Bir yaz tatili dönemi daha sona eriyor. Veliler için hem keyifli, hem de koşuşturmacalı günler başlıyor. Çocukların yaz tatili boyunca istedikleri saatlerde uyuyup uyandıkları, telefon-tablet gibi iletişim araçlarını sınırsıza yakın kullandıkları, oyun oynamak, bisiklete binmek, denize-havuza girmek gibi aktiviteleri gerçekleştirdikleri bir dönem sona eriyor. Okulla birlikte sağlanan düzen ve disiplin süreci ise başlıyor. Bu nedenle okula gitmeden en azından 1 hafta önce bedensel ve mental olarak bu sürece hazırlıkların başlaması ise çocuklar için faydalı olacaktır.
Özellikle okulla ilk defa tanışacak minikler için onların dünyasında belirsizliklerden uzak kalmak faydalıdır. Belirsizlik çocuklar için kaygıyı arttırır. Öğretmenler bu durumları aşma konusunda elbette deneyim sahibidir. Ailelerde bu süreç de sakin olmalı ve destekleyici davranmalıdır.
Çocuğun okula başlamadan önce duygusal ve fiziksel olarak kendini iyi hissetmesi için gideceği okulu görmesi, hatta öğretmeniyle tanışması faydalıdır. Okulun bahçesinde zaman geçirmesi, hissettikleri hakkında çocukla konuşulması, okula neden gidilmesi gerektiği, okulun amacının ne olduğu gibi sorulara cevap verilmesi çocuğu bu sürece hazırlar.
Çocuklarımız kaçıncı sınıfa giderlerse gitsinler okulun ilk günü heyecan yaşarlar. Her yeni eğitim dönemi onların ruhen ve bedenen geliştiği, ihtiyaçlarının değiştiği, bakış açılarının şekillendiği bir dönemdir aslında. Sabahları erken kalkıyor olmak, derslerin baskısı, sınav stresi gibi durumlar çocukları mutsuz etse de arkadaşları ile buluşmanın-kavuşmanın heyecanı onlar için apayrı bir duygudur.
Okullar açılmadan en azından 1 hafta önce tatilden veya yazlıkdan dönülmesi çocuğun içsel olarak kendisini okula hazırlamasında faydalıdır. Yaz boyunca uygulanan günlük rutinler okul düzenine göre yeniden planlanmalıdır. Okul açılmadan kırtasiye ve forma ihtiyaçlarının tamamlanması çocuğun kendini okula hazır hissetmesini destekler.
Veliler okulun açılmasını stres nedeni olarak çocuğuna yansıtmamalıdır. Çocuklarla doğrudan konuşmasalar bile, başkalarıyla telefonda yaptıkları konuşmalarda bundan stres unsuru olarak bahsetmeleri çocuğu olumsuz etkileyecektir.
Çocukların gelişim süreleri birbirinden farklıdır. Yeni öğrenilen bir konu her çocukta aynı anda anlaşılır olmayabilir. Çocuğun bir konuyu kavraması için ona süre verilmesi önemlidir. Çocuğun öğrenme süresince başarılı olduğu konular vurgulanmalı, başarısızlık yaşadığı konuların altı çizilerek kaygı yaşaması önlenmelidir.
Her yeni eğitim – öğretim yılı başında en az çocuklar kadar heyecanlı, telaşlı hatta endişeli olan diğer bir grupsa elbette anne ve babalardır. Çocukların evlerinden uzun bir süre ayrı kalması, okul ortamında yaşadıkları keyifli ve sorunlu durumlar, arkadaş ilişkileri, anlayıp-anlamadıkları konular, yapıp-yapamadıkları ödevler derken velilerde bir nevi eğitim hayatını iliklerinde hissederler. Sınav zamanları yaşanan gerginlik ve stres, not kaygısı, karne telaşı derken velilerde sınıf geçip, mezun olurlar.
Yaşanan tüm bu süreçde velilerin öğrencilik günlerini hatırlayarak çocuklarına destek olması ve bu süreci çocuklar için eziyete dönüştürmemesi önemlidir. Eğitim ve öğrenim hayatı keyif alınması gereken bir dönem olmalıdır, yoksa mutsuz-amaçsız-dağılmış çocuklar kazanırız.