Lider İş Kadınları Derneği (İŞKADER) tarafından toplumda eğitim bilincini güçlendirmek ve aileleri önemli konularda bilgilendirmek amacıyla gerçekleştirilen Eğitim Sohbetleri Programı, 1 Kasım 2026 tarihinde önemli bir konuyu gündemine aldı. Programın bu haftaki başlığı “Çocuklarda Ekran Bağımlılığı” oldu.
İŞKADER Eğitim Komisyon Başkanı Pınar Teyin'in moderatörlüğünde gerçekleştirilen programa, İŞKADER Yönetim Kurulu Üyesi ve Eğitimci Tülay Sarıgül ile Klinik Psikolog Sonay Aksungur konuk oldu.
Çocukların telefon, tablet, bilgisayar ve televizyon karşısında geçirdiği zamanın giderek artmasıyla birlikte ortaya çıkan sorunların ele alındığı yayında; ekran kullanımının çocukların dikkat, öğrenme, sosyal ilişkiler ve duygusal gelişimleri üzerindeki etkileri değerlendirildi.
Ekranlar çocuklara neden bu kadar cazip geliyor?
Programda ekran bağımlılığının nedenleri üzerinde duran Eğitimci Tülay Sarıgül, dijital dünyanın çocuklara sunduğu renkli görüntüler, hızlı geçişler ve sürekli değişen içeriklerin güçlü bir çekim oluşturduğuna dikkat çekti.
Gerçek yaşamın çocuklara zaman zaman durağan gelebileceğini belirten Sarıgül, ekranlarda her şeyin hazır sunulmasının çocukların kendi kendilerine oyun kurma ve hayal dünyalarını geliştirme fırsatlarını azaltabildiğini ifade etti.
Sarıgül, çocukların canlarının sıkılmasına da fırsat verilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Çocukların her anının bir etkinlikle doldurulması gerekmiyor. Bazen boş kalmak, düşünmek ve kendi oyununu kurmak da gelişimin önemli bir parçasıdır.”yaklaşımını ortaya koydu.
Ayrıca çalışan ebeveynlerin yoğun yaşam temposu, ev içindeki sorumlulukların paylaşımı ve aile büyüklerinin ekran kullanımına yönelik tutumlarının da çocukların alışkanlıklarını etkileyebildiğine dikkat çekti.
Ekran bağımlılığı dikkat ve empatiyi etkiliyor
Klinik Psikolog Sonay Aksungur, uzun süreli ve kontrolsüz ekran kullanımının çocukların bilişsel, davranışsal, sosyal ve duygusal gelişimlerini olumsuz etkileyebileceğini anlattı.
Aksungur, özellikle dikkat süresindeki azalma nedeniyle çocukların bir konu üzerinde çalışma ve öğrendiklerini özümseme süreçlerinde zorlanabildiğini belirtti. Bunun akademik çalışmalara da yansıyabileceğini ifade etti.
Çocukların ekran kullanımına alıştıkça gerçek hayattaki sosyal ilişkilerde de güçlük yaşayabildiğini vurgulayan Aksungur, arkadaşlarıyla iletişim kurma, karşısındaki kişinin davranışlarını tolere etme ve empati geliştirme becerilerinin önemine değindi.
Aksungur'un üzerinde durduğu en önemli konulardan biri de duyguları yönetebilme becerisi oldu.
Çocukların yaşadıkları üzüntü, sıkıntı ve hayal kırıklığı gibi duygularla baş etmek yerine doğrudan telefon veya tablete yönelmelerinin, duygu düzenleme becerilerinin gelişimini zorlaştırabileceğini belirtti.
Ekran kullanımında hangi davranışlar alarm veriyor?
Programda ekran kullanımının hangi noktada sorunlu hâle geldiği de ele alındı.
Sonay Aksungur, çocuğun ekranı aile iletişimine, arkadaşlarıyla buluşmaya ve diğer etkinliklere tercih etmesini önemli bir uyarı işareti olarak değerlendirdi.
Ekran nedeniyle yemek yemeyi, duş almayı veya günlük sorumluluklarını erteleyen; fiziksel hareketliliği azalan ve ekran süresi kısıtlandığında yoğun tepkiler gösteren çocukların durumunun dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Aksungur, problemli ekran kullanımının yalnızca geçirilen saat üzerinden değerlendirilmemesi, çocuğun günlük yaşamının ne ölçüde etkilendiğinin de dikkate alınması gerektiğine işaret etti.
Ekranın yerine ilişki, oyun ve sosyal yaşam konulmalı
Programın en önemli çözüm önerilerinden biri, çocukların ekran karşısında geçirdiği zamanın alternatif etkinliklerle desteklenmesi oldu.
Klinik Psikolog Sonay Aksungur, bu konuda önceliğin aile içi ilişki ve iletişim olması gerektiğini vurgulayarak spor, sanat, resim, müzik, takım oyunları ve arkadaşlarla gerçekleştirilen sosyal etkinliklerin önemine değindi.
Özellikle okul öncesi ve ilkokul dönemindeki çocuklar için anne ve babayla birlikte geçirilen 20-30 dakikalık oyun zamanlarının bile aile bağlarını güçlendirebileceğini belirtti.
Aksungur, çocukların sürekli etkinliklere yönlendirilmesinin de doğru olmadığını, kendi kendilerine vakit geçirmeyi ve can sıkıntısıyla baş edebilmeyi öğrenmelerinin önemli olduğunu ifade etti.
Çocuklara telefon verme yaşı ve dijital denetim
Yayında ailelerin en çok merak ettiği konulardan biri de çocuklara bireysel telefon verme yaşı oldu.
Sonay Aksungur, bireysel telefon kullanımı için 14 yaşını önerdi. Daha küçük yaşlarda ise ihtiyaç duyulması hâlinde çocukların internete anne ve babalarının rehberliğinde erişmesini, telefon kullanımının öncelikle haberleşme ihtiyacıyla sınırlandırılmasını tavsiye etti.
Aksungur, çocukların dijital dünyayı tanımalarının önemli olduğunu ancak bu dünyanın kontrolsüz ve sınırsız biçimde kullanılmaması gerektiğini belirtti.
“Önce biz denetleyeceğiz, çocuk büyüdükçe kontrolü kademeli olarak ona devredeceğiz.” yaklaşımıyla dijital öz denetimin küçük yaşlarda kendiliğinden gelişmesini beklemenin gerçekçi olmadığını vurguladı.
Çocukların hangi içerikleri izlediğinin bilinmesi, güvenli internet kullanımı konusunda bilgilendirilmesi ve dijital ortamda faydalı kaynaklara yönlendirilmesi gerektiğini de ifade etti.
Ebeveynler önce kendi alışkanlıklarını sorgulamalı
Eğitimci Tülay Sarıgül, çocuklara ekran sınırı koyarken anne ve babaların da aynı kurallara uyması gerektiğine dikkat çekti.
Kendi annelik deneyiminden örnekler paylaşan Sarıgül, kızının küçük yaşlarda yalnızca belirli numaralarla iletişim kurabildiği akıllı saat kullandığını, bireysel akıllı telefon kullanımını ise ihtiyaç doğrultusunda ve kontrollü biçimde başlattığını anlattı.
Uyku öncesinde telefon ve tabletlerin ortak bir alanda bırakılması, yatak odalarında ekran bulundurulmaması ve yemek saatlerinin elektronik cihazlardan uzak geçirilmesi gibi uygulamaların önemini vurguladı.
Sarıgül'e göre aile içerisinde belirlenen kuralların gerekçeleri çocuklara anlatılmalı ve mümkün olduğunca ortak kararlarla uygulanmalı.
“Akıllı Telefonsuz Çocukluk” hareketine dikkat çekildi
Programda ailelerin dijital bağımlılıkla mücadelede yalnız bırakılmaması gerektiği de gündeme geldi.
Sonay Aksungur, ebeveynlerin bilinçlenmesini ve birbirlerine destek olmasını amaçlayan “Akıllı Telefonsuz Çocukluk” hareketi hakkında bilgi verdi. Hareket kapsamında ailelerin bir araya geldiği, okullarda bilgilendirme çalışmaları yapıldığı ve ebeveynler arasında dayanışma oluşturulduğu aktarıldı.
Programda ayrıca çocukların dijital dünyayla ilişkisi, internet güvenliği ve ailelerin uygulayabileceği denetim yöntemleri üzerine yeni yayınlar yapılabileceği ifade edildi.
Eğitimli ve bilinçli aileler, sağlıklı nesillerin temelidir
Yayının sonunda Pınar Teyin, ebeveynliğin sürekli öğrenmeyi gerektiren bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti. Çocukların dijital dünyadan tamamen uzak tutulmasının değil, bu dünyayı doğru, bilinçli ve kontrollü kullanmayı öğrenmelerinin önemli olduğunu vurguladı.
Programda öne çıkan ortak değerlendirme ise çocukların ekran alışkanlıklarıyla mücadelede yalnızca yasakların yeterli olmayacağı oldu. Ailelerin çocuklarına zaman ayırması, onlarla iletişim kurması, ortak etkinlikler gerçekleştirmesi ve kendi davranışlarıyla örnek olması gerektiği vurgulandı.
İŞKADER Eğitim Sohbetleri, çocukların ve gençlerin gelişimini yakından ilgilendiren toplumsal konuları gündeme taşıyarak ailelerin bilinçlenmesine katkı sunmayı sürdürüyor.
Çünkü çocukları dijital dünyanın kontrolsüz etkilerinden korumanın ilk adımı, onlara daha fazla telefon değil; daha fazla zaman, ilgi, sevgi ve gerçek yaşam deneyimi sunmaktan geçiyor.




