Bugünkü yazıda 2026/16 Sayılı SGK Asgari İşçilik Genelgesi’nde çelişkili açıklanan Aritmetik Ortalama Çıkmazı ve Mevzuat Çelişkileri, Bürokratik Açmazlar ve "Çilekli Pasta" İkramı ile ilgili konular irdelenecektir.
İlk iki yazıda idarenin "milat" illüzyonunu ve geçmiş dosyaları "öteleme" kılıfıyla mali risklere atıldığı anlatılmıştı. Bugünkü yazıda, biraz daha teknik ama bir o kadar da çarpıcı olan matematikle hukukun nasıl iç içe geçtiğini, normlar hiyerarşisinin "örnekler" üzerinden nasıl zedelendiği ve Kurumun kendi alacağını hesaplarken "son yılı" dışlayarak nasıl devasa bir matrah kaybına zemin hazırladığı incelenecektir.
16 Mayıs 2026'da SSİY'nin 111. maddesinin altıncı fıkrasında yapılan değişiklikle, birden fazla yıla sari inşaatların maliyeti artık başladığı yıl ile bitirildiği yıldan önceki yıllar arasındaki bedellerin aritmetik ortalamasına bağlandı. Yönetmeliğin ölçütü tek olup takvim yılıdır. Fiilen kaç ay sürdüğüne dair herhangi bir sınır da yok.
Ne var ki 2026/16 sayılı Genelgenin 6.6 bölümü bu ölçütü bir kenara bırakıp kendi icadı bir eşik koyuyor: "2 yıl ve daha az sürede tamamlanan işlerde hesaplama yöntemi değişmez." Takvim yılı yerine, birden bire fiili süre esas alınmış oluyor.
Bu mevzuat çelişkisini tek bir örnek bile gözler önüne seriyor. Aralık 2023'te başlayıp Ocak 2025'te biten bir inşaatı düşünelim: fiilen 14 ay sürdüğü için Genelgeye göre "kısa süreli"dir ve tek yıllık (2024) eski usul uygulanmalıdır. Oysa aynı inşaat üç takvim yılına -2023, 2024, 2025- yayılmıştır. Yönetmeliğe göre 2023 ile 2024'ün ortalaması alınması gerekir. Aynı dosyada Yönetmelik ile Genelge taban tabana zıt sonuçlara ulaşıyor.
Daha da vahimi, Genelgenin on iki örneğinin hiçbirinde bu çelişkiyi gösterecek türden bir örnek yok: "üç takvim yılına temas eden ama 24 aydan kısa süren" bir inşaat, sanki hiç var olmamış gibi. İdare, ne yazık ki olası bir davada "örneklerle doğrusu gösterildi" bile diyemeyecek.
Mevzuatta Olmayan Kuralı "Örnek" Üzerinden Kurmak
Bu hukuk tekniği sorunu, Örnek 3'te doğrudan bir kurala dönüşüyor. İnşaat IV-A sınıfında başlıyor, tadilatla III-C'ye dönüyor. İdare ortalamayı alırken ilk iki yılı IV-A'dan, son yılı ise III-C'den hesaplıyor. Oysa aynı tarihte 111/4. fıkraya eklenen hüküm gayet net: "İş bitim tarihinde geçerli olan yapı ruhsatı esas alınarak araştırma işlemi yapılır." Son geçerli ruhsat III-C olduğuna göre, hesabın tamamının III-C üzerinden yapılması gerekirdi. Üstelik SGK'nın tam da bu tür sınıf değişikliği krizlerine çözüm üretmek için yazdığı ve hâlâ yürürlükte olan 01.07.2025 tarihli Genel Yazısı ortadayken, idare bu krizle yüzleşmek yerine Yönetmeliği bir kenara itmiş ve Örnek 3'te "eski yıla eski, yeni yıla yeni ruhsat" formülünü sessizce kurgulamıştır.
Mülga Yetkiler ve Dipsiz Kuyu: Örnek 6 Çelişkisi
Çifte standart, Örnek 6'da iyice su yüzüne çıkıyor. Burada ruhsatsız başlayıp iş bittikten sonra III-C ruhsatı alınan bir inşaat kurgulanmış; yani "iş bitim tarihinde geçerli ruhsat" diye bir şey ortada yok. Yönetmeliğin emredici kuralından ne anlaşılması gerektiğini idare açık bir hükümle değil, yine bir örnek üzerinden dolaylı yoldan ima ediyor.
Asıl açmaz ise geçmiş yıl bedeli bulunamadığında işletilen üç aşamalı usulde saklı olup önce Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne sorulur, cevap gelmezse Ünite (dosya memuru) kendi belirler, itiraz olursa Denetmen sahaya iner. İlk adım zaten hiç var olmamış bir sınıfın geçmiş yıl fiyatını başka bir idareden istemek gibi bir şey -dipsiz kuyuya taş atmaktan farksız. İkinci ve üçüncü adım ise daha vahim: memura bu tespiti nasıl yapacağını anlatan eski SSİY ve 2011/13 sayılı Genelge hükümleri, 2022/11 sayılı Genelgeyle çoktan yürürlükten kaldırılmış durumda. İdare, yasal dayanağı ve usulü kalmamış bu ağır teknik görevi, hiçbir kriter vermeden doğrudan memurun sırtına yükleyerek, onları mevzuat boşluğunda adeta bir başına bırakmaktadır.
Tuhaf olan şudur: idare Örnek 3'te tam da bu dipsiz kuyuya düşmemek için mevzuata aykırı ama pratik bir yol seçmişken, Örnek 6'da aynı kuyuyu bizzat kendisi kazıp işvereni içine itiyor. Tüm bu çelişkiler yan yana konduğunda akla tek bir soru geliyor: Yönetmeliği kaleme alanlarla Genelgeyi yazanlar, aynı düşüncede değil mi?
