Ergeç Bir Babayiğit çıkacak...

Atatürk'ün bütün bu devrimler boyunca tutumu gerçekten insan gücünü aşan bir kahramanlık örneği olmuştur.

Tehlikelerin hep üstüne yürümüş halkını alıştırmak için aldatmacalara, yumuşatmalara, ikiyüzlü davranışlara asla tenezzül etmemiştir.

Şapka devrimi mi yapılacak, bunu yurdun en geri kalmış illerinden birinde halkın karşısına başında bir şapka ile çıkmış, ve halkına:

“Buna şapka derler, bundan böyle bunu giyeceğiz” demekten çekinmemiştir.

Simdi “canım, kalıp değiştirmekle kafa değişir mi?” diye Atatürk devrimlerini küçümsemeye çalısan ve “halka mal edilmemiş devrimler yaşamaz” derken o devrimleri halka unutturmak için ellerinden geleni yaparak onun eserine ihanet etmiş olduklarını unutmaya ve unutturmaya çalışanların gayretleri, geçmiş tarihte olduğu gibi şimdi de boş ve gülünç durumunda olduklarına şahit oluyoruz.

Atatürk de biliyordu fesi kaldırıp yerine şapkayı koymakla kafanın değişmeyeceğini.

Bildiği iş de kafayı değiştirmenin ilk ve temel yolu olan eğitim birliğini ilke olarak kabul ettirmiş, Batı örneğinde olduğu gibi bir eğitimi tesis ettirmeyi elinden geldiğince uygulattırmıştır.

Arabizm hurafe eksenli din düşüncelerin bir takım akıl dışı istekleri vardı. Fes ve çarşaf bunların başında geldiği içindir ki ilerilik mücadelesi içeresinde bunların yok etmenin gereğine inanmıştı.

Pek de iyi etmiştir.

Kara çarşaf içinde gizlenerek az mı, cinayetler, soygunlar olmuş ve kaçaklar cirit atarak, kanun dışı kötü emellerini tekrarlamışlardır.

Eğer cesur atılımları ile hilâfeti kaldırmamış, tekkeleri ve medreseleri kapatmamış, alfabe reformunu yapmamış, fesin yerine şapkayı geçirmemiş, kadına özgürlüğünü kazandırmamış, medeni kanunu çıkarmamış olsaydı bu gerekli işleri yapmaya, onun ölümünden sonra kimse cesaret edemeyecekti.

Nitekim onun ölümünden sonra çok daha elverişli bir ortam içinde, onun devrimlerine bir yenisini eklemeye cesaret edilememiş, hattâ, devrimlerinden bazıları küçük politika hesaplarına kurban edilmişti...

Onun en büyük hayâli Türk milletini; orta çağ felsefi zihniyetten (skolastik) ve doğmatik düşünceden kurtarıp akıl, teknoloji ve bilim çağına ulaştırmaktı.

Belki biz göremeyeceğiz ama ergeç bir BABAYİĞİT çıkacak ve ATATÜRK devrimlerini tamamen hayata geçirecektir.

Türk'ü ve Türk Devletini muasır medeniyetliğe yükselterek, Türk Dünyası ile stratejik birleşme rüyası gerçek olacaktır..

Buna İnancım tamdır.

Yoksa; sokaklarda gösteriş sloganları, karma bir model söylemleri ile bir mesafe alınamayacağını, Türk gençliğini ve Türk milletini uyutmaktan ve vatana sıkı bağlılık zeminini sarsmaktan başka bir şey değildir.

Bu Devlet Türk Devletidir, Bu Topraklar, Türk Topraklarıdır.

Biz Türkler;

Ülkemizde yaşayan bütün vatandaşlara; ırk, din ayırımı yapmayı hiç bir zaman düşünmedik.

Ayrıca; bizler kimseye küs değiliz ki barış yapalım. Temel ilkemiz “Yurt da barış, Cihanda barış”.. Ayrıca bir sloganımız daha var, “BARIŞ İÇİN SAVAŞ”!..

Ambulans siren sesleri ile geçerken, kim olursa olsun “Allah yardım etsin” diyen bir Milletiz...

Kalın Sağlıklı

Tanrı Türkü Korusun

Sevgi ve Saygılarımla