0

İnsanları mutsuz eden hususlardan biri de yaşamlarındaki belirsizliklerdir. Her yaş grubuna ve bireysel beklentilere göre bu belirsizliklerin önem sırası farklıdır. Belirsizliklerin başlangıçta mutsuz etme özelliği olmakla birlikte, bazı belirsizliklerin mutlu sonla bitmesi ve önceden yaşanan huzursuzluğu telafi etme olasılığı da mevcuttur. Dünyada da her alanda görülen gelişmeler sonucunda özellikle siyasi ve ekonomik belirsizlikler genel olarak artmış, belirsizliklerin bir kısmı son bulmuş, son bulan belirsizliklerin bir kısmı ise yeni belirsizlikleri gündeme getirmiştir (Örneğin; ABD'nin yeni Başkanı Donald Trump'ın seçilmesi, bir belirsizliği ortadan kaldırırken, bundan sonra ABD'nin izleyeceği politikaların ve sonuçlarının yeni zincirleme belirsizliklere neden olma olasılığı gibi.).

Ülkemizde de bu dönemde gerek dış konjonktürden gerekse çeşitli iç gelişmelerden kaynaklanan belirsizliklerle karşılaşılmış, bu belirsizliklerden bazıları son bulmuş, ancak, son bulan belirsizliklerden daha fazla yeni belirsizlikler yaşanmaya başlanmıştır. Belirsizliklerin dalga etkisi nedeniyle her alan bu gelişmelerden nasibini almıştır. Özellikle terör, iç ve dış siyaset ile ekonomi alanındaki belirsizliklerin sonucunda bazı endişeler ve tereddütler oluşmuş ve doğal olarak bunların olumsuz sonuçları yaşantımızı etkiler boyuta ulaşmıştır. Bu olumsuz süreç devam ederken, siyasi iktidarın dış siyasette izlediği politikalardaki özeleştiri ağırlıklı revize yaklaşım; siyasal iktidarın başlangıçtan beri izlediği dış politikayı eleştiren siyaset içi ve dışı kesimlerin öngörü ve görüşleriyle bazı istisnalar hariç örtüşmüş ve bundan sonra izlenecek dış politikadaki bazı konularda bir görüş birlikteliğine yaklaşılmıştır. Özellikle Rusya ve İsrail'le başlayan, komşu ve bölge ülkeleriyle devam edeceği anlaşılan dış siyasetteki yeni adımların olumlu sonuçlanma olasılığı artmıştır.

Terör konusunda ise Ülkemizdeki her kesimin göstermiş olduğu duyarlık, karşı koyuş, milli birlik ve beraberlik görüntüsü; uzlaşma becerisi gösterdiğimiz nadir alanlardan birisi olmuştur. Ancak, terörle mücadele konusunda gerek yurt dışındaki siyasi ve diplomatik çabalara, gerekse alınan güvenlik tedbirlerine ve başarılı operasyonlara rağmen, bu konudaki sıkıntıların ve belirsizliğin bir süreç alacağı anlaşılmaktadır. Terörün verdiği zararların başında tabii ki insanların yaşamını kaybetmesi gelmekte, bedensel mağduriyetler yaratması ve etkilenen ailelerin yaşamla bağlantılarının yeniden kurulması ise diğer önemli sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Teröre diğer boyutlarıyla bakıldığında ise olumsuz etkilenen alanların başında ekonominin geldiği görülmektedir. Özellikle turizm, yurt dışından gelecek doğrudan yatırımlar, iç yatırımcının yatırım refleksi, tüketicilere ve piyasalara etkisi vb. konularda terörün yarattığı olumsuz iklim çeşitli ekonomik sorunlara neden olmakta, reel sektörün yanı sıra menfi etkileri piyasalara da yansımaktadır. Ayrıca, güvenlik ve askeri harcamaların artmasına ve ihtiyaç duyulan diğer alanlara ayrılması gereken kaynakların kısıtlanmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla, terörün sona erdirilmesi Ülkemiz huzurunun yanı sıra ekonomimiz için de önemli bir konudur.

Ülkemizdeki diğer en büyük belirsizliği ise siyaset alanı oluşturmaktadır. Yakın bir zamanda seçmen olarak arka arkaya dört kez sandığa gitmemize rağmen, belirsizliklerin azalacağı yerde artması da bunun en büyük kanıtıdır. Her alandaki sorunlarımızın çözümünün tek reçetesi ise uzlaşma kültürünün yaygınlaşmasıdır. Herkesin farklı siyasi partilere oy vermesi veya oy vermek zorunda kendisini hissetmesi doğaldır. Önemli olan, her kademede birbirimizle insan olmanın haysiyetine yaraşır bir şekilde konuşmayı, tartışmayı ve birbirimizi dinlemeyi becerebilmemizdir. Bu Kapsamda, Ülkemizdeki kutuplaşmayı; siyasi, statü, maddi vb. çıkar sağlamak, çıkarını korumak veya çıkarını geliştirmek amacıyla destekleyen bir yaklaşım gösterenlerin bu davranışlarını engelleyecek bir siyasi iklimin yaratılması öncelikli konulardan birisidir. Ayrıca, sayıları az olsa bile tahribatı fazla olan ve kutuplaşma ateşine devamlı odun atan sosyal medya cüretkarlarının da, herkese eşit davranılan evrensel hukuk hükümleri kapsamında frenlenmesi toplumumuzun birlik ve beraberliğini artıracaktır.

