Afet ve krizlere yönelik bir yapay zeka projesi üzerine çalışırken tanışmıştım “AI for Good” ile. İyilik için yapay zeka, birkaç yıldır var; ama gündemde hak ettiği yeri bir türlü bulamıyor.

Yapay zeka gündeminin neredeyse tamamı tehdit ve fırsat sarmalında dönüyor: hangi işlerin biteceği, hangi şirketlerin kazanacağı, iş gücünde yapay zekanın nasıl konumlanacağı, insanların işsiz kalabileceği, bireyin bu dönüşümde nasıl hayatta kalabileceği. Bunlar meşru sorular. Ama eksik.

Evet, tehditler gerçek ve belgelenmiş.

Ekonomik olarak: Goldman Sachs’ın 2025 araştırması, geniş ölçekli yapay zeka benimsenmesinde ABD iş gücünün yüzde altı ila yedisinin yer değiştirme riskiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. “Geçici” denilen bu dönem, dönüşüme en hazırlıksız yakalananlar için — düşük gelirli gruplar, sivil toplum kuruluşları, gönüllü ağları — hiç de geçici değil.

Nobel ödüllü MIT ekonomisti Daron Acemoğlu da bu konuda uyarıyor.

Aynı zamanda bu araştırma dışında, yapay zeka konusunda önde gelen isimler ve kurum temsilcilerinin yapay zekanın önemine vurgu yaparken dile getirdikleri söylemlerde önümüzdeki süreçte toplumların özelinde risk ve tehdit içeriyor. Üstelik burada dikkatleri çeken ve altı çizilmesi gereken — yapay zekayı bizzat geliştirenlerin satır aralarına sıkıştırdığı uyarılar bu tehdit ve riskleri teyit ediyor olması.

Sosyal olarak: 2026’da BMJ Open’da yayımlanan araştırma, beş popüler yapay zeka chatbot’unu 250 sağlık sorusuyla test etti; yanıtların yüzde kırkdokuzu sorunlu çıktı. Üstelik bu yanlış yanıtlar kararsız değil — güvenle, kesinlikle sunuluyordu. Yanlış olan, doğru görünüyordu. Bu yalnızca teknik bir hata değil; toplumsal güven sorunudur. Aynı zamanda bilgi kirliliği ve yanlış yönlendirmeler ile birçok sosyal sorun ve krizin toplumda yaygınlaşma riskidir.

Psikolojik olarak ise: sürekli onaylayan, itiraz etmeyen, hoşa giden şeyler söyleyen — bireyi subjektif girdilerle besleyen bir yapay zeka, bireyin gelişimine değil konforuna ve körlüğüne hizmet eder. Eleştirel düşünme sürtünme gerektirir. Sürtünmesiz bir yapay zeka kapasiteyi değil, konforu büyütür.

Aynı zamanda bilişsel rezerv kapasitelerinin düşmesi söz konusu. Bilişsel rezerv kapasitesinin düşmesi demek, bilişsel esneklik kabiliyetinin de zayıflayacağı ve birçok krizi beraberinde getireceği anlamına gelir. Eş zamanlı olarak bu, bireysel ve toplumsal dayanıklılığın karşı karşıya olduğu risk ve tehdit durumunu da gösterir.

Peki tüm bu tehditler gündemdeyken, bu tehditlerin nasıl önüne geçileceği sorusu neden konuşulmuyor?

İşte burada “AI for Good” devreye giriyor. Yapay zekanın iyilik — toplumsal fayda için nasıl kullanılabileceğini somutlaştırmak gerekiyor. Çünkü bu hâlâ soyut bir iyimserlik gibi algılanıyor. Oysa birbirinden farklı işlevlerle halihazırda kullanılıyor.

Mesela afet yönetiminde; deprem sonrasında uydu ve drone görüntülerini tarayan yapay zeka, hangi binaların yıkıldığını, hangi yolların kapandığını dakikalar içinde haritalandırıyor. Texas A&M Üniversitesi’nin geliştirdiği CLARKE sistemi, 2.000 konutun hasar değerlendirmesini yedi dakikada tamamlıyor. Bu sadece hız meselesi değil — doğru kaynağı doğru yere, doğru zamanda göndermek meselesi.

Afet ve acil durum müdahaleleri ve afet sonrası iyileştirme çalışmaları için önemli bir araç. Öngörülebilirliği ve öngörülebilirlik kapsamında yapılabilecek çalışmaların kapasitesini geliştiriyor.

Bir diğer örnek yoksulluk ve sosyal kırılganlık haritalamasında kullanılması. Uydu görüntüleri, gece ışık yoğunluğu verileri ve telekomünikasyon örüntüleri yapay zeka tarafından birleştirildiğinde mahalle bazında yoksulluk haritaları oluşturuluyor. Asya Kalkınma Bankası’nın Endonezya pilotunda bu yöntemle politika yapıcılara hedefli müdahale planlayabilecekleri gösterildi. Yani geleneksel nüfus sayımlarının göremediği gizli kırılganlık cepleri görünür hale geldi.

