücü artıyor ve tedavi sürecine daha güçlü tutunabiliyor. Belki de bu yüzden Sanatın sesi yüksek değildir. Bağırmaz…

Gösteriş yapmaz…

Sessizce bir çocuğun kalbine oturur.

Biz yetişkinler bazen çocuklara sadece iyi beslenmeyi, ders çalışmayı ve başarılı olmayı öğretmeye çalışıyoruz. Oysa onlara öğretmemiz gereken çok önemli bir şey daha var:

Hayal Kurabilmek…

Çünkü hayal kuran çocuk üretir.

Üreten çocuk umut eder, umut eden çocuk ise geleceğe güvenle yürür.

Bir çocuğun gözlerindeki ışık bazen bir fırçanın ucunda, bazen bir tiyatro sahnesinde, bazen de küçük bir melodinin içinde yeniden doğar. Çünkü Sanat; çocuğun kendini ifade ettiği, duygularını özgürce anlattığı ve iç dünyasını güvenle dışarıya yansıttığı en özel alanlardan biridir.

Sanat bir ilaç kutusunun içinde satılmaz. Bir reçeteye de yazılmaz. Ama bir çocuğun yüreğine dokunabilir.

Elbette sanat tek başına bir tedavi değildir. Ancak tedavi gören, zor süreçlerden geçen ya da yaşamın yükünü omuzlarında hisseden çocuklar için güçlü bir moral, umut ve kendini ifade etme alanı oluşturabilir.

Yıllardır tiyatro sahnesinde ve yaratıcı drama çalışmalarında çocuklarla bir araya gelen biri olarak şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim:

Bir çocuğun yüzündeki tebessüm, bazen dakikalarca süren bir oyundan sonra gelir. O tebessümün değeri ise hiçbir ölçüyle anlatılamaz.

Sanat yalnızca bir etkinlik değildir; çocuğun ruhuna açılan en güzel pencerelerden biridir.

Unutmayalım…

ÇOCUKLARIN EN SESSİZ İLACI SANATTIR.

Çünkü Sanat, önce kalbi iyileştirir.

Bazı yaraları ilaçlar iyileştirir… Ama bazı yaralara yalnızca umut dokunabilir. Ve umut, çoğu zaman Sanatın en güzel eseridir.

Bir dahaki yazıma kadar Sevgiyle kalın.