Atatürk ilkelerinin orta direği milliyetçiliktir. O fikir çatısının büyük ağırlığını taşıyan bu direktir. Bunu çekerseniz o yapı yıkılır.
Felâketli bir tarih içinde oluşan Türk Milliyetçiliği Atatürk'ün sayesinde oluşturulmuştur. Türk Milliyetçiliğini heyecan ve fikir olarak gerçeğin kalıbına döken ise Mustafa Kemal olmuştur.
Atatürk Türk Milliyetçiliğini: Osmanlıcılık, Irkçılık, dini sömürmek ve hayalci fikir akımlarından fiilen ayırdı, kurtardı.
Fakat onun işi bu kadarla bitmiyordu. Çünkü Atatürk çağ değiştiren bir adamdı. Batıya dönerek, devlet kuruluşlarını verimli hayatı ona göre yeniden düzenliyordu.
Atatürk Batı insanlığının dünya görüşünü de gereği gibi anlıyordu: Burada bir " tarihi ülkücüklük" hüküm sürüyordu. Temelden manevi, tarihten ve bünyeden gelen ilkeler vardı. Din, milliyet, aile, mülkiyet korunmuştu. Fakat teokratik devletin yerini lâik milli devlet almıştı.
Kısaca bunları yazarak Atatürk milliyetçiliğinden bahsettim. Rahmetli Bedii Faik yazarımızın bir makalesi geldi aklıma, şöyle diyor:
EYVAAAH!..
--- İzindeyiz Atam.. İzindeyiz!..
Derkeeen, aa.. bir de baktık:
--- Ortanın solundayız!.. çıkmış.
Eee.. Hani Atatürk'ün izi ?..
Anlaşılan, gittiler gittiler... baktılar ki, yetişmeleri kaabil değil, hemen bir tarafa sapıp "biraz da o bizim izimizden gelsin" dediler zâhir!..
Neredeyse yeni ağız bu olacak:
--- Atatürk izimizdedir!..
Halbuki, hepsi asıl bundan korkmalı, asıl şimdi yandıklarını anlamalı..
Zira mâlüm ya, Atatürk, ancak denize dökmek istediklerinin peşine düşer de.
------------------------
Sizin peşinizden gitmez!..
Bu gibi olumsuz hareketler karşısındaki derdimize bir çare arayalım. Politika dışında kalacak ve memleketin hakiki hürriyet ve demokrasi nizamına kavuşması idealine hizmet edecek olan bu harekete iktidarda olsun muhalefette bulunsun bütün siyasetçilerin iştiraki gereklidir.
Memleketin saadet ve selameti gayesi karşısında küçük hesapların herkes tarafından arka plana atılacağına, Türk milleti güven duymalıdır.
Saflar teşkil edilerek birbirimizle çarpışmayı birazcık olsun dindirelim ve hepimiz kendi kendimize şu suali soralım:
--- NEREYE GİDİYORUZ ?...
-----------------------
* Bir gün Eflâtun talebelerinden birini kumar oynarken yakalar ve şiddetle azarlar. Talebesi:
--- Iyi ama, ben çok az bir parasına oynuyordum, diye itiraz edecek olunca Eflâtun cevap verir.
--- Ben seni, kaybettiğin para için değil, kaybettiğin zaman için azarlıyorum.
Şimdi ise, TÜRK özümüze ve ATATÜRK ilkelerine dönmediğimiz için;
"ZAMAN KAYBEDİYORUZ ZAMAN"
Kalın Sağlıkla
Tanrı Türkü Korusun
Sevgi ve Saygılarımla