Giriş; Katma Değer Vergisi, Harcama üzerinden alınan bir vergi olup üretilen mal veya hizmetin her aşamasında yaratılan değerin vergilendirildiği, özü itibariyle nihai tüketicinin katlanmak zorunda kaldığı bir tüketim vergisidir. Bu verginin mükellefler üzerinde yük olarak kalmaması için Katma Değer Vergisi (KDV) Kanunu (3065 sayılı Kanun) kapsamında indirim ve iade işlemleri temel olarak kanunun 29 ve 32 maddelerinde yapılan düzenlemeler belirlenmiştir.

Makalemizin amacı; KDV iade uygulamaları ile sürekli tartışma konusu olan ve en son 31.01.2026 tarih ve 33154 sayılı Resmi Gazetede 57 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile uygulamaya konulan “Doğrudan Mal veya Hizmet Temin Ettikleri Mükellefler Hakkında Olumsuz Rapor veya Tespit Bulunanlar” ile ilgili düzenlemede yer alan %5 eşik değerinde yaşanan sorun ve uygulama çelişkisini ele alarak bir çözüm üretilmesine katkı sunmaktır.

Yasal Mevzuat ve Uygulama Esasları

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda verginin indirim ve iadesi kanunun 29 ve 32 maddelerinde düzenlenmiştir.

Madde 29 Vergi İndirimi

…

29/2. Bir vergilendirme döneminde indirilecek katma değer vergisi toplamı, mükellefin vergiye tâbi işlemleri dolayısıyla hesaplanan katma değer vergisi toplamından fazla olduğu takdirde, aradaki fark sonraki dönemlere devrolunur ve iade edilmez. Şu kadar ki, 28 inci madde uyarınca Cumhurbaşkanı tarafından vergi nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup indirilemeyen ve tutarı Cumhurbaşkanınca tespit edilecek sınırı aşan vergi, bu mükelleflerin vergi ve sosyal sigorta prim borçları ile genel ve katma bütçeli idareler ile belediyelere olan borçlarına ya da döner sermayeli kuruluşlar ile sermayesinin % 51’i veya daha fazlası kamuya ait olan veya özelleştirme kapsamında bulunan işletmeler ile organize sanayi bölgelerinden temin ettikleri mal ve hizmet bedellerine ilişkin borçlarına mahsuben ödenir. Ancak mahsuben iade edilmeyen vergi, Maliye Bakanlığınca belirlenen sektörler, mal ve hizmet grupları ve dönemler itibarıyla yılı içinde nakden iade edilebilir. Yılı içinde mahsuben iade edilemeyen vergi izleyen yıl içinde talep edilmesi şartıyla nakden veya mükellefin yukarıda sayılan borçlarına mahsuben iade edilir. Maliye Bakanlığı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.

Madde 32 İstisna Edilmiş İşlemlerde İndirim

Bu Kanunun 11, 13, 14 ve 15 inci maddeleri ile 17’nci maddenin numaralı fıkrasının (s) bendi uyarınca vergiden istisna edilmiş bulunan işlemlerle ilgili fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen Katma Değer Vergisi, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanacak Katma Değer Vergisinden indirilir. Vergiye tabi işlemlerin mevcut olmaması veya hesaplanan verginin indirilecek vergiden az olması hallerinde indirilemeyen Katma Değer Vergisi, işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar talep edilmesi şartıyla Maliye ve Gümrük Bakanlığınca tespit edilecek esaslara göre bu işlemleri yapanlara iade olunur.

Yukarıda yer alan kanun maddelerine göre hesaplanan verginin indirilecek vergiden az olması hallerinde indirilemeyen katma değer vergisinin gerekli şartların sağlanması halinde mükellefe iadesi ön görülmektedir. Uygulama da KDV iadesi işlemleri indirimli oran ve KDV’den istisna edilmiş işlemlerden kaynaklanan ve indirim yoluyla giderilemeyen devren KDV içindeki KDV’nin iadesi şeklinde gerçekleşmektedir.

Uygulama Tebliğinde Yapılan Değişiklik

31.01.2026 tarih ve 33154 sayılı Resmi Gazetede 57 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile KDV iade uygulamaları ile sürekli tartışma konusu olan ve en farklı değerlendirmelere yol açan hakkında olumsuz rapor veya tespit bulunanlar mükelleflerden yapılan alımlarla ilgili yapılacak işlemlerde aşağıdaki şekilde yeniden düzenleme yapılmıştır.

