Kalır insanda biraz keder, biraz duygusallık. Ne kadar yok dese de içinde biraz insaniyet olur herkesin. Kimse göründüğü kadar zalim ya da göründüğü kadar hassas da değildir. İnsanlar kendilerine imaj çizmek adına olmadıkları bir kişiliğe bürünürler. Doğal hallerinin böyle olmadığı bir gerçek. En azından damarlarına basılınca hiç de tasvir ettikleri gibi olmadığını görebilirsiniz.
Kalır insanda biraz zalimlik, biraz hissizlik. İnsanlar bazen de kendilerini korumak adına zalim görünebilirler. Bazen de hissizleşirler, çok yoğun duygu taşımından sonra. Bazen dolar da taşamaz insan ya işte öyle durumlarda da hissizliğe evrilir insan. Yaşadığı duygu taşımının zirvesine ulaşmıştır çünkü.
Kalır insanda biraz riyakarlık, biraz terslik. İnsanlar her zaman ikiyüzlülükten dem vursa da yeri gelince aynı performansı sergilemekten geri durmazlar. Güya değer verirler karşılarındakilere ama yüze gülüp arkadan kuyu kazmaktan da geri durmazlar.
Kalır insanda biraz kötü niyet, biraz karanlık bir taraf. Yin Yang gibi kimse saf kötü ya da saf iyi değildir. Yeri geldiğinde herkesin içinde biraz kötülük veya biraz iyilik bulunur. Yüzde yüz bir duyguyu kimse taşıyamaz zira insan çiğ süt emmiştir. Kimseye yüzde yüz prim verilmez. Her kötülüğü beklemek olmasa da yine de insanların çapına göre belli oranda beklenmeli de. Zira kimse sütten çıkmış ak kaşık da değil neticede.
Kalır insanda biraz seviyesizlik, biraz hadsizlik. İnsanlar yerini bilmez bazen. Bezen de yadırgarlar oldukları yeri. Samimiyeti had aşmak olarak algılar kimi zaman da. Kimse kendisini geri çekmek zorunda hissetmez, karşılarındakinin samimiyetine güvenerek. İnsanlarla olan bağlantılara bakmak lazım. İnsanların katlanma nedenlerine ve de. Yerine ve duruma göre davranmak lazım.
Kalır insanda biraz insaniyet, yaşama sevinci. Durum ne kadar kötü olursa olsun, insanlığını kaybetmemeli insan. İçinde biraz da olsa yaşama sevinci olmalı insanın. Bu hayata katlanabilmenin dahası keyfini çıkarabilmenin başka bir formülü yok.
İçimizde bir yerde hala insanlık kalmış olmalı…