28 Şubat'ta Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki cuntanın darbe yapabilme ihtimaline karşı, "Bu işi bu kez silahsız kuvvetler halletsin" diyen dönemin merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Refah Partisi'nin kapatılma davasına ilişkin tarihi dönüm noktası olacak bir söz söylemişti: "Parti kapatmak siyasi terbiye modelidir."
Bu sözden hareketle, Türkiye Cumhuriyeti'ni koruma ve kollama adına yapılan siyasi terbiye modeli, bu kez Cumhuriyet Halk Partisini ele geçirmeye değil; yeni CHP üzerinden Türkiye'yi dizayn etmeye çalışan, şimdilerde çoğunluk olarak görünse de İngiliz Muhibbi Cemiyeti gibi çalışan organize siyasi şebekeye yöneldi. Neredeyse bir el Özgür Özel'e "çık ve yık" diyordu. Bunun için emniyet güçlerinin TOMA’larının bile kürsü olarak kullanılmasına rıza gösterildi. Özgür Özel'e "çık ve git" diyenler, Kılıçdaroğlu'na ise "kes ve biç" diyordu. Daha önceki yazılarımdan hatırlarsınız; siyasette bir "Temiz Eller Operasyonu" başlıyor diye yazmıştım. Bu işin startını CHP'de "arınma" başlığıyla verdiler.

Teşkilatlarda Görevden Almalar ve "Miting Ceketi"
Şimdi sormak lazım: CHP'de arınma başlamadan önce, iktidarı oluşturan AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi'nde yapılan ve devam edilen il ve ilçe teşkilatlarının görevden alınması, CHP'ye benzer bir arınma modeli değil mi? AK Parti, bu hafta sonu yapılacak Sapanca istişare toplantısı öncesinde beş il başkanlığını daha görevden alacak. Bu sayının Temmuz ayının ilk haftasından başlayarak yedi il başkanlığına kadar ulaşması planlanıyor.
Peki Erdoğan; teşkilatlarını, AK Parti yönetimini, milletvekillerini size göre sadece il başkanlarını görevden alarak mı terbiye ediyor? Son Edirne'de Selimiye Camisi'nin açılışında okuduğu Aşr-ı Şerif'le birlikte, neredeyse savaş meydanlarındaki zırhı andıran o meşhur miting ceketlerinden birini giymeye başladı. Anlayın ki Erdoğan, hem meydanları hem de siyaset arenasını renklendirecek.
Sapanca'daki toplantı öncesinde milletvekillerinin meclise devamlılık karnesi, her milletvekilinin TBMM'de kaç ziyaretçi kabul ettiği, ayda kaç kez seçim bölgesine gittiği, kaç teşkilat toplantısına katıldığı gibi birçok istatistiki bilgi Erdoğan'a rapor olarak iletildi. Şimdi Erdoğan, muhtemel bir anayasa oylaması öncesi milletvekillerini tırpanlamayacak ama bir "boy abdesti" aldıracağı kesin. Çünkü siyasi gelişmeler, tam da AK Parti'nin meydanlarda cirit atacağı, kahvelerde toplantı üstüne toplantı yapacağı bir dönemi öngörüyor.
Bakan Mehmet Şimşek'in Emekli Sunumu ve Bürokrasi Çıkışı
Ancak milletvekillerinin bahanesi açık: Ekonomik kriz, gıda enflasyonu ve emekli maaşlarına yapılmayan zamlar... Geçenlerde AK Partili milletvekillerini kabul eden Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, emekli zammı yapmamalarına gerekçe olarak, emeklilerin durumunun ekonomik olarak çok da kötü olmadığını ispatlarcasına birtakım istatistiki bilgileri gündeme getirdi. Emekliler üzerine tapu kayıtları, evler, araçlar gibi birçok istatistiki bilgi milletvekillerine sunuldu. Söylendiği gibi veya bilindiği gibi emeklilerin durumu çok da kötü değil denirken; milletvekilleri, böyle bir söylemin iktidara da partiye de zarar vereceğini belirtti. Emeklinin gerçek gündeminin sokakta, mahallede, caddede ortaya çıktığını ve bunun bedelini milletvekili olarak kendilerinin, en başta da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ödediğini söylediler.
Mehmet Şimşek, emeklilerle ilgili ekonomik olarak bir düzeltmenin yakın zamanda açıklanacağını belirtirken; kendisine, maliye bürokratlarının yayınladıkları vergi düzenlemelerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayınlanan bir kararnameye atıfta bulunarak, esnaf ve sanatkarlar başta olmak üzere tüccarları ve iş dünyasını vergi alabilmek için "Erdoğan'la korkutmaları" gündeme getirildi. Mehmet Şimşek, bürokratlara şimşek gibi çaktı, yıldırım gibi çarptı.
Orada gündeme gelen önemli bir konu başlığı ise Büyükşehir Kanunu'nun büyük bir revizyona uğraması oldu. Mahalle statüsüne gelen birçok köy yeniden eski yönetimlerine kavuşacak. Bunun en somut örneği ise altı milletvekilinden beş milletvekiline düşen Erzurum'da Büyükşehir Belediye statüsünü kaybetme riski.

