0
Çanakkale Zaferi, yeni Türkiye'nin önsözüdür.
F. H. Dağlarca
Yıl, 1914… Dünya, kanlı bir Genel Savaşı yaşıyor. İngiliz, Fransız donanmaları, Çanakkale Boğazı'nı aşıp İstanbul'u almak, Karadeniz'e geçip Rusya'ya yardım etmek istiyorlar. Bu nedenle, Çanakkale önüne çeşitli tipte 417 gemi. 42 uçak ve 480 bin asker yığmışlardı. Kısa bir süre sonra Çanakkale çevresinde çok kanlı bir çatışma başladı. Bu çatışma öylesine büyüktü ki dünyanın en kanlı, en şiddetli savunma savaşlarından biri olmuştu. Çanakkale Savaşları, iki aşamada cereyan etti. İlki deniz savaşıydı. Deniz Savaşı'nı yitiren Müttefik Güçleri Gelibolu Yarımadası'na asker çıkararak Kara Savaşı'na yönelmişlerdi.
İtilaf Devletleri, 3 Kasım 1914 günü Çanakkale Boğazı'nı geçmek için saldırıya geçtiler. İtilaf Devletleri'nin Çanakkale Boğazı'nı geçerek İstanbul'a ulaşmak istemelerinin iki nedeni vardı: Öncelikle, İstanbul'un Rusların eline geçmesini önleyerek İstanbul'un İngiliz egemenliğine geçmesini sağlamak. Böylece Osmanlı toprakları ve ordusu ikiye bölünmüş olacaktı. Ayrıca Osmanlı toprakları, Ruslar, İtilaf Devletleri, Yunanistan arasında paylaşılacaktı. Bu nedenle düşman güçleri, amaçlarına ulaşabilmek için var güçleriyle saldırıya geçtiler. Düşman donanmasının toplarından yağan mermiler, gülleler, ortalığı cehenneme çeviriyordu. Türkler, yurtlarını savunmak amacıyla canlarını dişlerine takarak karşı koydular. Öyle bir savaştı ki bu, parçalanan cansız bedenler, mermilere, güllelere karışıyor, sağa sola savruluyordu; öyle bir savaştı ki bu, mermiler, gülleler, havada çarpışıyor birbirlerini deliyorlardı. Mehmet Akif'in dediği gibi:
'Öteden saikalar parçalıyor afakı,
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'makı.
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin,
Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binilerce lağım,
Atlan her lağımın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,
O ne müthiş tipidir; savrulur enkaz-ı beşer…
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vadilere sağnak sağnak.'
Düşman donanmaları, her saldırışta ya Türk topçusunun mermilerine hedef oluyor ya da Nusret Mayın Gemisi'nin döşediği mayınlara çarpıp yara alıyordu. Karşısında Türk'ün yurt sevgisi ile örülmüş direncini, Türk'ün gücünü buluyordu.
Günlerden 18 Mart 1915. Düşmanın deniz gücü, Türk topçusunun isabetli atışlarına ve mayınların verdiği kayıplara dayanamadı, büyük kayıplara uğradı. Donanma komutanlığı, Çanakkale Boğazı'nı geçemeyeceklerini anlamıştı. Geri çekilme buyruğunu verdi. Böylece Çanakkale Savaşları'nın birinci aşaması Türk'ün zaferi ile sonuçlanmıştır.
Türkler için bu zafer kurtuluş anlamına gelmekteydi. Türk kamuoyunun morali yükseldi. Yenilmez denilen ünlü İngiliz Armadası'nın ününe gölge düşmüştü. Çünkü 18 Mart'ta Boğazı geçmek için 12 büyük zırhlı savaşa katılmıştı, bunların hemen tümü ve diğer gemileri yara almış ya da batmış, kullanılmaz duruma gelmişti. Yunanistan emeline ulaşamadı. Rusların istekleri gerçekleşmedi. Çanakkale Deniz Zaferi'nin etkisi, diğer Müslüman ülkelerde de görüldü. Sömürge yaşamı süren halklar, bu zaferi kendi kurtuluşları için örnek alır oldular.
Ne var ki İtilaf Güçleri, deniz yenilgisini içlerine sindiremediler. Gelibolu Yarımadası'na asker çıkararak karadan ve denizden İstanbul'a ulaşmayı denediler. Çanakkale Kara Savaşları, Nisan-Aralık arasında cereyan etti.
Gün 25 Nisan 1915… İtilaf Güçleri, 100'ü büyük olmak üzere 400 savaş gemisinin desteğinde 70 bin askerini Seddülbahir ve Arıburnu yöresine çıkardılar. Düşmanın saldırı güçleri Çanakkale Savaşları'na hazırlanmak üzere Mısır ve Kıbrıs'ta özel eğitim görmüşlerdi. Bu özel eğitimli askerler, Gelibolu Yarımadası'nı ele geçirip egemen olacak ve İstanbul yolu açılmış olacaktı. Yol açılınca da donanma İstanbul'a doğru yol alacaktır. Türk güçlerinin komutan ve subay kadrosu genç, bilgili ve imanlıydı; ancak araç gereç eksikliği bulunmaktaydı. Bu eksikliği de askerin moral gücü tamamlayacaktı.
Çanakkale Kara Savaşları'nda, başta Mustafa Kemal (Atatürk) olmak üzere, komutan, subay ve Mehmetçik, Conkbayırı, Anafartalar, Arıburnu Zaferleri'ni kazanarak İngiliz ve Fransız güçlerine büyük dersler verdiler. Hem kara hem de deniz savaşlarıyla ÇANAKKALE GEÇİLMEZ! diye yazdırdılar. Düşman güçleri 9 Ocak 1916 akşamı geri dönüp gitti, Çanakkale'yi geçemeyeceklerini anlamışlardı.
Çanakkale Savaşı'nda her iki taraf da çok ağır insan gücünü yitirmiştir. Söz gelimi, Türklerin kaybı 280 bin dolayındaydı. Bir o kadar da karşı taraf yitirmiştir.
Çanakkale Savaşı, güçlü bir donanma tarafından desteklenen bir kara ordusuna karşı savaşılan tek savaştır. Her iki tarafın insan gücü eşit değildir. Türklerin gücü, araç ve gereç bakımından İtilaf Devletlerine göre çok gerilerdedir. İtilaf Devletleri, savaş güçlerini sürekli ayakta tutacak kaynaklara sahip iken Türkler yoksul idiler. Öyle ki düşmanlardan alabildikleri gereçlerle tahkimat yapabilmekteydiler, beslenmeleri de yeterli değildi.
Türk askeri, Çanakkale'de vatan bilinci ve sevgisiyle savaşmıştır. Mustafa Kemal (Atatürk), bu savaş ile tarih sahnesine çıkmış, değerli, metanetli, enerjik, ileri görüşlü bir komutan olarak tanınmıştır.
Kaynak:
Kazım Saymalı, Belirli Günler ve Haftalar.
Ord. Prof. Enver Ziya Karal, Büyük Osmanlı Tarihi V.