'Kocam beni aldattı, ben ne yapayım, bana yapılanı bende ona mı yapayım?'

Böylesi can alıcı soruyu sormuştu, sahnede konuşmama devam ederken...

Kalabalığın bütün gözleri üstüne çevrilmişti ama umurunda değildi..

Hiçbir erkek bunu yapamazdı...

Kalabalık bir ortamda çıkıp ta, 'karım beni aldattı ben ne yapayım', diye sormazdı..

Ama o bir kadındı ve sordu..

Sen gel de cevap ver!

'Sorun var mıydı?' dedim.

'Hayır', dedi. 'Hiçbir sorunumuz yoktu. Her şey çok güzeldi. Eşimi çok seviyordum.'

'Nasıl öğrendin', dedim.

'İtiraf etti', dedi. ''Ağır gelmiş söylemek zorunda kalmış.'

Bu itiraf sevgini nasıl etkiledi? diye sordum.

'Kendisini bende bitirdi, nefret ediyorum ondan', dedi.

*

İtiraf gerekmiyordu, kararımı verdim bundan sonra bu fikrimi savunacaktım.

İtiraf gerekmez...

Sakın itiraf etmeyin eşinize, her ne olursa olsun..

Madem bir şeytana uydunuz, iyilik meleğinizle uğraşmayı bırakın şeytanınızla baş başa kalsın...

Çünkü itirafınızla kendi iç dünyanızı rahatlatayım derken asıl büyük yıkıma neden olacaksınız.

'Söyledim, bitti, oh ne yükmüş bu', deyip artık eskisi gibi devam edemezsiniz..

Mutlaka yeni sorunlar çıkacaktır normal giden evlilik hayatınızda..

Kadınlık gururu incinecektir eşinizin...

Ne yapsın?

Bırakıp gitsin mi?

Yoksa olayın üstünü örtüp, bir başkasına tercih edilmenin yenilme duygusunu bastırıp hasta mı olsun? İhaneti unutmaya mı çalışsın?

Her yüzüne baktığında itiraf sözlerini beyninde tekrar tekrar mı duysun...

Ne yapsın?

Ne yapabilir ki...

Artık her şey eskisi gibi olabilir mi?

*

Bir eksiklik vardı bir yerlerde..

Erkekler dışarda endamı ya da giyimiyle farklı olan kadınlara imrenerek bakıyorlardı..

Hepimiz bakarız...

Sorun şu, gıpta ile baktığımız kadınlar gibi kendi eşimizi değiştiremeyiz.

Örneğin mini etekli kadınlara hep bakarız ama kendi eşimize mini etek giydirmekte o kadar hoşgörülü değilizdir genelde..

Çıkmaz, aslında önce kendi içimizdedir.

*

Evlilik- boşanma araştırmalarına baktım, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü'nün yaptığı anketler dahil..

İşte bazı örnekleri;

Ayrılıklar en çok ilk 5 yılda gerçekleşiyormuş,

Boşananların % 32.8'i aşk evliliği yapmış.

Kadınlar boşanma nedenleri arasında, 'eşim sorumsuzdu' demişler..

Erkekler ise, 'karım ailesine düşkündü', demiş...

Boşananların % 36' sı 2-5 yıl evli kalmışlar.

Boşanmanın % 90'ının nedeni 'şiddetli geçimsizlik' çıkmış.

Boşanan kadınların % 36.4' ünün ailesinde başka boşananlar da varmış.

Erkeklerde bu oran % 25.8' e düşmüş.

Evlenmelerde % 36.7 si, 'tanıştırıldık, flört ettik' demişler.

Görücü usulü evlenenlerin sayısı ise % 20.5 çıkmış

'Neden evlendiniz', sorusuna en çok yanıt 'aşıktım' olmuş.

Boşananlardan % 32.8' i aşk evliliği yapmış.

Kız ailelerinin % 49.5' şi damadı onaylamamış...

Erkek ailesinde ise bu % 37.9 olmuş..

Boşanan kadınların % 57.6'sı yeniden evlenmeye soğuk.

Erkeklerin ise % 64'ü yeni evliliğe sıcak bakıyor.

Evlilikte sorun yaşayanların sergilediği yaklaşım, kadınlarda % 30.1' i, 'şiddet gördüm', demiş.

Münakaşa ve sesini yükseltme oranı % 24.5, tartışma ise % 15.4 olmuş.

Her dört erkekten biri de 'münakaşa ve sesi yükseltmeyle' karşılaştığını söylemiş.

Eşlerin sağlıksız iletişimleri, boşanmada etkili olduğu ortaya çıkmış.

*

Tamam, cinsellik hayatın olmazsa olmazıdır.

Evliliklerde bu duygunun yetersiz kalması aldatmaların ilk nedenini oluşturur.

Ve aşkın içindeki en etkin olanıdır.

Doya doya yaşanması gerekir...

Ama hayatın temeli değildir; açlık ve tokluk gibidir, acıkılır ve doyulur...

Gerçek sevginin ve aşkın asla önüne geçemez.

Asıl olan, hayatın devamını sağlayan güç sevgidir..

Seven aldatmaz...

Buna gerek duymaz...