Öte yandan, uzun bir süredir gündemde olan ve halen TBMM'de görüşülmekte bulunan Anayasa değişikliğinin TBMM'de veya referandum sonucunda kabul edilmemesi halinde; bu sistem değişikliğine kendini angaje etmiş siyasi iktidarın, o aşamadan sonra nasıl bir politika izleyeceği belirsizliğini korumaktadır. Anayasa değişiklinin kabul edilmesi halinde ise, anılan sistem değişikliğinin 2019 yılında uygulamaya başlayacak olması nedeniyle aradaki sürede siyasi ve ekonomik reflekslerin nasıl şekilleneceği de merak edilmektedir.

Diğer yandan, küresel boyuttaki bazı gelişmelerin Ülkemizi de yakından ilgilendirmesi nedeniyle, bunlara ilişkin belirsizliklerin Ülkemize yansımaları da etkili olabilecektir. Bu kapsamda; ABD ve AB ile ilişkiler, AB'nin geleceği, FED'in stratejisi, ABD Başkanı Donald Trump'ın izleyeceği siyasi ve ekonomik politikalar, petrol ve emtia fiyatlarının seyri, küresel büyüme ve ticaret, küresel sermayenin yeni rotası vb. konularda bazı tahminler yapılmakta ise de genel olarak bir belirsizliğin hakim olduğu görülmektedir. Ülkemizde ise gerek küresel gerekse çeşitli iç gelişmelerin etkisiyle ekonomimizin nasıl bir trend izleyeceğine ve oluşacak ekonomik tabloya yönelik farklı ve çeşitli tahminler yapılmakla birlikte; OHAL'in ekonomik performansa etkisi, yabancı sermaye girişi, turizm ve ihracattaki sıkıntılar, finansal piyasalardaki oynaklık, döviz kurları, enflasyon, büyüme, işsizlik, ekonomik bir gerçek olan faizler ile siyasal iktidar arasındaki çekişmenin sonucu, açılan ekonomik paketlerin sonuç alma becerisi, kamu harcamalarındaki artışın getireceği olumlu ve olumsuz etkiler vb. konuların, belirsizlik karakteri taşıdığını söylemek abartılı bir yaklaşım olmayacaktır. Ancak, doların TL karşısındaki son zamanlardaki performansının belirsizlik niteliğini aşma eğilimi göstermesi ve ekonomimiz için serseri bir mayın görüntüsü vermesi dikkat çekmektedir.

Yeni bir yıla girerken, herkesin; iyi, güzel ve huzurlu bir yıl dilemesi, sağlıklı, başarılı ve mutlu günler temenni etmesi yaklaşımının özünde, her yeni yılın yeni umutlara yelken açması ve belirsizliklere de muhatap olması gerçeği yatmaktadır.

Bu açıdan bakıldığında, Ülkesini seven herkes gibi ben de 2017 yılının inşallah çok güzel bir yıl olmasını diliyorum. Ancak, 2017 yılı bir çok bakımdan güzel bir yıl olarak gerçekleşse bile, zor bir yıl olacağını ve gerek küresel gerekse Ülkemizdeki belirsizliklerin 2017 yılıyla sınırlı kalmayacağını tahmin ediyorum. Bunun en önemli nedeni iç ve dış sorunlarımızın fazlalığıdır. Ancak, bu sorunlarımızın bir çoğunu da dış çevrelerden ziyade kendimizin yaratması, aynı zamanda çözümün de inisiyatifimizde olduğunu göstermesi açısından sevindiricidir. Yeter ki empati, öz eleştiri, sevgi ve saygı kültürümüzü geliştirelim. Şüphesiz dış güçlerin yaşanan bütün bu olumsuzluklarda önemli bir payı vardır, ama bu gerçek; bizim her alandaki kendi hatalarımızı, siyasi çıkarlara öncelik verme yanlışımızı ve uzlaşı kültürümüzdeki yıpranmayı görmemizi engellememelidir.

Tüm bu belirsizlerin hangilerinin ve nasıl sonuçlanacağını, her alandaki iyi ve güzel temennilerimizin ne kadarının gerçekleşeceğini, 2018 yılının başında daha sağlıklı değerlendirme imkanına kavuşabileceğiz.