Öykü yazmak, şiir yazmak, boş bir sayfayı güzel ve anlamlı sözlerle doldurmak, kendi yüreğini çekinmeden, korkmadan ortaya koyabilmek her baba yiğidin harcı değildir.

Kendi acını, kendi sancını, diğer insanlarla paylaşmak için belli bir birikim gerektirir, öyle sanıldığı kadar kolay değildir ve kolay da olmamalıdır.

İnsan yaşamında para, mevki, bol kazanç ve rahat bir yaşam ister.

Aşkı ve mutluluğu istemek ise öyle kolay ve sıradan bir istek değildir.

Aşkı istemek insanca yaşamı istemektir.

Aşkı istemek sadece kendini değil, sadece kendi sevdiğini değil tüm çevreyi sevebilmekten geçer.

Şiir ve öykü yazan bir yürekle olmak, hem çok özel hem de oldukça zorlu bir yanı vardır. Çünkü yaptığı her işte her işleminde yüreğinden bir kırıntı ortaya koyar.

Bu duyguları hissetmeme neden olan son günlerde okuduğum zarif bir kitap olan Aras'ın Gölgesinde kitabı vesile oldu…

Sevgili Derya şöyle sesleniyor:

'Fırtınalı bir havada denizin ortasında teknesi azgın dalgalarla alabora olan bir balıkçının, havanın durulmasını bekledikten sonra süzüle süzüle sahile yanaşıp tekneden dışarıya adım atmasındaki o huzurla ve rahatlıkla oturuyordum karşısındaki gri minderli koltukta. Ben o limana gelmiş ve demir atmıştım, sığındığım bir yerde öylece sessizce bekliyordum. Fırtına sonrası sessizlikti bu… Her güne bir kitabını okuyup bitirdiğim o gizemli insan nihayet kanlı canlı karşımdaydı işte.

İnsanın ruhunu ısıtan sözler de oldu mu nasıl mutlu olmaz bir insan? O anda ben de halimden memnun, bir o kadar mutluydum, içimden, 'İyi ki gelmişim.' dedim Aras'ın gözlerinin içine bakarken.'

Hayatınızdaki tek gölge 'Aras'ın Gölgesi' olsun.

ARASIN GÖLGESİNDE

Yazar: Derya Kadıoğlu

Uyanış Yayınları