Charles- Louis de Secondat, baron de La Bréde et de Montesquieu kısaca Montesquieu Fransız Filozof..Yargıç, Tarihçi ve Politik düşünürdür.

Ah Montesquieu ahhhh... yaktın bizi. Yürütme, Yasama, Yargı'ya Kuvvetler Ayrılıĝı ilkesi getirdin de; politika'nın, siyasetin sırrına bir türlü eremedin.. Haklısın biz bile hâlâ ermiş değiliz.

Aslında, SİYASİ PARTİLER yönetim anlayışı ve parti işleyişi, kuvvetler ayrılığı ilkesi olan Yürütme, Yasama, Yargı perspektif'i üzerinde de kurulmalıydın Montesquieu..

Ben sadece bir siyasi partiyi hedef alarak değerlendirme yapma derdinde değilim. Benim gayem şu cennet vatanımız Ulu Önder Atatürk'ümüzün dediği gibi muasır medeniyetler seviyesine yükselmesidir.

Bir parti tek bir kişinin tekelinde ve emrinde olmamalıdır. Bu tarihten sonra bu anlayışla Türkiye'nin yol alması mümkün değildir. Bunların iyi ve kötü taraflarını yıllarca gördük ve öncelerini tarih sayfalarından öğrenebiliyoruz.

Daha dün birbirlerine canlarını ve namuslarını emanet edenlerin bazı makamlar için farklı kulvarlara geçmeleri bir parti içi tamiri gerekli kılmaktadır. Öyle ki, çoğu partilerde son zamanlarda birlik ve beraberlik sadece yönetimde yer alanlarla sınırlı bir duruma gelmek üzeredir.

Bu noktada herkesin kendini sorgulaması ve öncelikle herkesin kendinden başlayarak bir öz eleştiri yapması gerekir diye düşünüyorum. Bunun için parti içi teşkilat demokratik "yürütme" kuvvet ayrılığına önem vermesi gerekir.

Milliyetçi, Cumhuriyetçi partilerde var olan iç mücadelenin derecesi, var olması gereken dış mücadelenin derecesine yetişmek üzeredir. İlk demokratik adımlar yönetimde olmayanlardan atılmalı ki, yönetimde olanlar; problemlerin ortadan kaldırılmasına mecburi yönelsinler.

Milliyetçi, Cumhuriyetçi partileri görüyoruz, 70 senedir aldığı başarı oranı ortada. Peki bu anlayış ile bir yetmiş sene daha gidilecek mi?.

Bu zamanlarda birlik ve beraberlik sağlamamız zaruri değilmidir?

Rahmetli Alparslan Türkeş'in değerli sözlerini hatırlatmak isterim.

--- *"Bir fikre, bir ideolojiye, kendisinden daha üstün bir fikirle karşı çıkılır. Karşı fikir kaba kuvvetle ezilemez.

--- *İnsanlar, yoksulluğa, açlığa susuzluğa tahammül ederler. Fakat adaletsizliğe, hor görülmeye, aşağılanmaya asla müsaade, müsamaha etmezler"

Hiç kimsenin ben ağayım, ben paşayım deme hakkı yoktur.

Bu ve bunun gibi bir çok önerilerin partiler içi gündeme gelmemesinin nedeni belki de,

Partiler içindeki demokratik tartışma zeminin olmamasıdır.

Yalan-dolan ile devran sürmeyi,

biz ne bilek beğim, böyükler bilir.

Milletin başına çorap örmeyi,

biz ne bilek beğim böyükler bilir.

(Abdurrahim Karakoç)

Kalın Sağlıklı

Tanrı Türkü Korusun

Sevgi ve Saygılarımla