Özellikle son zamanlarda toplumun dindirilemez yaralarından biri haline dönüşen kadın cinayetlerine dikkat çekmek, o acıyı bir üretim gücüne evirmek ve en önemlisi her zaman hatırlatabilmek amacıyla ortaya çıkan 'Toprakla Ağıt' sergisi, dişil enerjinin gücünü ön plana çıkartıyor.

Aralık ayında Uniq Expo'da devam etmekte olan serginin giriş yazısı oldukça ilgimi çekti. Kadınlığa, üretme gücüne ve içimizde sessiz kalan tüm duygulara dokunuyor.
Toprakla Ağıt
Tüm haykırışlar bağırarak mı olmalıdır?
İçinden tüm kuvveti ile bağıramaz mı bir insan, sessizce?
Akmaz mı göz yaşları inil inil içeriye?
İçerideki haykırış gömülür, yer bitirir insanı
Acı çaresizce öfkeye dönüşür, büyüdükçe büyür
Gün gelir, umutsuzluğa dönüşür...
Ve bir kadının haykırışı duyulmazsa ne olur?
Duyamadığın o tüm haykırışlar için eğil, toprağı dinle
Altında tüm duyulamayanların en acısı yatıyor.
Bu bir ağıt
Üretme ve yaratma gücüyle içimizden çıkan yakarış...
Acının ve çaresizliğin, umuda dönüşümü..
Dilimizde sanat
Elimizde toprak
Toprağa verdiklerimizi
Toprak ile anıyoruz.
Ağıtlarını toprağa gömen tüm kadınlara,