“11. Doğrudan Mal veya Hizmet Temin Ettikleri Mükellefler Hakkında Olumsuz Rapor veya Tespit Bulunanlar

KDV iade talebinde bulunan ve kendileri hakkında bu Tebliğin (IV/A2) bölümü kapsamında herhangi bir olumsuzluk bulunmayan mükelleflerin ibraz ettikleri yüklenilen KDV ve indirilecek KDV listelerinde yer alan doğrudan mal veya hizmet temin ettiği mükellefler hakkında, bu Tebliğin (IV/A2-2.1.), (IV/A2-3.2.), (IV/A2-3.3.), (IV/A2-4.2.), (IV/A2-4.3.), (IV/A2-9.1.), (IV/A2-9.2.), (IV/A2-9.3.) bölümlerinde sayılan olumsuzluklardan herhangi birinin bulunması halinde mükelleflere 15 gün içinde olumsuzluğu giderebilecekleri bildirilir.

İade talep edilen vergilendirme dönemini kapsayan takvim yılında süresinde düzenlenmiş tam tasdik sözleşmesi bulunan mükelleflerin, iade talep edilen dönemdeki her bir iade hakkı doğuran işlem itibarıyla iade talebinin %5’ini geçmeyen tutarlar için bu bölüm kapsamında işlem yapılmaz.

Haklarında sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme raporu veya tespiti dışında olumsuzluk bulunanlardan alım yapan mükelleflerin, olumsuzluğa ilişkin tarihten sonra herhangi bir belgeyi içermeyen iade talepleri, başka bir olumsuzluk olmaması kaydıyla bu bölüm kapsamında değerlendirilmez.

Kendilerine tanınan 15 günlük süre içerisinde işlemin gerçekliğini ve doğruluğunu bu Tebliğin (IV/A2-5.) bölümündeki açıklamalara göre ispat eden veya söz konusu alışlara isabet eden kısmı indirim KDV tutarlarından çıkaran mükelleflerin iade talepleri iade hakkı doğuran işlemler için belirlenmiş usul ve esaslara göre sonuçlandırılır.

Verilen süre içerisinde yukarıda belirtildiği şekilde olumsuzlukların giderilmemesi halinde, talep edilen iade tutarının olumsuzluk bulunmayan kısmının iadesi yukarıda belirtildiği şekilde yapılır, olumsuzluk bulunan kısmın iadesi ise vergi incelemesine gönderilir.

Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından yayımlanan 57 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ‘de yer alan düzenlemede; “Doğrudan Mal veya Hizmet Temin Ettikleri Mükellefler Hakkında Olumsuz Rapor veya Tespit Bulunanlar” ile özellik arz eden hususlara yönelik şu şartlar aranmaktadır:

  • İade talep edilen vergilendirme dönemini kapsayan takvim yılında, süresinde düzenlenmiş bir tam tasdik sözleşmesinin bulunması,
  • KDV iadesi talep edilen dönemdeki her bir iade hakkı doğuran işlem itibarıyla, olumsuzluk tespit edilen tutarın iade talebinin %5’ini geçmeyen bir tutarda olması,
  • Kendilerine tanınan 15 günlük süre içerisinde işlemin gerçekliğinin ve doğruluğunun, bu Tebliğ’in (IV/A2-5.) bölümündeki açıklamalara göre ispat edilmesi,
  • Söz konusu alışlara isabet eden kısma ait indirim KDV tutarlarının, indirim hesaplarından çıkarılması.

Bu şartların sağlanması hâlinde, mükelleflerin iade taleplerinin, iade hakkı doğuran işlemler için belirlenmiş usul ve esaslara göre sonuçlandırılacağı belirtilmektedir.

(Tebliğin yürürlük maddesine göre uygulamaya ilişkin düzenleme, tebliğin yayımı tarihinde yürürlüğe girmiş olup 31.01.2026 tarihinden itibaren uygulanacaktır.)

Geçmiş yıllarda bu konuda yaşanan sorunlardan sonra, 57 No.lu Tebliğ ile yapılan düzenleme sonrasında KDV iadesi işlemlerinin kolaylaştırılması açısından olumlu değişiklikler yapılmış olsa da özellikle tebliğde yer alan “her bir iade hakkı doğuran işlem itibarıyla iade talebinin %5’ini geçmeyen tutarlar” ifadesi, aynı dönemde birden fazla işlem türünden KDV iadesi alacak mükellefler için ciddi bir sorun teşkil etmekte ve çözülemeyen bir probleme dönüşmektedir.

