İSTANBUL (AA) - Malezya Merkez Bankası Başkanı Abdul Rasheed Ghaffour, Orta Doğu'daki gelişmelerin etkilerinden Malezya'nın da muaf olmadığını belirterek, 'Hürmüz Boğazı'nın yaklaşık 9 aydır kapalı kalması, işletmeler açısından kesinlikle daha yüksek ithalat maliyetleri yarattı. Hürmüz Boğazı'nın kapanması girdi arzını ve girdi maliyetlerini etkilese de işletmeler alternatif kaynaklardan girdi temin etme konusunda oldukça çevik davrandı.' dedi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından İstanbul Finans Merkezi'nde düzenlenen, dünyanın dört bir yanından merkez bankası başkanları ile üst düzey politika yapıcıları bir araya getiren İstanbul Ekonomi Forumu devam ediyor.
Forum kapsamında Dünya Bankası Grubu Başekonomist Yardımcısı ve Beklentiler Grubu Direktörü Ayhan Köse moderatörlüğünde 'Ticaretteki Belirsizlik Ortamında Büyümeyi Dengelemek: Dış ve İç Talebin Rolü' başlıklı panel düzenlendi.
Oturumda, küresel ticarette artan korumacılık, ticaret savaşları ve gümrük tarifelerinin ekonomik büyüme, enflasyon ve para politikaları üzerindeki etkileri değerlendirildi.
Ülkelerin dış talep ile iç talep odaklı büyüme arasında nasıl bir denge kurabileceği ve fiyat istikrarını korurken sürdürülebilir büyümeyi nasıl sağlayabileceği tartışıldı.
Ayrıca, küresel ticaretteki belirsizliklerin ülkelerin ekonomi politikalarını nasıl şekillendirdiğinin, tedarik zincirlerinin yeniden yapılanması ve ticari ayrışmanın finansal piyasalara olası yansımalarının ele alındığını panelde, bu süreçte merkez bankalarının rolü ve küresel ekonomik istikrarı destekleyebilecek politika seçenekleri üzerinde duruldu.
- 'Orta Doğu'daki gelişmelerin etkilerinden Malezya da muaf değil'
Malezya Merkez Bankası Başkanı Abdul Rasheed Ghaffour, burada yaptığı konuşmada, sahada yürütülen firma düzeyindeki temasların ve çok uluslu şirketlerle görüşmelerin kendilerine girdi sağlama konusunda oldukça verimli olduğunu belirterek, belirsizlik konusunda sipariş defterlerinde neler olup bittiğini doğrudan görebildiklerini kaydetti.
Yapay zekadaki gelişmeler ve teknolojideki yükseliş döngüsü sayesinde üreticilerin sipariş defterlerinin dolduğunu aktaran Ghaffour, 'Dolayısıyla bu tür doğrudan temaslar ve geri bildirimler, özellikle tahminlerimizi yaparken politika tedbirleri geliştirmemiz açısından bizim için kritik önem taşıyor.' dedi.
Ghaffour, Orta Doğu'daki gelişmelerin etkilerinden Malezya'nın da muaf olmadığını ifade ederek, 'Hürmüz Boğazı'nın yaklaşık 9 aydır kapalı kalması, işletmeler açısından kesinlikle daha yüksek ithalat maliyetleri yarattı. Hürmüz Boğazı'nın kapanması girdi arzını ve girdi maliyetlerini etkilese de işletmeler alternatif kaynaklardan girdi temin etme konusunda oldukça çevik davrandı.' şeklinde konuştu.
- 'Tarife politikası ve ticaretteki belirsizliğin etkisi tüm ülkelerde homojen değil'
Gürcistan Ulusal Bankası Birinci Başkan Yardımcısı Ekaterine Mikabadze de tarife politikalarını çevreleyen belirsizliğin kendileri için tarifelerin kendisinden çok daha yıpratıcı olduğuna dikkati çekerek, Gürcistan'ın küçük ve dışa açık bir ekonomi olduğunu, bu nedenle küresel ekonomik ve finansal koşullardaki dalgalanmalara açık olduğunu dile getirdi.
