0
Katma değer vergisinde, mükellef, vergilemenin temel unsurudur. Katma değer vergisi kapsamına giren bir işlem, ancak mükellef tarafından gerçekleştirildiği zaman vergilemeye konu olur. Bu nedenle, vergiye tabi işlemlerin niteliği yanında, bu işlemlerin Kanunun mükellef saydığı kişiler tarafından gerçekleştirilmesi de vergilemenin ön koşuludur.
Sistem içinde, mükellef vergi kapsamına giren mal ve hizmetlerin satış bedeli ile birlikte vergiyi tahsil etmek ve hazineye yatırmak görevini yapar. Vergi, duruma göre mal veya hizmetin satış bedeline dahil edilir veya satış belgesinde ayrıca gösterilir. Diğer taraftan, mükellef, vergi sisteminin işleyişine ilişkin vergi indiriminin yapılması, verginin, Kanunun öngördüğü şekilde belgelerde gösterilmesi gibi teknik görevleri yerine getirir.
Esas olarak, katma değer vergisi, mal ve hizmet tedavülü üzerinden, mal ve hizmete bağlı olarak alındığı için, vergi kapsamının tayini bakımından da, mükellef itibariyle belirleme önem taşımaz. Diğer yandan, katma değer vergisi, temelde nihai tüketim aşamasına vazedilmiş bir tüketim vergisi olması bakımından, asıl mükellef ve vergi yüklenicisi nihai tüketicidir. Mal ve hizmet tedavülüne daha önceki aşamalarda dahil olanların fonksiyonu, nihai tüketim aşamasında ödenecek verginin belli bir kısmını peşinen ödemekten ibarettir. Bu yönü ile, sözkonusu kimselerin mükellef olmaktan çok, vergi dairesine karşı muhatap durumunda bulundukları şeklinde bir kabul tarzı da sistemin yapısı ve işleyişine uygun düşer.
Katma değer vergisindeki mükellef kavramı, diğer Vergi Kanunlarının öngördüğü mükellef kavramından oldukça farklıdır.
Katma değer vergisinde; kişilerin ticari, sınai, zirai veya mesleki faaliyette bulunmaları, onların mükellef sayılmalarını gerektirmez. Aynı zamanda, bu kişilerin, Kanunda belirtildiği şekilde bir mal teslimini veya vergiye tabi olan bir hizmet muamelesini yapmaları gerekir. Yani, bir kimse Kanunda belirtilen koşullar içinde, mal teslimi veya hizmet ifası yaptığı takdirde, herhangi bir formaliteye gerek kalmadan, otomatik olarak mükellef hüviyetini kazanır.
Diğer taraftan, vergiye tabi bir işlem söz konusu olmadığı veya katma değer vergisini fatura ve benzeri vesikalarda göstermeye hakkı bulunmadığı halde, yaptıkları işlemlere katma değer vergisi uygulayanlar veya düzenledikleri belgelerde katma değer vergisi göstererek bunu müşteriden satış bedeli ile birlikte tahsil edenler söz konusu işlemleri dolayısıyla vergi mükellefi sayılmışlardır. Bu durum, vergiye tabi işlemleri üzerinden Kanunun öngördüğü tutardan fazla vergi hesaplayan mükellefler bakımından da geçerlidir.