Örnek vermek gerekirse:

Karakartal AŞ’nin Haziran 2026 dönemine ait KDV iadesi talepleri aşağıdaki gibidir:

Dönemi

KDV İade Türü

KDV İade Tutarı

%5

Olumsuz İşl. Tutarı

%5 Sınırı +/-

Haziran-2026

İhracat

1.500.000,00

75.000,00

8.250,00

Aşmıyor

Haziran-2026

İndirimli Oran

5.000.000,00

250.000,00

8.250,00

Aşmıyor

Haziran-2026

Teşvikli Mal Teslim

150.000,00

7.500,00

8.250,00

Aşıyor

Haziran-2026

Tevkifat

100,000,00

5.000,00

8.250,00

Aşıyor

Toplam

6.750.000,00

337.500,00

8.250,00

Örneğimizde yer alan KDV iade tutarlarını her bir işlem türü üzerinden değerlendirdiğimizde; ihracat ve indirimli orana tabi KDV iadeleri için ilgili takvim yılında süresinde düzenlenmiş tam tasdik sözleşmesi olması, olumsuzluk tespit edilen tutarın bu işlemlere ait KDV iadelerinin %5 sınırının aşılmadığı ve KDVGUT’nin (IV/A2-5.) bölümünde yer alan düzenlemelere göre işlemin gerçekliğinin ispat edilmesi nedeniyle iade işlemi sonuçlandırılmaktadır.

Buna karşın teşvikli mal teslimi ve tevkifatlı işlemlerden doğan KDV iadeleri için ise tebliğde yer alan %5 sınırının aşılması nedeniyle süresinde düzenlenmiş tam tasdik sözleşmesi bulunması ve ispat edici belgeler sunulmuş olsa dahi bu KDV iadeleri için kayıtların ve beyanın düzeltilmesi istenmektedir.

Tebliğin uygulanmasına ilişkin illerdeki defterdarlıkların farklı uygulamaları ve değerlendirmeleri bir yana, aynı defterdarlık bünyesinde bulunan vergi dairelerinin bile farklı işlemler tesis etmesi, KDV iadesi sürecini işin içinden çıkılmaz bir hâle getirmektedir.

Çözüm Önerisi; Bu uygulamada, %5’lik oranın iadeye konu her bir işlem tutarı üzerinden değil de “KDV iadesine konu dönemdeki toplam iade tutarı” üzerinden hesaplanması ve buna göre işlem yapılmasına veya tenzile imkân sağlanması önem arz etmektedir. Çünkü geriye dönük KDV iadesi taleplerinde, söz konusu alışlara isabet eden kısmın indirim KDV tutarlarından çıkarılması amacıyla verilecek düzeltme beyannameleri hem vergi dairelerinin hem de meslek mensuplarının iş yükünü ciddi oranda artıracaktır.

Sonuç: Hatırlanacağı üzere 1984 yılında TBMM’ye sunulan KDV Kanunu gerekçesinde; bu sistemin ekonomik olaylara karşı tarafsız ve vergi yükü açısından nötr olduğu, bu sayede geçmişteki muamele vergilerinin ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinin giderilmesinin amaçlandığı vurgulanmıştır. Günümüzde ise KDV, işletmeler için artık bir vergi olmaktan çıkıp doğrudan nakit akışını etkileyen bir finansal yüke dönüşmüştür. Başka bir ifadeyle sistem, “devreden KDV” ile devletin finanse edildiği bir yapıya bürünmüştür. Mükelleflerin kendi iradeleri dışındaki işlemlerden dolayı KDV iadelerinin geciktirilmesi veya sonuçlandırılmaması, işletmeleri finansal açıdan olumsuz etkilemektedir. Tebliğ ile getirilen %5 oranında amaç KDV iadesi talep eden ve kendisi hakkında hiçbir olumsuz rapor/tespit bulunmayan dürüst mükellefleri korumaktır. Ancak bu uygulamada korumadan ziyade cezalandırmaya dönüşmektedir. Bu nedenle 57 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ’de yer alan “Doğrudan Mal veya Hizmet Temin Ettikleri Mükellefler Hakkında Olumsuz Rapor veya Tespit Bulunanlar” ile ilgili düzenlemedeki, iade talep edilen dönemdeki her bir iade hakkı doğuran işlem itibarıyla iade talebinin %5’ini geçmeyen tutarlar uygulamasının yeniden değerlendirilerek; %5 oran hesaplamasının KDV iadesine konu dönemdeki toplam iade talebi tutarı üzerinden eşik değer hesaplanması ve buna göre işlem yapılmasına veya tenzile imkân sağlanması daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Bu şekilde yapılacak düzenleme ve uygulama ile KDV iadesi işlemlerinin kısa sürede sonuçlandırılması, işletmeler için oldukça önemli bir finansal destek sağlayacaktır.

------------

Kaynak: alomaliye.com