Çek, ticari hayatın en eski ve en hassas ödeme araçlarından biri. Bir yandan piyasaya güven verirken, diğer yandan karşılıksız çıkması hâlinde zincirleme mağduriyetlere yol açabiliyor. Bu nedenle çek mevzuatında yapılan her değişiklik, yalnızca bankaları değil, esnafı, taciri ve piyasadaki tüm aktörleri yakından ilgilendiriyor. Son yayımlanan Merkez Bankası tebliği de bu açıdan dikkatle okunması gereken düzenlemeler içeriyor.

T.C. Merkez Bankası tarafından yayımlanan ve 30 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe girecek olan Tebliğ (Sayı: 2026/4) ile, bankaların karşılıksız çıkan her bir çek yaprağı için ödemekle yükümlü oldukları tutar artırıldı. Böylece 5941 sayılı Çek Kanunu kapsamında öngörülen koruma mekanizması, günün ekonomik koşullarına kısmen de olsa uyarlanmış oldu.

Yeni düzenlemeye göre, bankaların bundan sonra bastırıp müşterilerine verdikleri çeklerde, çekin karşılıksız çıkması hâlinde ödeyecekleri tutar üst sınırı 16.350 TL olarak belirlendi. Çek bedelinin bu tutarın üzerinde olması durumunda banka bu miktarı sabit olarak ödeyecek. Çek bedeli daha düşükse, ödeme çek bedeliyle sınırlı olacak. Kısmi karşılık bulunması hâlinde ise banka, mevcut karşılığı 16.350 TL’ye tamamlayacak; ancak hiçbir durumda çek bedelinin üzerine çıkılmayacak.

Bu artış, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler açısından önemli bir güvence sağlıyor. Karşılıksız çek nedeniyle yaşanan mağduriyetlerin bir kısmı, en azından banka tarafından yapılan bu asgari ödeme ile telafi edilebilecek. Ancak asıl tartışılması gereken husus, bu sorumluluğun yalnızca ödeme aşamasında mı kalacağıdır.

Zira bankalar, çek defteri verirken yalnızca şekli koşulları değil, çek hesabı açılan şirketin mali yapısını, ödeme alışkanlıklarını ve risk profilini de dikkate almak zorundadır. Çek, fiilen bir kredi aracıdır ve bu aracın kontrolsüz biçimde piyasaya sürülmesi, sorunun kaynağını büyütmekten başka bir sonuç doğurmaz. Karşılıksız çek sayılarının artmasında, yeterli analiz yapılmadan verilen çek defterlerinin payı olduğu inkâr edilemez.

Öte yandan tebliğin geçici maddesi de uygulamada önem taşıyor. 2010/2 sayılı tebliğden önce bastırılmış çekler bakımından bankaların sorumluluğu 14.200 TL olarak korunmuş durumda. Bu nedenle çek kabul edenlerin, ellerindeki çeklerin hangi döneme ait olduğunu bilerek hareket etmeleri gerekiyor.