Düşündüğünü yazamıyorsa bu kalem
Neye yarar kardeş yaşanan bu âlem
Komşu çıkar için veriyorsa selam
İnsanlıktan elini çeken çekene.
Kalemim yazar, defterim ağlar
Değişmez tempoda geçti çağlar
Bülbüller sürülmüş boş kalmış bağlar
Üretimden elini çeken çekene.
(isimsiz)
Yazıma başlamadan önce, sayın İlhan Selçuk'un ülkemizde yetişen yazarlara olan tavsiyeleri ve uyarılarını aktarmak isterim.
--Bir yazar, onurlu insan yüreğine sahip olacak. Hele ülkemizde...
Çünkü bu işin ucunda, savcı var, mahkeme var, cezaevi var, cezaevinin de ötesi var.
Ama yeryüzünde ve Türkiye'de bir yazarın- yürekli bir yazarın- mahkemede ve cezaevinde küçüldüğü görülmemiştir. Adam var yaza yaza küçülür; adam var cezaevinde yata yata büyür.
Çağdaş değer yargılarına saygısını yazılarında korumasını bilen kişi, yazarlık sıfatını benliğinde taşır. Çağdaş değer yargılarını bir kıyıya iteleyip fikir özgürlüğü düşmanlarına dalkavuklukla nam salan kişi de ancak kartvizitinde yazardır.
Ömür kısa, dünya geçici... Kimisi şu ölümlü evrende üç buçuk kuruşluk maddi zevke benliğini satar. Kimisi de zevk almaz bundan... Birincilere yazarlık mesleğine heves edecek yerde ticarete yönelmeleri öğütlenmeli.
Yazarlığa heves eden öğrenci okuruma söyleyeceklerim, şimdilik bu kadarcık. SON.
***
Yazarlar gerçekleri yazmak ile mükelleftir.
Birilerine yaranmaya çalışan yazarlar, tarih sayfalarında okundukça alay edilmekten kurtulamadıkları hep görülmüştür.
Türk vatanında gerçekleri yazma cesareti gösteremiyorsak eyvah ki eyvah!. Neye yarar bizim yazarlığımız. “Korkak bezirgan ne kâr eder ne zarar” misali..
Türkiye'nin ve Türk'ün varlığı için kim olursa olsun doğruları söylemekten kaçmamalıdır.
Nasıl ki savaşa gittiğimiz zaman "Ya istiklàl ya ölüm" dediğimiz gibi gözümüz pek ise, kalemimiz de düşmanın kirli yüzünü veya basiretsiz kişilerin türlü türlü oyunlarını teşhir etmek için cesaretli olmalıdır.
Türkiye'deki, olayları olumlu veya olumsuz yönleriyle objektif yazmak vazifemiz olmalıdır. Yoksa mevcut olanı eleştirir, yerden yere vururken, diğerlerinin hiç bir icraatı yokken göklere çıkarmak çifte standart'dan başka bir şey değildir.
Türkiye'nin ve Türk milletinin bugün içinde bulunduğu gerçek durumu bütünü ile kavrayıp ne kadarı faydalı ne kadarı faydasız olduğunu delilleri ile açık açık yazarak millet nazarında güven oluşturmalıyız.
İyi yapılan işe kötü, kötüye yine kötü.. Diyen bir siyasetçi, gazeteci ve yazarların, ülkeye yararı değil zararı dokunmaktır. Çünkü milleti tedavi eden ilaç, moral ve motivasyon ihtiyacıdır.
Kötüye çanak tutan, elleri alkış vurmaktan mos mor kesilen şakşakcı, yandaş, bürokrat gazeteci ve yazarlar bu davranışlarını nereye kadar devam ettirecekler bilemem ama, biraz utanmalı, arlanmalıdırlar.
Televizyonlarda yalakalık ise diz boyu. Sözgelişi meslek ile ilgisi bulunmayanların yorum yapmaları insanları çileden çıkarıyor, geriyor. Güler misin ağlar mısın?
"İş olsun, çanak dolsun"
Bunlar mı halkın moral ve motivasyonunu düzeltecek kişiler?
Bunlara inanırsak sonumuz ne olur biliyor musunuz? Tahmin etmek o kadar da zor değil
“Çobanın Kaval sesine kanıp, yaylaya gittiğini sanan koyunlar, hiç bir zaman mezbahaya gittiğini anlamadılar” misali olur.
Birliğimize, dirliğimize sahip olacağız. Atalarımızın emaneti olan, bu kutsal Türk topraklarımıza canımız pahasına sahip çıkacağız.
Şimdi Türkiye’miz zor günler yaşıyor.
Denize düşmüş bir adam gibidir. Kurtulmak istemese de vazifemiz onu kurtarmaktır.
Hepimizin ve bu yurtta yaşayan bütün insanların mutluluğu vatanımızın aydınlığa kavuşturulmasına bağlı olunca kimse bu görevden kaçamaz.
Kalın Sağlıklı
Tanrı Türkü Korusun
Sevgi ve Saygılarımla