Belirsizliğin ekonomik görünümü karmaşıklaştırdığını kaydeden Mikabadze, 'Şirketlerin, hanehalkının, finansal kuruluşların ve politika yapıcıların gelecekteki ticaret akışlarını ve yatırım rotalarını öngörmesini zorlaştırıyor. Şirketlerin yatırım kararlarını ertelemesine yol açabiliyor, stokları artırmaya zorlayabiliyor ve üretim ile tedarik zincirlerinin yeniden rotalandırılmasını geciktirebiliyor.' diye konuştu.
Mikabadze, para politikası açısından bakıldığında bu durumun daha sıkı finansal koşullar anlamına geldiğini belirterek, 'Bu belirsiz dönemde merkez bankaları daha temkinli ve riskten kaçınan bir tavır takınabiliyor, bu da yüksek faiz oranlarının daha uzun süre korunmasına yol açabiliyor. Kuşkusuz bu bizim için zorlayıcı ancak aynı zamanda ülkelerimiz için fırsatlar da yaratıyor.' açıklamasını yaptı.
Tarife politikasının ve ticaretteki belirsizliğin etkisinin tüm ülkelerde homojen olmadığına işaret eden Mikabadze, 'Farklı ekonomiler, farklı ticaret, finans ve tedarik zinciri kanallarına maruz kalıyor. Dolayısıyla ulaşım akışlarının, tedarik zincirlerinin ve belirli ürünlere olan talebin yeniden şekillenmesi yeni fırsatlar da doğurabiliyor.' değerlendirmesinde bulundu.
- 'Doğru politika yanıtının, ticarette, ticaret ortaklarında ve güzergahlarda çeşitlendirmeye gitmek olduğuna inanıyorum'
Kazakistan Ulusal Bankası Başkan Yardımcısı Akylzhan Baimagambetov ise ülkesinin denize doğrudan erişimi olmayan, küçük ve dışa açık bir ekonomi olduğunu belirterek, Rusya ve Çin gibi iki dev ülkeyle komşu olduğunu, bunun da kendileri için bazı zorluklar yarattığını ifade etti.
Kazakistan'ın ağırlıklı olarak petrol, uranyum, metaller ve tahıl gibi emtialara dayalı ihracatçı ülke olduğuna dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
'Doğru politika yanıtının ticarette, ticaret ortaklarında ve güzergahlarda çeşitlendirmeye gitmek olduğuna inanıyorum. Bu süreç aynı zamanda Orta Koridor'un ve gelişiminin önemini bir kez daha ortaya koydu. Bu hatta çok daha büyük yatırımlar yapılması gerekiyor. Kazakistan, Gürcistan ve Türkiye olarak bu güzergahın çeşitlendirilmesi ve geliştirilmesi için birlikte çalışmayı sürdürüyoruz.' ifadelerini kullandı.
- '2020'den bu yana küresel ticaret açısından normal bir yıl yaşanmıyor'
Dünya Bankası Grubu Başekonomist Yardımcısı ve Beklentiler Grubu Direktörü Ayhan Köse de 2020'den bu yana küresel ticaret açısından normal bir yıl yaşanmadığına işaret ederek, Orta Doğu'daki son şokun etkilerinin de sürdüğünü vurguladı.
Köse, Orta Koridor'un Türkiye için önemine dikkati çekerek, 'Ticaretteki bu gerilimler ticaret güzergahlarının çeşitlendirilmesine yardımcı olurken tedarik zincirlerini de beklenmedik şekillerde destekliyor.' diye konuştu.
Dünyada çok sayıda kritik geçiş noktası bulunduğunu, Hürmüz Boğazı'nın da bunlardan biri olduğunu belirten Köse, Hürmüz Boğazı'nın uzun süre kapalı kalmasının, arz şokunu kalıcı hale getirirken öngörülemez etkilere de yol açacağını ifade etti.




