Yıkılan imparatorlukların ardılları olan toplumlarda ve fertlerde zamanla güç arayışı ve yıkılan imparatorlukları yeniden canlandırma arayışı oluşması genel olarak görülebilen gelişmelerdir.
Avrupa Birliği oluşumu da böyle bir arayışın ve özlemin eseri bir çabadır. Bu çabanın hedefi de ekonomik birlikten ziyade Askeri-Siyasi Birlik olmakla birlikte, bu süreçte askeri-siyasi birlik oluşturmaya yönelik bütün girişimleri başarısız olmuştur.
Askeri-Siyasi Birlik olmak üzere 1948’de Nato'dan önce Avrupa’da “Batı Birliği” kurulmuş ise de ABD bunu önlemek için Avrupa’yla birlikte ABD'nin güdümünde bir askeri birlik olarak NATO'yu kurup Avrupa’nın güvenliğini ABD'nin kontrolüne alarak Avrupalıların kurdukları Batı Birliğini lağvettirmiştir. Avrupalılar 1952’de yeniden bir Avrupa Askeri ve siyasi Birliği oluşturmak üzere Avrupa Savunma Topluluğu adı altında bir örgütlenmeye yönelmiş ancak bu da ABD tarafından aynı akibete uğratılmıştır.
Avrupa’da müstakil bir Avrupa Askeri –Siyasi Birliği kurmanın biri siyasi biri kültürel iki önemli engeli bulunmaktadır.
Birincisi, Amerika kıtasının keşfinden sonra bu kıtada gelişen hegemonik güç olan ABD, kendini Roma İmparatorluğundan öte bir güç kabul etmekte ve Avrupa’da kendi komuta ve kontrolü dışında müstakil bir askeri-siyasi gücün oluşmasını kendi hegemonik gücü için en ciddi tehdit olarak görmekte ve engellemektedir.
İkincisi, bu günkü AB’ı oluşturan üye toplumların Avusturya ve Macaristan dışında hiç biri Roma İmparatorluğunun askeri ve Siyasi kültürü olan Etrüsk kültürünün ve medeniyetinin mirasçıları değildirler ve böyle bir kültüre sahip değildirler. Bilimsel ve tarihi olarak bu kültürün en yakın varislerinin Türkler ve Anadolu İnsanı olduğu kanıtlanmış olsa da Türkiye’nin AB üyeliği de ABD tarafından aynı politikalarla engellenmektedir.
Avrupalılar bu hususta yanlış ve yanıltıcı bir yaklaşıma itilmiş olup AB Parlamentosunda ki bazı gruplar Türkiye'nin, Avrupa’nın (esasen Roma İmparatorluğunun) askeri ve kültürel mirasının bir parçası olmadığı için AB'a üye olamayacağını ileri sürüyorlar. ! Oysa bilimsel ve tarihi olarak bilinmektedir ki Roma uygarlığı bir Latin veya müstakil bir Avrupa uygarlığı değil tümüyle ve özellikle askeri ve siyasi olarak Etrüsk uygarlığıdır ve bu günkü AB üyelerinin Avusturya ve Macaristan dışında hiç biri kesinlikle Etrüsk uygarlığı mirasının bir parçası değildirler. !
ABD, bu politikalarla hem Türkiye’yi hem AB’ı NATO çerçevesinde kendi kontrolü ve güdümü altında tutabildiği sürece Avrupa’nın kendine özgü müstakil bir Askeri-Siyasi Birlik oluşturması mümkün değildir. Bunun tek istisnai oluru Türkiye’nin süratle AB’a tam üye yapılmasıdır. Yani Avrupa’da müstakil bir Askeri –Siyasi Birliğin gerçekleştirilebilmesi ancak Türkiye’nin AB üyeliği ile mümkündür.
Unutmamak gerekir ki Roma İmparatorluğundan sonra Avrupa’da ortaya çıkan Avusturya(Esasen Avarya) -Macaristan İmparatorluğu da kurucu unsurları din olarak Hristiyanlığı seçmiş Avar ve Macar Hun Türklerinin varlığı ile gerçekleştirilebilmiştir.
Bu bakımdan, gerek AB yetkililerinin gerekse Türkiye yetkili ve ilgililerinin özellikle AB Askeri ve Siyasi Birliği konusunda bu yaklaşımımızı hassasiyetle dikkate almalarında yarar vardır. Aksi takdirde, ABD'nin kontrol ve güdümünden çıkmaları ve dolayısıyla. ETRÜSK-ROMA UYGARLIĞI mirasına sahip çıkma iradesi oluşturmaları mümkün olamayacaktır !
Saygılarımla,