İnsanlık tarihinde bilgiye ulaşmak kadar sahip olunan bilginin doğruluğunu sorgulamak da ayrı bir önem taşır. Günlük hayatımızda yaşadığımız olaylar karşısında sıkça kullandığımız cahil cehaleti ifadesi, yalnızca bilgi eksikliği değil kişinin kendi bilgisizliğinin farkında olmamasını da anlatır. Psikolojide bu durum bilişsel yanılgılarla ilişkilendirilir. Bilmediğini fark etmeyen bireyler, yanlış bilgilerine aşırı güvenerek öğrenmeye karşı direnç gösterebilirler.
Cehalet en genel anlamı ile bilgi ve deneyim eksikliğidir. Ancak bilimsel alanda bakıldığında cahillik her zaman olumsuz bir özellik olarak değerlendirilmez. İnsanlar her konuda bilgi sahibi olamazlar. Önemli olan bilgi eksikliğinin farkında olmak ve doğru bilgiye ulaşma konusunda istek göstermektir.
1999 yılında David Dunning ve Justin Kruger tarafından tanımlanan bu etki, düşük bilgi ve beceri düzeyine sahip bireylerin kendi yeterliliklerini olduğundan fazla değerlendirme eğiliminde olduğunu gösterir. Bunun temelinde kişinin kendi bilgi düzeyini bilmemesi yatar. Bu durum günlük hayatta da karşımıza çıkar. Örneğin, bir kişi birkaç kez yemek yaptıktan sonra kendini başarılı bir aşçı olarak görebilir. Aslında gerçek anlamda yeterlilik deneyim arttıkça ve sınırların farkına varıldıkça görülür.
Cehaletin sürmesinde bazı psikolojik durumlarda söz konusudur. İnsanlar mevcut düşüncülerini destekleyen bilgileri seçmeye çelişenleri ise göz ardı etmeye eğilimlidir. Örnek olarak bir kişi kahve içince daha iyi çalıştığını düşünüyorsa yalnızca bunu doğrulayan günleri hatırlayabilir. Yine sınırlı bilgiye sahip olan kişiler, bildiklerini yeterli sanarak araştırma yapmaya gerek duymayabilirler. İnternetten izlediği sağlık videoları ile uzman olduğunu düşünen bir kişinin yaklaşımı buna örnek verilebilir. Kişinin kendi düşünce sürecini değiştirememesi, hatalarını fark etmesini zorlaştırır. Örneğin bir öğrenci kötü bir not aldığında bunu soruların zorluğuna bağlayabilir.
Bilgi eksikliğinin farkında olunmaması yalnızca bireyi değil toplumu da etkiler. Yanlış bilgilerin hızla yayılması, bilimsel gerçeklerin reddedilmesi kutuplaşmayı arttırır.
Bilimsel çalışmalar, bilgi arttıkça kişinin kendi sınırlarını daha doğru değerlendirdiğini göstermektedir. Bu nedenle cehaletin en riskli yönü bilgi eksikliğinin kendisinden çok, bu eksikliğin farkında olunmamasıdır. Bilimsel gelişim ve sağlıklı bir toplum için merak etme duygusu, sorgulamak, kanıta dayalı düşünmeye önem vermek ve gerektiğinde ‘bilmiyorum’ diyebilmektir.