Korona hastalığı Dünya'nın başına fena halde dert oldu. Sadece yoksul ülkeleri değil teknolojik açıdan dünya devi olan ülkeleri bile kasıp kavurdu. Sınırlar kapatıldı, sokağa çıkma yasakları uygulandı. Maske en önemli giyim eşyamız, sosyal mesafe yeni yaşam biçimimiz, kapalı alanlarda olmak mecbur kalmadıkça tercih etmediğimiz bir durum oldu. Dezenfektansız, kolonyasız kendimizi eksik hissetmeye başladık. Kucaklaşmalar, tokalaşmalar hayatımızdan çıktı. Hapşıran, öksüren birini görünce ters ters bakmaya bile başladık.

Bazılarımız koronaya karşı bireysel olarak tam anlamıyla savaş açarken bazılarımızsa bu hastalığı hiç önemsemedik. Maskesiz, mesafesiz, tam kaynaşma ile hayatlarına devam edenler oldu. Korona partileri yapıldı, hatta koronayken seyahatlere, düğün-derneklere gidildi. Sonuç itibariyle hastalık bir türlü bitmedi.

Aşısı bulunsa da bu hastalık sona erse artık derken bazı ülkeler aşı çalışmalarını tamamladıklarını duyurdu. Kısa süre içinde ülkemizde de ücretsiz olarak aşılama çalışmaları başladı. Hepimiz umutlandık, kurtuluyoruz, bitiyor derken… Baktık ki aşıyı dört gözle bekleyenler olduğu gibi, aşıya karşı çıkanlar da varmış. Aşılandıkları takdirde kendilerine mikroçip takılacağını, DNA' mız ile oynanacağını hatta kısırlaşacağımızı düşünen insanların sayısı hiçte az değilmiş.

Dünya nüfusunun % 75'inin aşılanması durumunda normale döneceğimizi düşürsek mevcut durumda normal hayatlarımıza dönmekten çok uzağız. Ne yazık ki vakalardaki artışta, vefatlarda bir türlü sona ermiyor. Çocuklar, yaşlılar, hamileler, kronik rahatsızlığı olanlar bu hastalığı daha ağır geçiriyorlar.

Yunan alfabesindeki hemen hemen tüm harflerden mutasyona niyetlenen korona son günlerde Omicron adı verilen bir süper varyant oluşturdu. Bu varyantın aşılarla kazanılan bağışıklığı yok edecek etkisinin olmasından korkuluyor.

Ülkelerin sağlık sistemini zora sokan, ekonomilerini harap eden, eğitim sistemini sarsan, sosyal ve psikolojik olarak insanı tükenme noktasına getiren bu salgında hayaller ne yazık ki 2022'ye kalıyor.