Bir çocuğun bir Sanat eserine baktığında ne gördüğünü hiç düşündünüz mü?

Çocukların bakışı, gördüklerini yalnızca olduğu haliyle kabul etmez. Onlar baktıkları şeye kendi hayallerinden, duygularından ve meraklarından bir şeyler katarlar.

Bazen bir Sanat eserinin bütününden çok, içindeki küçücük bir ayrıntı çocuğun dikkatini çeker. Bir tablodaki kırmızı bir elbise, köşedeki küçük bir kedi ya da uzakta görünen tek bir ağaç… Çocuk o ayrıntıya bakar ve onunla ilgili kendi hikayesini kurmaya başlayabilir. İşte Sanat eseri, o anda çocuğun gözünde yalnızca bakılan bir şey olmaktan çıkar, çocuğun merakıyla yeni bir anlam kazanır.

Bir çocuğun tiyatroda izlediği bir oyunu düşünelim. Sahnedeki oyuncunun söylediği sözlerden çok, yaptığı bir hareket ilgisini çekebilir. Bir oyuncunun bir anda yere oturması, elindeki bir mendili havaya kaldırması ya da hiç konuşmadan bir süre beklemesi… Çocuk bütün bunları izlerken kendi kendine sorular sormaya başlayabilir: “Neden yere oturdu? Elindeki mendili neden kaldırdı? Şimdi ne olacak?”

İşte çocukların Sanata bakışında böyle küçük anların ayrı bir yeri vardır. Onlar bazen eserin tamamından önce bir ayrıntıya, bir harekete ya da bir sese takılırlar. O küçücük ayrıntı, onların dikkatini çeker ve Sanatla aralarında bir bağ kurar. Belki de Sanatın çocuklar için en güzel tarafından biri, onlara bakacak, merak edecek ve kendi sorularını soracak bir yer bırakmasıdır.

Bazen de çocuk, Sanat eserinin karşısında bizim fark etmediğimiz bir ayrıntıyı fark edebilir. Bir resimdeki kişinin yüzündeki ifade, bir müzikteki beklenmedik bir ses ya da sahnedeki oyuncunun sessizliği onun dikkatini çekebilir. Belki yetişkin için cevabı çok açık olan bir şey, çocuk için yeni bir keşfin başlangıcıdır.

Çocuk belki yaşadığı anın Sanatla ilgili olduğunu bile fark etmez. Ama o anda, farkında olmadan Sanatla bir bağ kurmuştur bile..

Sanatla kurulan bu bağ bazen bir anda ortaya çıkabilir. Bir çocuğun bir şarkıyı duyduğunda yüzünün değişmesi, bir resimdeki renge uzun uzun bakması ya da bir tiyatro sahnesinde gördüğü bir hareketi daha sonra kendi oyunlarında kullanması…

Bunların her biri, çocuğun Sanatın kendi yolunda karşılaşmamasının bir örneğidir.

Sanat onun karşısına açıklayıcı sözlerle çıkmak zorunda değildir; bazen çocuk farkına bile varmadan ona yaklaşır.

Belki de çocukların Sanatla kurduğu ilişkiyi özel kılan şey Sanatın onlara ne anlatması gerektiğini söylememesidir. Çocuk bir eserin karşısında kendi yaşına, kendi duygusuna ve kendi deneyimine göre bir anlam bulabilir. Aynı resme bugün başka, yarın başka gözlerle bakabilir. Bir müzik parçasını dinlerken hissettiği duygu zamanla değişebilir. Bir tiyatro oyunundan aklında kalan tek bir hareket bile günler sonra yeniden karşısına çıkabilir.

Çünkü çocuk için Sanat, yalnızca karşısında duran bir eser değildir; zaman içinde onunla birlikte değişen bir deneyimdir.

Belki de bir çocuğun gözünden Sanata bakmak, Sanatın çocuk için ne kadar farklı ve güzel görünebildiğini anlamanın en güzel yoludur.

Bir dahaki yazıma kadar hoşça kalın. Sevgiyle kalın.