Kabinenin Öne Çıkan Üç Adanmışı
Konu bakanlara gelmişken, "Erdoğan'ın Adanmışları" başlığıyla birkaç bakanlık üzerine ve Erdoğan'ın yeni kurmaya çalıştığı birtakım takım oyunu üzerine bir şeyleri anlatmak isterim. Teknokrat ağırlıklı kabinenin son dönemde öne çıkan üç tane bakanı var:
Bir tanesi Adalet Bakanı Akın Gürlek. Hallaç pamuğu gibi sağı solu siyasi çetelere karşı yaptığı mücadeleyi, son dönemde ekonomik çetelere karşı da yapmaya başladı.
Müsavat Dervişoğlu'nun "Kudüs'e Vali olmak hayal" söylemesinden dolayı eleştirdiği İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bakanlığa gelir gelmez her söylediği söz, her duruşuyla kamuoyu nezdinde sessiz ve derinden bir efsaneye dönüşüyor.
Ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin... Bazı dini cemaatlerin hedefine koyduğu Bakan Tekin, adım adım Milli Eğitim Bakanlığı müfredatından tutun da Milli Eğitim'in bilinen tüm ezberlerini bozmaya yeminli bir siyasi irade olarak çalışıyor. Bu üç isim, sahada ileriye sürdüğü üç önemli oyuncu. Onlara ilişkin gelen hiçbir itirazı, eleştiriyi ne dinliyor ne de kabul ediyor.
"Raf Ömrü" Dolan Devre Dışı
Fark ettiniz mi bilmem; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi geleneğini izleyenler, yönetimsel anlayışını inceleyenler daha iyi fark edecek ki, bir bakanın veya üst düzey bir bürokratın hizmet raf ömrü 4,5 yıl ile sınırlıdır. Erdoğan belirli durumlarda ve gelişmelerde bu sınırı ilavelerle sürdürebiliyor. Ancak bütün bakanların göreve gelmeden önce istifa mektupları kendisinde olduğu için, her bakan her an görevden alınabilme korkusunu iliklerine kadar yaşıyor. Bu korku bakanlar nezdinde nokta olurken, bürokratlar nezdinde uçurum oluyor. Onlar da "Nasıl olsa gideceğiz, alınacağız" diyerek frene basmayı, "saldım çayıra Mevlam kayıra" gibi bir pratiği yaşatıyorlar ki; Erdoğan'ı kızdıran ana faktörlerden biri bu.

Bilal Erdoğan'ın Korkusuyla Terbiye etmek
Yukarıda bahsetmiştim ki Erdoğan, bakanları ve partiyi Bilal Erdoğan korkusuyla da terbiye etmeye başladı. Partinin kurmay kademesi Bilal Erdoğan'ın genel başkanlığını satın alırken; onun ansızın illerde yaptığı toplantılar, sürpriz ziyaretleri partililerin korkulu rüyası haline geldi. Allah var, Bilal Erdoğan bir kez bile genel başkanlıkla ilgili bir konuyu ne ima etti ne de yanından geçti. Her zaman topu babası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a attı. Erdoğan ise siyasi tarihinde sağ gösterip sol vurmaya alışık bir siyasetçi olduğu için, Bilal Erdoğan'ın parti gibi hantal STK'lara, meslek örgütlerine yönelik çalışma stratejisinden çok da memnun. Bu nedenle “Erdoğan'ın adanmışları” sıralamasının başına Bilal Erdoğan'ı koymak gerekir belki.
Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan üzerinden de yaptığı şu gerçeklik; bilmek ve bilmediğini bilmek size garip gelecek ama, yapılan her toplantıda sunum yapan kişinin bilgisi, bilmediğini bilmek erdemi araştırılıyor.
Yazarımız Fehmi Çalmuk Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile
Yusuf Tekin’in 6 Soruluk Bilmediğini Bilmek Testi
Buna bir örnek vereyim: Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin göreve geldiğinde, biliyorsunuz ki yılların Milli Eğitim bürokratıdır. En ücra köşedeki Milli Eğitim'in takım oyuncusu ilçe milli eğitim müdürünü de müfettişini de çok yakinen bilen, takım oyuncularını iyi analiz edebilen ve bakanlığa geldiği zaman yapılan atamaların birçoğunu eğitim camiasından yapan bir kişilik. Bakanlığa gelir gelmez dönemin genel müdürlerini bir toplantıda bir araya getiriyor. Kısa ve özlü bir konuşmadan sonra çalışma arkadaşlarından "para peşin kırmızı meşin" diyerek 6 tane soruluk bir testi cevaplamalarını istiyor:
- Bakanlık bünyesindeki genel müdürlüklerin isimlerini sıralayın.
- Bakanlık bünyesindeki genel müdürlerin isimlerini yazın.
- Bakanlık hiyerarşisinde genel müdürlüklerin hangi bakan yardımcılarına bağlı olduklarını yazın.
- Genel müdürlüklere bağlı daire başkanlıklarının isimlerini yazın.