22 Yıllık Geri Dönüş ve "Çilekli Pasta" İkramı
SGK, yıllara sari inşaatlarda "kısmi ilişiksizlik belgesi" gibi genelgelerle esnetilen yöntemlerle müteahhitlere maliyet artışlarından korunma imkânı zaten sunuyordu; bunu kullananları suçlamak veya “Uyanık” sıfatı ile yaftalamak haksızlık olur, asıl mesele o yolu açık tutan sistemin kendisidir.
16 Mayıs 2026'da geçilen "aritmetik ortalama" yöntemi de aslında SGK için hiç yeni değil - tam 22 yıl öncesine dönüş. 1 Mayıs 2004'te döneminde Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) uygulamalarında enflasyonun ateşinin düşmeye başlamasıyla birlikte inşaat sektöründeki kayıt dışılığı önlemek için aritmetik ortalamadan vazgeçip "bitirildiği yıldan bir önceki yılın bedeli" kuralına geçilmişti. Aradan geçen 22 yılın ardından, Türkiye genelinde sayısı 150 bini bulan müteahhitlerin enflasyonist ortam altında ezildiğini ve bu kuralın büyük mağduriyetler yarattığını gören SGK, bu katı tutumundan vazgeçip eski mantığa geri döndüğünü görmekteyiz.
Ama yeni kurala eklenen küçücük bir ifade, terazinin dengesini bozuyor:
"...inşaatın bitirildiği yıl hariç olmak üzere..."
Enflasyonun maliyetleri en çok şişirdiği, işçiliğin zirve yaptığı tam da o son yıl, hesaplamadan bütünüyle çıkarılıyor. Müteahhide uzatılan el, böylece devletin kasasından sunulan bir desteğe dönüşüyor.
Örnek 4 Çelişkisi: Faaliyetsiz Yıllar Var, Faaliyetli Yıl Yok
Kural metninde açıkça söylenmese de, Genelgenin dördüncü örneği bu adaletsizliği bir bakıma itiraf ediyor. Örnekte inşaat Şubat 2023'te başlıyor, 2024 ve 2025'te tamamen ara veriliyor, Mayıs 2026'da bitiyor. SGK, tek çivinin çakılmadığı sıfır faaliyetli 2024-2025 fiyatlarını ortalamaya dahil ederken, fiili faaliyetin yürütüldüğü bitiş yılı 2026'yı dışarıda bırakıyor.
Belki şöyle bir itiraz gelebilir: "Faaliyetsiz yıllar dâhil edilmeseydi, geriye tek yıl olarak en düşük fiyatlı 2023 kalırdı, yani idare aslında kendi matrahını korumuş olurdu." Bu tespit matematiksel olarak doğru, ama asıl çöküşü kanıtlıyor: temel kural -son yılı dışlamak- en baştan yanlış kurulduğunda, ondan mantıksal bir mükemmeliyet zaten beklenemez.
İki basit senaryo meseleyi netleştiriyor. İlkbahar sonunda başlayıp iki yıl sonra sonbaharda biten bir inşaatta, kısa başlangıç dönemi ortalamaya girerken, maliyetin zirve yaptığı 10-11 aylık kapanış dönemi tamamen dışarıda kalıyor. 28 Aralık'ta başlayıp iki yıl sonra 15 Ocak'ta biten bir inşaatta ise 3-4 günlük sembolik başlangıç hesaba katılırken, 15 günlük bitiş fiilen yok sayılıyor. Sektörün, ruhsat açılış-kapanışlarını yıl sonuna stratejik olarak kaydırması hiç şaşırtıcı olmayacaktır.
"Tebliğ Gecikmesi" Bahanesi Tutmuyor
Son yılın dışlanmasını, birim maliyet tebliğinin yıl içinde geç yayımlanmasıyla savunanlar da var. Ama aynı yıl başlayıp biten inşaatlarda zaten o yılın fiyatı kullanılıyor; demek ki sistem, bu tebliğin zamanında çıkacağını baştan öngörüyor. Nitekim son beş yılın birim maliyet tebliğleri en erken 31.01.2025, en geç 20.02.2024'te yayımlanmış - ortada işvereni aylarca bekletecek bir gecikme yok. Öyleyse sormak gerekiyor: "son yılın dışlanması" kuralının gerçek amacı ne? Bu sorunun çözümlenmesi gerekir.
Çözüm Önerimiz ve Matematiksel Gerçekler
Şeffaf bir örnekle bitirelim. IV. Sınıf A Grubu, 10.000 m²'lik bir inşaat 2022'de başlasın, 2026 sonunda bitsin.
ü Eski Sistem: Bitişten bir önceki yılın (2025) bedeli esas alınırdı: 10.000 m² x 21.500 TL = 215 Milyon TL matrah.
ü Yeni Sistem: 2026 hariç, 2022-2025 ortalaması (12.987,50 TL) kullanılır: 129,8 Milyon TL matrah.
ü Çözüm Önerimiz: "Son yıl dâhil" beş yıllık ortalama (15.680 TL): 156,8 Milyon TL matrah.
Yani sadece bu tek dosyada, o "hariç" kelimesi yüzünden SGK 26,9 Milyon TL'lik (%20,7) Prime Esas Kazanç matrahını heba ediyor - kurumun kasasına girmesi gereken nakit primin buharlaşması demek bu.
Milyonlarca emeklimize "kaynak yok" denirken, Kurumun en önemli tahsilat kalemlerinden birinde bu kurgu hatalarıyla milyarlarca liranın heba edilmesine göz yummak, kamu vicdanıyla bağdaşmaz.