Üniversite tercih dönemi geldiğinde öğrencilerin zihninde aynı sorular dolaşır: “Hangi bölümü seçmeliyim?”, “Mezun olduğumda iş bulabilecek miyim?”, “Seçtiğim mesleğin geleceği var mı?” Geçmişte bu sorulara cevap ararken mesleklerin bugünkü durumuna bakmak yeterli olabiliyordu. Ancak artık durum biraz farklı. Çünkü çalışma hayatını ve meslekleri hızla değiştiren yeni bir gerçek var: Yapay zekâ. Yapay zekâ denildiğinde çoğumuzun aklına robotlar, bilgisayarlar ve yazılım geliyor. Oysa yapay zekânın etkisi bundan çok daha geniş. Sağlıktan eğitime, hukuktan finans sektörüne, iletişimden tasarıma kadar pek çok alan yapay zekâ teknolojilerinden etkileniyor. Bu nedenle üniversite tercihi yapan gençlerin yalnızca “Hangi meslek bugün popüler?” sorusunu değil, “Seçtiğim meslek gelecekte nasıl değişecek?” sorusunu da sorması gerekiyor. Bugün yapay zekâ, büyük miktardaki veriyi kısa sürede analiz edebiliyor, metinler oluşturabiliyor, görseller hazırlayabiliyor ve insanların daha önce uzun zaman harcadığı bazı işleri kolaylaştırabiliyor. Bu gelişmeler bazı mesleklerin ortadan kalkacağı endişesini yaratırken, aynı zamanda daha önce var olmayan yeni iş alanlarının ortaya çıkmasına da neden oluyor.

Yapay zekâ uzmanlığı, veri bilimi, makine öğrenmesi ve yapay zekâ mühendisliği gibi alanlar bunun en dikkat çekici örnekleri arasında. Ancak burada önemli bir noktayı gözden kaçırmamak gerekiyor: Geleceğin meslekleri yalnızca teknolojiyle ilgili olmayacak. Örneğin geleceğin doktoru yapay zekâdan yararlanarak hastalıkların teşhisinde daha hızlı sonuçlara ulaşabilir. Bir avukat, hukuki belgeleri incelemek için yapay zekâ araçlarından faydalanabilir. Bir öğretmen, öğrencilerin öğrenme süreçlerini analiz eden sistemleri kullanabilir. Bir tasarımcı ise fikirlerini geliştirmek için yapay zekâdan destek alabilir. Yani mesele “Yapay zekâ hangi meslekleri yok edecek?” sorusundan çok daha büyük. Asıl soru şu: Biz seçtiğimiz mesleği yapay zekâ ile birlikte nasıl dönüştüreceğiz ? Bu noktada üniversite tercihi yapan gençlere önemli bir sorumluluk düşüyor. Sırf geleceğin mesleği olduğu söyleniyor diye yapay zekâ veya yazılım alanına yönelmek ne kadar doğruysa, “Yapay zekâ benim mesleğimi elimden alır mı?” korkusuyla bu alanlardan tamamen uzak durmak da o kadar yanlış olabilir. Bir bölümü seçerken kişinin kendi ilgi alanlarını, yeteneklerini ve öğrenme isteğini de hesaba katması gerekiyor.

Çünkü geleceğin iş dünyasında yalnızca teknik bilgiye sahip olmak yeterli olmayabilir. Eleştirel düşünme, problem çözme, iletişim kurma, yaratıcılık ve yeni şeyler öğrenmeye açık olma gibi insana özgü beceriler de giderek daha önemli hâle gelecek. Belki de gelecekte başarılı olacak kişiler, yapay zekâyla rekabet edenler değil, onu doğru şekilde kullanmayı öğrenenler olacak. Bu nedenle üniversite tercih listesine bakarken yalnızca bölümün taban puanına, popülerliğine veya bugünkü iş imkânlarına odaklanmamak gerekiyor. Kendimize bir soru daha sormalıyız: “Ben bu mesleği geleceğin dünyasında nasıl yapabilirim?” Sonuçta üniversite tercihi yalnızca dört yıllık bir eğitim seçmek değildir. Aynı zamanda nasıl bir geleceğe hazırlanacağımıza karar vermektir. Yapay zekânın hızla değişen dünyasında hangi mesleklerin varlığını sürdüreceğini kesin olarak bilmek belki mümkün değil. Fakat kesin olan bir şey var: Geleceğin meslekleri bugünkünden farklı olacak. Bu yüzden belki de üniversite tercih döneminde sorulması gereken en önemli soru “Hangi mesleğin geleceği var?” değil, “Ben değişen geleceğe ne kadar hazırım?” olmalı.