Günlük hayatımızda pek çok insan ile karşılaşıyoruz. Bu insanların elbette çoğunu şahsen tanımıyoruz. Ancak aralarından tanıdığımızı düşündüklerimizi aslında ne kadar anlayabiliyoruz veya gerçekten tanıyabiliyoruz.

Bazı insanlar dış görünüşü, tavırları ve konuşma tarzı ile çok kolay anlaşılabilirler. Haklarında iyi veya kötü oldukları yargısına kolayca ulaşabiliriz. Peki, beden dili insanları anlamamızda veya tanımamızda bize ne kadar ve nasıl yardımcı olabilir?

İnsanlarla yüz yüze konuşurken öncelikli olarak el hareketleri bizlere büyük fikir verir. El hareketlerinin konuşmayı kolaylaştırıcı etkisi vardır. Ellerin vücuda yaklaştırılması gerginlik ve güvensizlik belirtisi sayılırken, ellerin birbirine kenetlenerek göğüs hizasında tutulması sıkıntının belirtisidir. Yapılan çalışmalarda insanların ellerini vücuda yapışık bir şekilde hiç hareket ettirmeden tutmaları durumunda konuşmalarındaki akıcılığın azaldığı görülmüştür.

Kişilerin avuç içlerini saklaması yalan söylemenin göstergesi olarak düşünülürken avuç içlerinin yukarı doğru kaldırılması zafer ve gücün işareti olarak değerlendirilir. Eğer bir konuşma sırasında karşınızdaki kişi ellerini saklama çabasında bulunuyorsa bu sakladığı bir konu olduğu anlamına gelebilir.

Kolların göğüs hizasında kavuşturulması ise karşıdaki kişinin iletişime kapalı olduğunun göstergesidir. İnsanların birbiriyle iletişiminde en önemli organlardan biri de şüphesiz gözlerdir. Konuşma esnasında gözlerin açılması kişinin o konuyla alakadar olduğuna işaret eder. Gözlerin hafifçe kısılması genellikle anlatılan konunun karşı taraf için çok net anlaşılmadığını gösterir.

Yalan söyleyen kişilerin konuşma esnasında gözlerini kaçırdığını hepimiz biliriz. Konuşurken göz temasının kesilmesi yalan söylenmeye başlandığının belirtisidir. Konuşma esnasında sağa sola bakmak gibi davranışlar ise artık konuşulan konuya ilginin azaldığını göstermektedir.

Bacaklarımızı duruşundan, bir yerde otururken vücudumuzun yönelim şekline kadar bedenimizin anlattığı bir sürü söylenmeyen söz vardır. Aslında ana dilimiz gibi beden dilimizi de öğrenmek bir nevi ihtiyaçtır.

Sigmund Freud'un bir hastası evliliğinin ne kadar mutlu sürdüğünü anlatırken, farkında olmadan alyansını parmağından çıkarıp geri takar, bu istem dışı hareketin anlamının farkında olan Freud bir süre sonra hastasının evliliğinde sorunlar başladığında hiç şaşırmamıştır.

Yapılan araştırmalarda insan iletişiminin sadece yüzde 30 ila 40 oranında sözel olduğu yüzde 60 ila 70'inin ise verdiğimiz sessiz sinyallerden oluştuğu sonucuna varılmıştır.

Beden diliyle ilgili bir önemli konu da el sıkışmadır. Bir kişi sert el sıkışıyorsa güçlü ve rekabetçi bir yapısının olduğu, hafif bir el sıkışma yapıyorsa karşısındaki ile ilgilenmediği düşünülür.

Olumlu bir beden dili kullanmak kişinin istediğini elde etmesini destekler, olumsuz bir beden dili ise insanları sizden kolayca uzaklaştırabilir.