Birinci Dünya Savaşı'nı sona erdiren ağır koşullu Mondros Ateşkes Anlaşması ile ülkemiz işgal edilmiştir. Ülkeyi işgallerden, ulusu tutsaklıktan kurtarmak için mücadele etmesi gereken İstanbul Hükûmeti ve Padişah Vahdettin, işgalcilerle işbirliğine girişmiştir. Kurtuluş için İstanbul'da bir şey yapılamayacağını anlayan Mustafa Kemal Paşa, 16 Mayıs 1919'da Bandırma Vapuru ile İstanbul'dan Samsun'a doğru yola çıkmıştır.

19 Mayıs 1919'da Samsun'da Anadolu'ya ayak basmış ve ayağının tozuyla ulusu örgütlemeye girişmiştir. Samsun'dan Havza'ya, oradan da Amasya'ya gelmiştir. 21/22 Haziran gecesinde hazırladığı ve arkadaşlarına imzalattığı Amasya Genelgesi'ni yayımlamıştır. Bu genelgede şöyle denilmektedir:

'Vatanın bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir. İstanbul Hükûmeti, üzerine aldığı sorumluluğun gereğini yerine getirememektedir. Bu durum ulusumuzu yok olmuş gibi gösteriyor. Ulusun bağımsızlığını yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır. Ulusun içinde bulunduğu durum ve koşulların gereğini yerine getirmek ve haklarını gür bir sesle cihana duyurmak için her türlü baskı ve kontrolden uzak ulusal bir heyetin varlığı zaruridir. Anadolu'nun her bakımdan en güvenli yeri olan Sivas'ta hemen ulusal bir kongrenin toplanması kararlaştırılmıştır…'

Mustafa Kemal Paşa'nın 13 Kasım 1918 günü Haydarpaşa Garı'nda verdiği 'Emir geçir' buyruğu ve aynı gün devasa savaş gemileri arasından geçerken söylediği 'Geldikleri gibi giderler.' sözlerinin belirttiği direniş kararlığının bir yansıması olan Amasya Genelgesi de ulusu silahlı mücadeleye çağırmakta, ayrıca demokrasiye ve laik ilkelere dayalı yeni bir örgütlenmenin de temelini oluşturmaktadır.

'Dağlar uçurdu beni, eğildi yere,
Yurdumun yolları ulaştırdı beni
Tez elden ereğe.

Ön düşüncem,
Özgürlüktü.
Son düşüncem: Ya istiklal ya ölüm.
Böylece halkımla birlik olup yürüdüm.

Umut dolu,
Aydınlık sahalara.
Sonra dadaşlar arasında Erzurum'da,
Seymenlerle Sivas'ta'(1)

Sivas Kongresi, 103 yıl önce 4 Eylül 1919'da her sancaktan seçilen ve Sivas'a ulaşabilen delegelerle Sivas Lisesi'nde toplandı. Mustafa Kemal Paşa, kongre başkanı seçildi. Gündem, yurdu işgalden, ulusu tutsaklıktan kurtarmaktı. Bu kongrede tüm Hakları Savunma Dernekleri, ANADOLU VE RUMELİ MÜDAFAAYI HUKUK CEMİYETİ adıyla bir çatı altında birleştirildi. Böylece Sivas Kongresi, tüm ulusu ve ülkeyi temsil etmiş oldu. Erzurum Kongresi'nce seçilen temsilciler Kuruluna Sivas Kongresi'nde altı kişi daha eklenerek 16'ya çıkarılmıştır. Kongreyi bir meclis, temsilciler kurulunu da Hükûmet olarak düşünmek gerekir. Çünkü bu kurul, Kongre yani ulus adına görev yapmıştır.

'Buldu 4 Eylül'den beri millet,
Dosta düşmana karşı,
Şavkını liseden taşan nurdu.
Yüce dağlarla ulu
Gönlümüz,
Gayrı değil, kırık, urda.
Toplandı bölgelerin gayreti hep,
Gücümüz, kuvvetimiz kalmadı orda burda.
Artık birden korunacak,
Anadolu'nun, Rumeli'nin hakları.
Yaşayacak, ölecek herkes bu uğurda.
Genişledi Erzurum heyeti
Vatan kadar,
Can geldi bütün yurda.' (2)

Sivas Kongresi'nde alınan kararlardan biri şöyle idi: 'Her türlü işgal ve müdahalenin özellikle Rumluk ve Ermenilik kurma amacına yönelmiş faaliyetlerin reddi konularında topyekûn savunma ve direnme ilkesi kabul edilmiştir.'

'Kongrenin en tartışmalı konusu Amerikan mandacılığı ya da İngiliz koruyuculuğu idi. Bir yanda mandacılığı savunanlar, diğer yanda silahlı mücadeleyi savunanlar vardı.