- Bakanlık bünyesinde faaliyet gösteren genel müdürlüklerin dikkatini çeken, aklınızda kalan 3 tane önemli projesini yazın.
- Genel müdürlüklerin yapmayı planladıkları 3 tane önemli projenin ismini yazın.
Milli Eğitim'deki genel müdürlerin kan ter içinde doldurdukları testlerin sonuçları Bakan Yusuf Tekin'in kasasında. Hiçbir genel müdürün kımıldayacak yeri yok. Bilgiyi ölçme yanında, bilmediğini bilmek konusunda verilen önemli bir ders, Erdoğan'ın genel siyaset stratejisinin özetini veriyor. Onun için Yusuf Tekin, Erdoğan'ın adanmışların arasında.
"Lay Lay Lom" Bakanlıklar ve Aile Bakanlığı
Bir de şahsiyetlerine saygımla birlikte, yönetimsel anlamda "lay lay lom" bakanlıklar var. Gençlik ve Spor Bakanlığı'nı halen Muharrem Kasapoğlu yönetiyor gibi. Kasapoğlu'nun bakanlıktan alınmasından sonra Osman Aşkın Bak'ın sinerji üretememesi, neredeyse bakanlıkta tüm müdürlüklerin vekaletle yönetilmesine neden oldu.
Hele hele Aile Bakanlığı... Başlı başına aileden sorumlu değil, "sorunlu bakanlık" haline geldi. AK Parti'nin en zayıf olduğu bakanlık faaliyetleri arasında sayılan Aile Bakanlığı'na yeni dönemde bir erkeğin gelmesi, parti tabanının en önemli isteği durumunda. Geçenlerde bir AK Parti kurmayı şöyle dedi: "Erdoğan bu feministlerden çektiği kadar kimseden çekmedi..." Onun da söylediği, "Aile kurumunun reisi erkektir" yorumunun, Anayasa Mahkemesi kararı gereği nafaka ile yapılacak kanuni düzenleme öncesine denk gelmesi dikkat çekici.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Mustafa Atalay.
"Milli Görüş Gömleği Çıkar mı?"
Şunu da söylemek isterim; Erdoğan bütün illeri de değişik bir modelle denetim, kontrol ve zapturapt altına alıyor. Örneğin Bilal Erdoğan’ın İlim Yayma Cemiyeti’nin mütevelli heyeti başkanlığına gelmesini bir kayyum ataması gibi düşünün. Cemiyetin çoğunluğunu oluşturan cemaatin kıpırdayacak yeri kalmadı.
İçinizden yine Saadet Partililer, Yeniden Refahlılar ayağa kalkacak ama Erdoğan, halen "Milli Görüş geleneğini iliklerine kadar yaşayan ve yaşatan bir siyasi". Hemen, "Milli Görüş gömleğini çıkarttık demişti" diyecekler. Ben cennetmekan hocama bunu sorduğumda aynen şöyle buyurmuştu: - "Milli Görüş gömlek mi ki çıkartsın. Bunu Tayyip Bey çok iyi bilir."
Merhum Oğuzhan Asiltürk’ün bir Kadiri halifesi olduğunu daha önce yazmıştım. Edirne’de Havlucu Ahmet Efendi’ye bağlıydı. İşte onun gibi bağlı olan, Rize Güneysu’dan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Mustafa Abi" diye hitap ettiği Mustafa Atalay var. Her Güneysu ziyaretinde bir börekçide buluşurlar.
Sormuş bu konuyu:
- "Ula uşağım, Milli Görüş gömleğini çıkarttık demişsin!"
- "Mustafa Abi, Milli Görüş gömlek mi çıkarıyoruz. Rabbim bizi davamızda daim, muvaffak etsin…"
Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Selimiye Camisi restorasyonunu anlatıyor.
Adanmışların Ankara Modeli
Erdoğan, Ankara'da manevi iklimi neredeyse mekik gibi dokuyan dört tane sacayağı üzerinde gençlik örgütlenmesini, STK’ları ve dini cemaatleri organize ediyor. İsimlerin hepsinin, cennetmekan Erbakan Hoca'nın dizi dibinde MGV'den yetiştiğinin altını çizeyim.
İmar ve ihya hareketinin sacayaklarının başında; Vakıflar Genel Müdürü, aynı zamanda Ankara İmam Hatip Liseleri Vakfı (MİHVAK) Başkanı Sinan Aksu geliyor. Cihannüma’nın başında, her hafta gençlik kesimine dini sohbetleriyle ulaşan Selim Cerrah; manevi bir şemsiye gibi STK'ların örgütlenmesinde abi rolü oynayan Halim Altunkal ve Ak Medrese organizasyonuyla dinamik ve çelik gibi gençlerin Erdoğan hareketine yönelmesini sağlayan Ayhan Yılmaz… Şan şöhret istemeden hizmette bir adım öne çıkarak, talepte iki adım geriye giderek çalışma yapıyorlar. Halka halka büyüyorlar…
Adanmışlık arınmanın neticesidir. Dadanmışlık ise her rüzgar da savrulan yaprak gibi…Bugün Ak Parti’nin dalında Allah bilir yarın kimin dalında…