0

Cumhuriyetin ilanı üzerine Teşkilatı Esasiye Kanununun bazı maddeleri 29.10.1923 tarihli 364 sayılı Kanunla değiştirildi. Bu Kanunun 11 inci maddesine göre Türkiye Reisicumhuru Devletin Reisidir.

1924 Anayasasının 32 inci maddesi ile yukarıdaki sıfatlar Cumhurbaşkanı ve Devletin başı şeklinde değiştirilmiştir.

Daha sonraki 1961 ve 1982 anayasalarında da Cumhurbaşkanı Devletin başı olarak nitelendirilmiştir.

Mecliste görüşülmeye başlanan Anayasa değişiklik teklifiyle Cumhurbaşkanı hem Devletin başıdır hem de Devlet Başkanıdır.

Devletin başındaki kişinin bir ismi olur, ya kral, ya Cumhurbaşkanı, ya da Başkandır. Bir kişiye birden kral, Cumhurbaşkanı ve başkan nitelemesi yapılamaz.

Halk veya bireyler tarafından birine her türlü sıfat uygun görülebilir. Hukuk sisteminde uygun görülemez.

Teklifin 9 uncu maddesi aynen kabul edilirse Cumhurbaşkanı, Devlet Başkanı sıfatını da kazanacaktır. Bu sıfatın elbette hukuk sistemimize yansımaları olacaktır.

ANAYASA DEĞİŞİKLİK TEKLİFİNDE GÖRÜLEN BAŞKA EKSİKLİKLER

Önceki yazımda gözüme ilişen hataları yazmıştım. Esasa değil şekle baktım.

Anayasanın 104 üncü maddesinde yapılmak istenen değişiklik ile Cumhurbaşkanının yasama yılının ilk günü, Mecliste açılış konuşması yapması amir hale geldi. Bu konuşmada ülkenin iç ve dış siyaseti hakkında da Meclise mesaj vermek mümkündür. Ülkenin İç ve dış siyaseti hakkında Meclise mesaj verir hükmü müstakil bir fıkra olarak düzenlenmiştir. Bu mesaj nerede verilecek ve nasıl uygulanacaktır?

Ayrıca, maddede Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri bir bütün olarak yazılmamıştır.

Anayasanın 93 üncü maddesinde Cumhurbaşkanının, ara verme veya tatil sırasında Meclisi toplantıya çağırma yetkisi olmasına rağmen bu hüküm 104 madde metninde yer almamıştır. 105 inci madde metnindeki hüküm ise 104 üncü maddeye alınmıştır.

Teklifin 15 inci maddesiyle Anayasanın 126 ıncı maddesine 'Merkezi idare kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşlarının; kuruluş, görev, yetki ve sorumlulukları Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir.' fıkrası eklenmiştir. Bu düzenlemeye göre Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanlığının görev ve yetkilerini belirleyen kanunda da değişiklikler yapabilecektir.

TBMM kendi Teşkilat yapısını kendisi yapmalıdır. Bunun için fıkra hükmünün başına 'Yasama organı ayrık olmak üzere' ifadesi konulmalıdır.

Anayasanın Devlet Denetleme Kurulu başlıklı 108 inci maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir: 'Devlet Denetleme Kurulunun üyeleri ve üyeleri içinden Başkanı, kanunda belirlenen nitelikteki kişiler arasından cumhurbaşkanı tarafından atanır.'

Bunun yerine teklifteki yeni düzenleme ise şöyledir:

'Devlet Denetleme Kurulunun Başkan ve üyeleri Cumhurbaşkanınca atanır.'

Bu değişiklik ile Devlet Denetleme Kurulu ile ilgili Kanun uygulanamaz hale gelecek ve söz konusu kişilerin atanmasında nitelik aranmayacak.

Anayasanın 113 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasına göre Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı ile Yüce Divana verilen bir bakan bakanlıktan düşer, Başbakanın Yüce Divana sevki halinde hükümet istifa etmiş sayılır.

Teklifteki düzenlemeye göre Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcıları veya Bakanlar Yüce Divana sevk edilseler bile makamlarında kalmaya devam edeceklerdir. Yüce Divan karar verinceye kadar(3 veya 6 ay) görevlerini yürüteceklerdir. Bu hüküm nüfuz suiistimaline sebep olabilir.

Yüce Divan üyelerinin atanma biçiminden kaynaklanan zorluğa rağmen Cumhurbaşkanı, Yüce Divan tarafından suçlu bulunur ve bu ceza nedeniyle seçilme yeterliliğini kaybederse görevi sona erecek ancak, cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar görevine devam edeceklerdir. Cumhurbaşkanına vekalet edecek olan Cumhurbaşkanı yardımcısı, mevcut bakanlarla çalışmak zorundadır.

Herhangi bir nedenle Cumhurbaşkanı makamı boşalırsa 106.maddedeki değişikliğe göre 45 gün içinde Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılır. Milletvekili genel seçimine 1 yıl veya daha az bir zaman kaldıysa yeniden seçim yapılacağından, seçilen Cumhurbaşkanı, sadece en çok 1 yıl Cumhurbaşkanlığı yapmış olacaktır. Genel seçime 1 yıldan fazla kalmışsa Cumhurbaşkanlığı seçimi, milletvekili genel seçimiyle birlikte yapılacaktır. Bu hüküm ile 116 ıncı maddedeki 'Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir' hükmünün koşulları gerçekleşirse bir kişi 10 yıl değil 14 yıla kadar görev yapabilecektir. Örnekle açıklamak gerekirse ikinci dönem için de seçilen Cumhurbaşkanı bu dönemin 4 üncü yılında istifa eder ve aday olmazsa, 45 gün içinde yapılan seçimde seçilen yeni Cumhurbaşkanı 1 yıl Cumhurbaşkanlığı görevi yapmış olacaktır. Birinci ve ikinci dönemde görev yapan Cumhurbaşkanı 9 yıl hizmet etmiş olacak. Bir sonraki seçimde bu kişi aday olabilecek seçilirse 14 yıl görevde kalmış olacak. Diğer şartta da Meclis Cumhurbaşkanın ikinci döneminde seçimlerin yenilenmesine karar verirse yine hizmet süresi 14 yıl olabilecektir.

98 inci maddede yapılan değişikliğe göre, Mecliste yapılacak genel görüşme ve Meclis araştırması toplantılarına, yürütme adına herhangi bir temsilci katılmayacaktır. Meclis ihtiyaç duyduğu ve esasen yürütmede bulunan bilgilere nasıl ulaşacaktır?

Fırsat varken Meclis araştırması müessesesinin güçlendirilmesi gerekir. Yürütme organından temsilci çağrılamayacaksa görevin yerine getirilmesi zorlaşacaktır. Bu hususların tekrar değerlendirilmesi gerekir.

Yürütme organı, genel siyasetin yürütülmesinden kime karşı sorumlu olacaktır?

Örnek vermek gerekirse Anayasanın 117. maddesinin 2.fıkrasına göre 'Milli güvenliğin sağlanmasından ve Silahlı Kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından, Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı, Cumhurbaşkanı sorumludur.' Meclis bu sorumluluğu hangi denetim yoluyla yerine getirecektir.

Hesap verebilirlik demokrasinin önemli bir unsurudur.

Demokratik sistemlerde esas olan yürütme organını denetleyip, kontrol edecek ve gerekirse balans ayarı yapacak bir sistem, mekanizma veya modelin varlığının olmasıdır. Teklifin en büyük eksikliği budur.