'Dört Eylül 1919'da toplandı Sivas Kongresi,
ve sekiz Eylül'de
kongrede bu sefer
yine ortaya çıktı Amerikan mandası.
Ak koyun, kara oyun
geçitte belli olduğu günlerdi o günler.
Ve İstanbul'dan gelen bazı zevat,
sapsarı yılgınlıklarıyla beraber
ve ihanetleriyle birlikte
bir de Amerikan gazeteci getirmiştiler.
Ve Erzurum'dan ve Sivaslılardan
ve Türk milletinden çok
İşte bu Mister Bravn'a güveniyorlardı.
Bu zevata:
İstiklalimizi kaybetme istemiyoruz efendiler, denildi.
Fakat ayak diredi efendiler.
Mandanın istiklali ihlal etmeyeceği muhakkak iken dediler,
Her halde bir müzaherete muhtacız diyorum ben, dediler.
Hem zaten,
dediler
birbirine mani değildir
İstiklal ile Manda.
ve esasen
dedler,
Müstakil kalamayız böyle bir zamanda.
Memleket harap,
toprak çorak,
borcumuz 500 milyon
varidat da 15 milyon ancak
ve Allah muhafaza buyursun,
İzmir kalsa Yunanistan'da
ve harbetsek,
düşmanımız vapurla asker getirir.
biz, Erzurum'dan hangi şimendiferle nakliyat yapabiliriz?
Mandayı kabul etmeliyiz hemen,
dediler.
'Onlar, dretnot yapıyor
Biz, Erzurum'dan hangi şimendiferle nakliyat…
Hem İstanbul'daki Amerikan dostlarımız;
mandamız korkunç değildir, diyorlar.
Cemiyeti Akvam nizamnamesine dahildir, diyorlar.
Ve böylece bin dereden su getirdi İstanbul'dan gelen zevat
Sivas, mandayı kabul etmedi, fakat,
Hey gidi deli gönlüm dedi,
Akıllı, mutlu, sabırlı deli gönlüm,
ya istiklal ya ölüm, dedi.' (3)

8 Eylül'de manda konusu tartışılmaya başlandı. İstanbul'dan gelen bazı kimseler, Mister Bravn adında Amerikalı bir gazeteciyi de getirmişlerdi. Amaçları Amerikan mandasını savunmak ve kongreye benimsetmekti.

Mustafa Kemal Paşa, İngiliz koruyuculuğuna da, Amerikan mandacılığına da karşıydı. Ona göre, yabancı bir devletin koruyup kollayıcılığını kabul etmek, insanlık vasıflarından yoksunluğu, güçsüzlüğü ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir. Gerçekten bu seviyesizliğe düşmemiş olanların, isteyerek başlarına bir yabancı efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez. Halbuki Türk'ün haysiyeti, gururu, kabiliyeti çok yüksektir ve büyüktür. Böyle bir millet, esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir. O halde YA İSTİKLAL YA ÖLÜM!

İşte Sivas Kongresi'nde direnmenin, mücadele gereğinin ana düşüncesi ve parolası bu sözdür: Ya istiklal ya ölüm. Türk ulusu, Sivas'ta var olma, varlığını sürdürme kararı almış ve Kurtuluş Savaşı'nı bu duygu, düşünce ve coşkuyla, topyekûn savaşarak kazanmıştır.

Sivas Kongresi, Türk demokrasisinin bir dönüm noktasını oluşturur. Çünkü bu Kongre ulusal istenç ve ulusal meclis düşüncesini bütün memleketi kapsar duruma getirmiştir. Sivas Kongresi kararlarına göre; ulusal sınırlar içinde vatan parçaları bir bütündür, birbirinden ayrılamaz. Her türlü işgal ve müdahaleye karşı, ulus birlik olarak kendisini savunacak ve karşı koyacaktır. Ulusal güçleri etken, ulusal istenci egemen kılmak temeldir. Manda ve himaye benimsenemez. Hıristiyan azınlıklara siyasi egemenlik ve sosyal dengemizi bozan ayrıcalıklar verilemez. Yurdumuzu bölüp parçalamak isteyen zararlı derneklerin eylemine izin verilmeyecektir.

Sivas Kongresi, ulusal bir kongredir. Bu kongre ile Atatürk'ün gücü ve otoritesi artmış; ulusal bir lider olarak ortaya çıkmıştır. Kurtuluş Savaşı, tüm yurda yayılmış ve ulusa mal edilmiştir. Temsilciler Kurulu, A. F. Cebesoy'u, Batı Cephesi Komutanlığına getirerek ilk kez yürütme gücünü kullanmıştır. Kongrece manda ve koruyuculuk kesinlikle reddedilmiştir. İrade-i Milliye (Milli İrade-Ulusal İstenç) adlı bir gazete çıkarılarak, ulusal eylemin amacı, istekleri, düşünceleri Türk ve dünya kamuoyuna duyurulmuştur.

Sivas Kongresi sonrasında Atatürk, Anadolu ile İstanbul'un tüm ilişkilerini kesmiş, Anadolu'nun yeni kurulan iç örgütü, devleti yönetmeye başlamıştır. Sadrazam Damat Ferit Paşa, İngilizlerden Anadolu eylemine karşı askeri müdahalede bulunmalarını istemiştir; ancak Fransa ve İtalya bu isteğe karşı çıkmış, İngilizler de çekimser kalmıştır. Damat Ferit Paşa istifa etmek zorunda kalmıştır. Mustafa Kemal Paşa, Damat Ferit Hükûmetinin düşmesi kadar, işgalciler arasındaki bağların da ne kadar çürük temellere dayandığını görmekten memnun kalmıştır. Türkiye'nin bağımsızlık birliğine zarar getirecek her türlü girişime karşı duran ve halkına dayanan M. Kemal Paşa ve arkadaşlarının memleketin kurtuluşu için Müttefik devletlerin yardımına sığınan bir hükûmete karşı ilk büyük başarısıydı.

Türk demokrasisinin dönüm noktasını oluşturan ve tam bağımsızlık için 'Ya bağımsızlık ya ölüm' parolasıyla hareket edilmesini sağlayan Sivas Kongresi'nin 103. Yılını coşkuyla kutluyoruz. Başta Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, Sivas Kongresi delegelerini, şehitlerimizi saygıyla anıyoruz. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.

--------------------------

(1) İbrahim Minnetoğlu

(2) Fazıl Hüsnü Dağlarca

(3) Nazım Hikmet