Bir diğer örnek evsizliğin önlenmesinde. Los Angeles’ta UCLA California Policy Lab’ın geliştirdiği model, yedi farklı kamu kurumunun verisini birleştirerek bir kişinin 12 ay sonra evsiz kalma riskini öngörebiliyor. En yüksek riskli grubun yüzde yirmidördü gerçekten evsiz kaldı — sistem sayesinde bir kısmına kriz öncesinde ulaşıldı.

Kriz çıkmadan müdahale etmek, kriz yönetmekten hem insani hem mali açıdan çok daha az maliyetli.

Bu örnekler benim uzmanlık alanıma dair dikkatimi çekenlerin bir kısmı. Çeşitlendirebileceğimiz başka örnekler de mevcut. Fakat bu üç örnek üzerinden bir temel bakış açısı çıkarırsak, yapay zekanın toplumsal krizlerde üstlenebileceği rolü özetliyor: risk ve tehditlere karşı erken uyarı sistemi, anlık durum tespiti ve müdahale koordinasyonu, onarım süreçlerinde kaynak ve hedef eşleştirmesi. Reaktif yapıları proaktif modellere dönüştürmek — bu, “AI for Good”un özü.

İyilik için yapay zeka, karşı karşıya olduğumuz risk ve tehditlere panzehir üretebilecek kapasiteye yönelik kurgulanmış bir hareket olabilir. Birleşmiş Milletler bünyesinde ITU öncülüğünde yürütülen bu platform, yapay zekayı yalnızca verimlilik ve kâr aracı olarak değil; insanlığın ortak sorunlarını çözmek için bir araç olarak konumlandırıyor.

Türkiye bu hareketten uzakta değil. Bu yıl ITU öncülüğünde Akbank LAB ev sahipliğinde düzenlenen Türkiye finalinde Viseur AI birinci oldu ve Temmuz’da Cenevre’deki BM zirvesinde Türkiye’yi temsil edecek. Sivil toplum ve teknoloji girişimciliğinin kesişiminde, bu küresel momentumun yerel karşılıkları üretiliyor.

Sivil alanda özellikle İhtiyaç Haritası’nın haritalama temelli teknolojik alt yapısı başta olmak üzere, ürettiği teknolojik ürünler ki bir kısmı yapay zeka destekli; afet, derin yoksulluk, evsizlik, eğitim vb. farklı alanlarda da kullanılarak kapasiteyi güçlendirebiliyor.

Kapasite ve finansal yeterliliğin daraldığı bu dönemde, teknoloji ve yapay zekayı belirli noktalarda operasyonel ve idari süreçlere entegre ederek STK’ların etkisini — sosyal etkiyi güçlendirebiliriz. Bağış eşleştirmeden gönüllü koordinasyonuna, ihtiyaç haritalamadan kriz iletişimine kadar yapay zekanın sivil alana katkı sunabileceği onlarca somut alan var.

Özel sektörün de toplum tercihleriyle ilişki kurması için yapay zeka kullanımını sadece maliyetleri düşürerek kârı maksimize etme körlüğüne hapsetmemesi gerekir. Özellikle günümüz dünyasında ekonomik varlığın sağlanması ve bu kapasitenin güçlenmesi, ürettiği mal ve hizmetlerin toplum ve gezegen dostu bir işlevi olması gerekiyor. Üretilirken çevreye, hayvana, kırılgan gruplara herhangi bir yarar sağlaması bir kenara zarar vermemesi bile tüketici nezdinde bir tercih sebebi. Bu durumu aslında çok ispatlamaya da gerek yok. Çünkü ekonomi, insanlık tarihinin başından beri finansal çıktıları olan fakat girdileri kültür ve sosyoloji eksenli, psikolojik nedenlerinin de olabileceği çok katmanlı bir yapısı vardır. Peki toplum yararı ve iyilik için yapay zeka paradigmasında özel sektör kendini nasıl konumlandırabilir? Bu çok geniş fakat üzerinde çokça konuşulması ve değerlendirilmesi gereken bir soru.

Yapay zekanın sosyal, ekonomik ve psikolojik tehditleri bu kadar gündemdeyken, “AI for Good” başlığıyla bu tehditlerin nasıl önüne geçeriz sorusunun herkes tarafından konuşulması ve gündemimiz olması gerektiğini düşünüyorum.

8 Haziran Pazartesi günü Google İstanbul Ofisi’nde İhtiyaç Haritası tarafından gerçekleşecek İyilik için Teknoloji ve Yapay Zeka Zirvesi, tam da bu konulara zemin oluşturuyor.

Hem üçüncü sektörün, hem özel sektörün karşı karşıya olduğu bu sorular da tam olarak bu zirvede sorulması gerekiyor.