Bir zamanlar denetim denildiğinde akla kalın dosyalar, klasörler ve saatler süren belge incelemeleri, kravatlı ve takım elbiseli denetçiler gelirdi. Bugün ise masanın bir köşesinde sessizce çalışan bir yazılım, binlerce satırlık veriyi saniyeler içinde analiz edebiliyor. Muhasebe ve denetim dünyası, belki de tarihinin en köklü dönüşümünü yaşıyor.
Yapay zekâ destekli sistemler artık yalnızca kayıt tutmuyor; “örüntüleri tespit ediyor, olağandışı işlemleri işaretliyor ve riskli alanları” önceliklendiriyor. Geleneksel denetimde örnekleme yöntemiyle sınırlı bir kontrol yapılırken, bugün neredeyse” tüm veri seti” taranabiliyor. Bu da hata ve usulsüzlüklerin çok daha erken aşamada yakalanabilmesini sağlıyor.
Ancak teknolojinin sağladığı bu hız ve kapsam, denetimin insan unsurunu ortadan kaldırıp kaldırmadığını ileride göreceğiz fakat şu gerçek ki; denetçinin rolünü dönüştürüyor. Artık saatlerce fiş kontrol eden bir meslek pratiğinden, veriyi yorumlayan, riskleri analiz eden ve stratejik değerlendirme yapan bir uzmanlığa doğru geçiş söz konusu. Yazılım şüpheli işlemi gösterebilir; fakat o işlemin arkasındaki niyeti, sektörel dinamikleri ve ticari gerçekliği anlamlandıracak olan yine insan aklıdır.
Öte yandan bu dijitalleşme, şeffaflık beklentisini de yükseltiyor. Kamu otoriteleri daha anlık veri akışı talep ediyor, şirketler ise iç kontrol mekanizmalarını güçlendirmek zorunda kalıyor. Büyük veri analitiği sayesinde geçmişe dönük denetim anlayışı yerini eş zamanlı gözetim modeline bırakıyor. Bu durum, hata yapma lüksünü azaltırken kurumsal disiplin ihtiyacını artırıyor.
Elbette riskler de yok değil. Algoritmaların nasıl çalıştığı, hangi varsayımlarla karar verdiği ve veri güvenliğinin nasıl sağlandığı soruları önemini koruyor. Bu konu ile ilgili yazımı haftaya kaleme alacağım. Teknolojiye körü körüne güvenmek yerine, onu doğru kurgulamak ve etik çerçevede kullanmak gerekiyor.
Denetim masasında artık yalnızca insan yok. Ama karar veren hâlâ insan. Yazılım hız kazandırıyor; sorumluluk ise hâlâ bizde kalıyor.