Anayasa ile seçim dönemi 5 yılla sınırlandırılmıştır. TBMM veya Cumhurbaşkanı seçimlerin yenilenmesine karar vermediği sürece 5 yıl beklenecek. Bu süre zarfında vatandaşların çoğunluğu seçilenlerden memnun olmasa bile yapılacak başka bir şey yok. Nitekim kamuoyu araştırmalarında seçmenlerin % 60’ından fazlası erken seçim istemektedir. Aslında böyle hallerde seçilenler, seçenlerin istemlerine uygun davranmaları ve kendi özel çıkarlarını öne sürmemeleri gerekir.
1982’den önce Millet Meclisi ile birlikte Cumhuriyet Senatosu vardı. İkisi TBMM’ni oluşturuyordu. Cumhuriyet Senatosu üyeleri, Anayasa ve Cumhuriyet Senatosu Üyeleri Seçimi Kanununa göre 6 yıllığına seçilmekteydi. Ancak kur’a yoluyla üyelerin üçte biri her iki yılda bir yenilenmekteydi. Yani her iki yılda bir seçmenin oyuna başvurulmak suretiyle mevcut yönetimden memnuniyetleri test edilmiş oluyordu. İktidarın oy kaybettiği görüldüğünde ister istemez bir baskı oluşuyordu. Dolayısıyla muhalefet erken seçim çağrılarında bulunuyordu. Bu çağrılar sonucunda zaman zaman seçimler yenilenmiştir.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile birlikte 4 yıl olan seçim dönemi 5 yıla çıkarılmıştır. 5 yıl içinde 360 milletvekilinin veya Cumhurbaşkanının kararı olmadıkça seçimler yenilenemez. Seçmenin memnuniyetsizliği önem taşımamaktadır.
Sistem, seçimlerin yenilenmesini de zorlaştırmıştır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden önce gerek 1961 ve gerekse 1982 anayasası hükümlerinde, seçimlerin yenilenmesi kararı için 360 gibi nitelikli çoğunluk şartı bulunmamaktaydı. Toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar verilebiliyordu. Yani 600 milletvekilinin olduğu bir Mecliste toplantıya 300 kişi katılırsa 151 kişi ile erken seçim kararı alınabilirdi.
Seçmenin doğrudan doğruya seçilenler üzerindeki tek denetim hakkı seçimdir. Bu hakkın 5 yıl dolmadan kullanılabilmesi için mevcut zorlaştırıcı hukuki düzenlemeler hafifletilmelidir. Hatta gerekirse referanduma başvurulabilmelidir.
Adalet Bakanı Akın Gürlek 11 Şubat 2026’da TBMM’de, Tutanakta yer alan ifadelere göre AK Parti milletvekilleri tarafından ‘bravo’ sesleri, sürekli alkışlar; CHP milletvekilleri tarafından ‘yuh’ sesleri, sürekli sıra kapaklarına vurmalar ve gürültüler arasında yemin etti.
İçtüzüğe göre andiçme, Anayasadaki andiçme metninin kürsüden yüksek sesle aynen okunması suretiyle olur.
Metnin aynen okunup okunmadığı bilinmiyor.
Cumhuriyet Gazetesinde Ahmet Tan da yazdı. Geçici Meclis Başkanı rahmetli Ali Rıza Septioğlu Diyarbakır milletvekili seçilen Leyla Zana’yı ‘Gel kızım buraya. Olmadı. Bir daha oku’ diye kürsüye çağırmıştır. O gün ben de kürsüde görevliydim. Metnin okunması titizlikle takip edilir, yanlış veya eksik okunması halinde tekrarlattırılırdı.
Yeminin bir anlamının olup olmadığı tartışılabilir. Yemin edip de yeminine sadık olmayanlara ne yapılabilir ki? Bence hiçbir şey.
Ahlaklı ve erdemli bir kimse, Anayasadaki andiçme metnine bağlı kalmayacaksa bence aday olmamalıdır. Metne bağlılık kuşkusuz eleştiri hakkını ortadan kaldırmaz.
Akın Gürlek’in yemin törenindeki manzarayı tasvip etmek mümkün değildir. Törenden sonra görsel ve yazılı medyada CHP’ye yönelik eleştiriler yapıldı. Daha önce savcı iken kendisine soru sorulamıyordu, şimdi Bakan oldu soru sorabilme imkanına kavuştunuz deniyor CHP’ye. MHP Genel Başkanı Bahçeli bu konuda hemen bir tweet attı. CNN’de de Ahmet Hakan bu tweeti okudu.
Peki gerçekten Gürlek’e soru sorabilecekler mi? Meclis Genel Kuruluna girme hakkı var mı?
Anayasa’nın 98.maddesine göre eskiden var olan sözlü soru sorma hakkı ortadan kaldırılmıştır. Yazılı soruya cevap almayabilirsiniz. Çünkü bir yaptırımı yok. Sadece sorunun cevaplandırılmadığı gelen kağıtlar listesinde yayımlanıyor. Daha önceleri yazılı soru cevaplandırılmadığı takdirde sözlü soruya dönüşüyordu. Şimdi ise dönüşmüyor. Onun için milletvekilleri vatandaşlar gibi zaman zaman Bilgi Edinme Hakkı Kanununa dayanarak kamu kurum ve kuruluşlarından bilgi talebinde bulunuyorlar.
Sözlü sorular Meclis Genel Kurulunda halkın önünde görüşülüyordu. Şimdi bu yok.
Diğer denetim konuları konumuz dışındadır. Onlar da maalesef işlevsiz hale getirilmiştir.
Bakanlar, milletvekili olmadığı için Meclis Genel Kuruluna ancak aşağıdaki hallerde girebilmektedirler.
-Olağanüstü acele hallerde gündem dışı söz isterlerse Başkan bu istemi yerine getirir.
-Bütçe ve kesinhesap kanun tekliflerinin görüşüldüğü Genel Kurul oturumlarına Yürütme adına Bakanlar katılabilir ve görüş bildirebilirler.
-Olağanüstü Hal ilanı durumunda Meclis Başkanının daveti üzerine bilgilendirme yapmak üzere Genel Kurul oturumlarına katılabilirler.
-Hakkında soruşturma önergesi verilen Bakan, önerge görüşülürken ve rapor üzerinde söz hakkı olduğundan Genel Kurula katılabilir.
Bu haller dışında Meclis Genel Kuruluna giremezler. Bakanlıklarını ilgilendiren kanunlar görüşülürken de Genel Kurula katılamazlar.
Dolayısıyla Gürlek’e ancak bütçe görüşmeleri sırasında soru sorulabilecektir. CHP, bir yıl beklemek zorundadır.