Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 333) ile açıklanan düzenleme, yurt dışında yaşayan ve belirli şartları sağlayarak Türkiye’ye yerleşen gerçek kişilere yönelik önemli vergisel avantajlar getirmektedir. Gelir Vergisi Kanununa eklenen mükerrer 20/D maddesinin uygulama usul ve esaslarını açıklayan Tebliğ, yalnızca teknik bir vergi düzenlemesi olmanın ötesinde, nitelikli insan kaynağı ile uluslararası sermayenin Türkiye’ye kazandırılmasını hedefleyen stratejik bir politika olarak değerlendirilmektedir.
Düzenlemeye göre, Türkiye’de yerleşmiş sayılmadan önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgâhı ile ticari, zirai, mesleki veya ücret gelirleri nedeniyle vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişiler, gerekli şartları sağlamaları hâlinde yurt dışında elde ettikleri kazanç ve iratlar bakımından yirmi yıl süreyle gelir vergisi istisnasından yararlanabilecektir. Bununla birlikte, istisnanın kendiliğinden uygulanması mümkün değildir. Mükelleflerin süresi içinde vergi dairesine başvurarak "İstisna Belgesi" almaları, düzenlemenin en önemli şekli şartlarından biridir. Süresinde başvuru yapılmaması hâlinde ise istisnadan yararlanma hakkı kaybedilecektir.
Tebliğin dikkat çeken yönlerinden biri de istisnanın kapsamının açık biçimde sınırlandırılmış olmasıdır. Vergi avantajı yalnızca yurt dışında elde edilen kazanç ve iratlar için geçerli olup, Türkiye kaynaklı gelirler genel vergilendirme hükümlerine tabi olmaya devam edecektir. Dolayısıyla istisna belgesi sahibi olmak, Türkiye'de elde edilen kira gelirleri, serbest meslek kazançları veya diğer gelir unsurlarına ilişkin beyan ve vergisel yükümlülükleri ortadan kaldırmamaktadır. Bu yönüyle düzenleme, hem mükelleflerin haklarını hem de vergi idaresinin denetim yetkisini dengeli bir şekilde korumaktadır.
Diğer taraftan Tebliğ, istisna kapsamındaki gelirler nedeniyle yurt dışında ödenen vergilerin Türkiye'de mahsup edilemeyeceğini, bu gelirlerle bağlantılı gider ve maliyetlerin de Türkiye'de vergiye tabi kazançların tespitinde indirim konusu yapılamayacağını açıkça hükme bağlamaktadır. Ayrıca, istisna şartlarının sonradan taşınmadığının tespit edilmesi durumunda eksik tahakkuk eden vergilerin vergi ziyaı cezası ve gecikme faiziyle birlikte tahsil edileceği belirtilerek, uygulamanın şekli şartlar kadar maddi şartlar bakımından da titizlikle takip edileceği ortaya konulmuştur.
Tebliğ, yurt dışından Türkiye'ye dönen gerçek kişilere önemli vergisel avantajlar sunarken, bu avantajların şekli ve maddi şartlara sıkı şekilde bağlı olduğunu da ortaya koymaktadır. Bu nedenle, istisnadan yararlanmayı planlayan mükelleflerin başvuru süreleri, istisna belgesi ve diğer yasal yükümlülükler konusunda gerekli özeni göstermeleri, olası hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Kaynakça
- 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, mükerrer 20/D maddesi.
- Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 333), Resmî Gazete, 04.07.2026 tarih ve 33300 sayılı.
- 7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun.