Hayat, çoğumuz için mesai saatleri, yetişmesi gereken hedefler ve bitmek bilmeyen bir koşturmacadan ibaret görünebilir. Özellikle profesyonel dünyada, her gün yeni bir "eşik" atlamaya çalışırken bazen en önemli şeyi unutuyoruz: İnsana dokunmak ve değer katmak.

Yıllardır hem sahada hem de akademik alanlarda gözlemlediğim bir gerçek var; sadece "ürün" veya "hizmet" satanlar değil, karşısındakine "çözüm" ve "güven" sunanlar kalıcı oluyor. İster bir satış temsilcisi olun, ister büyük bir şirketin ceo’su, istersenizde bir dernek yöneticisi ya da bir içerik üreticisi; günün sonunda cebimizde kalan şey, kurduğumuz bağların kalitesidir.

Peki, bu koşturmacanın içinde kendi motivasyonumuzu nasıl diri tutacağız?

1. "Neden" Sorusuyla Barışın: Neyi, neden yaptığınızı bilmediğinizde, en küçük engel size bir duvar gibi görünür. Oysa yaptığınız işin bir başkasının hayatını kolaylaştırdığını bildiğinizde, o duvarlar basamağa dönüşür.

2. Zamanı Değil, Enerjinizi Yönetin: Zaman herkese eşit dağıtılmış bir sermaye. Ancak o zamanın içine ne kadar enerji ve tutku sığdırdığınız tamamen sizin elinizde. Mesai bittiğinde "bugün ne yaptım?" sorusuna verdiğiniz yanıt, sadece biten işleri değil, dokunduğunuz hayatları da kapsamalı.

3. Gelişim, Konfor Alanının Bittiği Yerde Başlar: Okul sıralarında öğrendiğimiz stratejilerle sahadaki pratiği birleştirmek zordur ama imkansız değildir. Bilginin yolu, teoriyi eyleme dökmekten geçer. Eğer bugün dünden bir adım öndeysek, gerçek başarı budur.

Unutmayın; başarı bir varış noktası değil, yolda olma halidir. Ve bu yolda en büyük referansınız, arkanızda bıraktığınız dürüst ve değer odaklı izlerdir.

Kendi yolunuzu aydınlatırken, başkalarına da ışık olmanız dileğiyle...